Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Çanakkale Utkusu

Dil ile ilişkili olan, öbür ulamlarla uyuşmayan géñel yazışmaları içerir.

Çanakkale Utkusu

İletigönderen YİĞİT TULGA » 10 Eki 2007, 10:54

Kaynak:
http://www.realhaber.com/author_article ... hp?id=1468



Çanakkale Utkusunun 92. Yıldönümü

AVUSTRALYA İLE TÜRKİYE ARASINDA İLK SAVAŞ AVUSTRALYADA BAŞLADI VE İKİ ŞEHİDİMİZ VAR.

Bu şehitlerimiz unutulmamalı ve bir ANIT yapılmalı

1915 yılında Avustralya’nın İngilizlerin isteği üzerine Osmanlıya karşı savaşmak üzere asker göndermesine karşı çıkan Afganlı iki Türk, tam 500 kişiyle çarpıştı ve şehit oldu. Şimdi bu iki şehit için  bir Anıt yapılmasını arzuluyor.

Bu günlerde Gelibolu’daki çarpışmalarda ölen Anzac askerlerinin mezarlarının bulunduğu toprakların kontrollarını Avustralya ve Yeni Zelanda kendilerine verilmesini istiyorlar. Bu istek Türkiye ile Avustralya ve Yeni Zelanda arasında şu an çözülememiş bir problem. 

Avustralya ve Yeni Zelanda’nın Türkiyeden madem böyle bir istekleri oldu, o zaman bizde gözlerimizi Avustralya ile Türkiye arasında ilk savaşın başladığı ve iki şehit verdiğimiz Avustralya’nın Broken Hill kasabasına çevirelim.

Çünkü  burada Avustralyalıların haksız yere asker gondermesine karşı çıkan ve sonuçta  500 kişilik bir silahlı grupla çarpışırken  şehit olan iki insanımızı-şehitlerimizi hatırlayalım Broken Hill kasabasında bir dostluk ve barış anıtı yaparak görevimizi yerine getirelim.

Biz Avustralya’dan toprak kontrolu değil sadece Atatürk’ün Anzac askerleri için söylediği ve Avustralyalıları da duygulandıran tarihi sözlerini, Broken Hill kasabasındaki White Rocks-Türk Kayalıklarına yaptıracağımız bir anıta plaketle asalım ki, herkes Türk asaletini, hasletini burada görsün ve anlasın.

1 Ocak 1915 tarihinde meydana gelen  ilk Avustralya-Türk savaşının iki  şehidi şimdi bu kasabada yatıyor.Ama nereye gömüldükleri açıklanmıyor.Bu sebeble de gömüldükleri yeri dahi bilemiyoruz.

Sydney’e kara yoluyla 1200 kilometre mesafede olan Broken Hill’e bir süre önce yaptığım gezide ilk işim, Avustralyalıların şehit ettikleri Türk kökenli ama Afgan vatandaşı  Gool-Gül Muhammed ile Molla Abdullah isimli iki Türkle ilgili bilgi toplamak oldu.

Bu iki Türk kökenli Afganlının kemikleri şimdi Broken Hill’de yeri bilinmeyen veya  gizli tutulan toprakların altında yatıyor. Öyle hissediiyorum ki, Gül Muhammed ve Molla Abdullah’ın kemikleri şimdi unutulmanın acılarıyla sızlıyor. 

OLAYIN PERDE ARKASI

Onları ölüme-şehitliğe kadar götürecek sebeb, yüreklilik neydi acaba ? diye sorarsanız, bu kahramanlarımızın Osmanlıya karşı olan bağlılıkları, sadakatları.. Avustralyalıların binlerce kilometre uzaklıktaki Türk topraklarına-Osmanlıya karşı savaşmak için ( İngilizlerin emri ile ) asker göndermeleri kendilerini öfkelendirir. Bu haksız saldırıya,savaşa, işgale karşı ortak olarak katılan Avustralyalıları yanlış kararlarından vaz geçirmek isterler.

Bu konuda kasabanın duvarlarına gizlice protesto yazıları asarlar. Ama kimsenin tınladığı yok. En sonunda bu iki Türk Çanakkale’ye Türklere karşı  savaşmaya gidecek gönüllü askerlerin ve yakınlarının bulunduğu trene silahla saldırırlar. Saldırı sırasında dondurmacılık yapan Gül Muhammed’in arabasına Türk bayrağını asarak saldırı sırasında da siper yaparlar. İşte  bu saldırı, Avustralya ile Türkiye arasındaki ilk savaşın başlangıcı olur ve Çanakkale-Gelibolu’dan devam eder.

Açık vagonlarla piknikten dönen gönüllü askerlerden ve yakınları ateş açan Gül Muhammedi ve Molla Abdullah’ı karşılarında görünce çok şaşırır ve şoka girerler.  Muhammed ve Abdullah’ın attıkları kurşunlarla açık vagonlarda bulunanların bazıları yaralanır.Trenin makinisti treni hızlandırarak kasabaya ulaştığında durumu halka ve ilgililere bildirir. Bunun üzerine 500 kişilik polis, avcı ve halktan oluşan kalabalık silahlanarak Muhammed ve Abdullah’ın peşine düşerler.

Kalabalık insan seslerini duyan iki savaşçı, kasabanın biraz dışındaki bir kulübeye doğru koşarak saklanmak isterler ama kulübüdeki bir yaşlı bunları silahlı görünce kabul etmez.İki savaşçı buna sinirlenerek ihtiyara bir el ateş ederek hafif bir şekilde yaralı olarak bırakır giderler.

Deveci Afganlıların kamplarına sığınmak için yola çıkan fakat silahlı kasaba halkı ve polislerin kendilerine iyice yaklaştıklarını sezen Muhammed ve Abdullah bu defa eski adı White Rocks-Beyaz Kayalar’a  (şimdiki adı Türk Kayalıkları ) doğru koşarak giderler ve bu kayaların arkasına saklanırlar

İzlerini takip ederek kayalıkların arkasına saklanan Türkleri bulan polis ve silahlı halk, kayalıkların etrafından ve sonradan yıkılan bir otelin balkonundan iki şehdin üzerine kurşun yağdırırlar. Bu çarpışmalarda bazıları polislerin silahlarından çıkar kurşunlar dahil  dört Avustralyalı ölür ve  yedi Avustralyalı da yaralanır.

Uzun çarpışmalar sonucu 500 kişilik polis ve gönüllü kasaba halkın tarafından öldürülen Molla Abdullah ve  Gül Muhammed’in naaşları belediyenin bir çöp arabasıyla gizli bir yere gömülür. İki şehidin gömülü olduğu yerde halktanda saklanır.Bu nedenle mezarın bulunduğu yerle  ilgili doğru dürüst bir belgeye rastlamak mümkün olmuyor.Belki Canberra’ da yapılacak bir araştırma sonucu bulunabilir. Bu çarpışma sırasında halk öyle  öfkelenir ki, daha sonra Türkiye’nin dostu olduğu savı ile bu defa kasabadaki Alman kulübüne saldırılıp otel yakılır. Buradaki Almanlar korkudan kaçışmaya başlarlar.

White Rocks-Türk Kayalıklarına gittiğinizde burada yer alan bilgilerde  Gül Muhammed ve Molla Abdullah Avustralyanın düşmanı Türkler olarak tanıtılmakta. Ayrıca iki şehidin siper olarak kullandıkları dondurma arabasıda burada sergilenmekte.

WHITE ROCKS - TÜRK KAYALIKLARI ADINI ALIR

Türk Kayalıkları adı verilen bu çarpışma yerinde yer alan plaketlerin birinde ; Halk arasında ‘White Rocks’ denilen burası  1.Dünya savaşı sırasında bir silahlı çatışmanın yaşandığı yerdir. Çatışma, iki Osmanlı sempatizanı ile polis ve  gönüllü silahlı birlikler arasında olmuştur ’

Diğerinde ise ; Burası 1.Dünya savaşı sırasında Avustralya topraklarında meydana gelen ilk saldırının-savaşın gerçekleştiği yerdir.1915 yılının ilk günü 1200 kişi taşıyan piknik trenine Türk-Osmanlı sempatizanları tarafından ateş açıldı. Üç saat süren çatışmalarda saldırganlar öldürüldü’ şeklinde bilgiler yer alıyor.’  Piknik treninin bir vagonu ise kasabanın bir başka yerinde teşhir ediliyor.

Her kim ne derse desin fanatik düşünceleri  bırakıp, Molla Abdullah ve Gül Muhammed’in,  İngiltere istedi diye Türklerle savaşmak için Çanakkale-Gelibolu’ya asker gönderen Avustralya’lıları bu fikirlerinden caydırmak ve bir yerde protesto etmek için savaştıklarını ve  bu nedenle şehit olduklarını kabul etmeliyiz.

Avustralyalılar nasıl Çanakkale-Gelibolu’da ölen askerlerine anıtlar dikip her yıl anıyorlarsa hatta yukarıda da belirttiğimiz gibi Anzac askerlerinin mezar yerlerini, toprakları kendi kontrollarına almak istiyorlarsa, bizlerde Türk kökenli Avustralyalılar olarak bu iki şehidimize sahip çıkmalıyız.

Avustralya dahil bir çok ülkede Ermeniler,  sözde Ermeni soykırımı ile ilgili  anma anıtları dikerken,plaketler asarken bizler neden Broken Hill’deki Türk Kayalarına-White Rocks’a  bir Dostluk ve Barış Anıtı dikmeyelim, Atatürk’ün Çanakkale’de  ölen Anzac askerleriyle ilgili sözlerini de bir plaket halinde bu anıta asmayalım!..Ayrıca belgeleri gizlendiği tahmin edilen Molla Abdullah ve Gül Muhammed’in mezarlarının tesbiti için Federal hükümete  resmen müracat da etmeliyiz.

Bu olayı araştırdığımda şahsen Abdullah ve Muhammed’in bu çarpışmada; Ölüm vatan içinse, hoş geldi,sefa geldi ’dediklerini ve kendilerini kahramanca ölüme attıklarını sanıyorum. 

Unutmayalım, ‘ Savaşta öldürülmek sıradan bir ölüm olarak görülebilir.Ama ölenlerin ne için öldüklerini düşünürsek ona göre karşılık vermek gerekir ‘ diye de düşünmemiz lâzım.

Canberra eski B.Elçimiz ve Tarihci Bilal Şimsir”in çalışmaları

1997 yılında Canberra’da Büyük Elçilik yapan aynı zamanda Tarihçi-Yazar olan Bilal Şimşir, bu Broken Hill olayı üzerinde çok durdu. Bu iki Afganlı Türkün vuruldukları kayanın yapılacak bir düzenleme ile “Türk Şehitlik Anıtı” haline getirilmesini ve bu anıta Atatürk’ün Anzac askerleri için söylediği anlamlı sözlerinin bir plaket halinde konulmasını arzuladı.

B.Elçi Şimşir, madem Türkler  Avustralya ve Yeni Zelandalıların Çanakkale’ (Gelibolu) de ölen Anzac askerleri için anıt mezarlar yapmalarına müsaade etti, neden bu iki insanın anısına bizde bir anıt yapılmasın  diye düşündü.

Şimşir, bu düşüncesini  Türkiye’deki ilgililere  iletip olumlu cevap aldı. Ayrıca Avustralya’daki Türk sivil toplum örgütleriyle de toplantılar yaptı. Bu arada da Avustralya Dışişleri bakanlığına bir mektup yazarak  müsaade istedi. Dışişleri bakanlığı B.Elçimizin müracaatını Broken Hill kasabası belediyesine iletti.

Yazışmalar devam ederken ne yazık ki, tarihine ve şehitlerine saygısız bir kısım fanatik, kraldan çok kralcı geçinip bu  anıt fikrine karşı çıktılar! Hatta bazıları  öyle fanatikleşir ki, anavatanlarına haksız yere savaşmaya giden zihniyete karşı canlarını veren bu iki insana “eşkiyalar ” diyecek kadar ileri gittiler !.

Bu durum, tarih bilgisinden, vatan-millet sevgisinden ne kadar yoksun olduğumuzun  göstergesi olmuyor mu ? Eğer bu anıt karşıtları, Türk tarihini okumuş olsalardı böyle bir olaya bu kadar hissiz ve duyarsız davranmazlardı. Bu nedenle dış ülkelerdeki  çocuklarımıza-gençlerimize anadilleri kadar tarihimizi de öğretmekte büyük faydalar var.

Fanatik Türklerin anıt yapımının önlenmesi konusunda gayretleri devam ederken, Broken Hill kasaba belediye meclisi, Bilal Şimşir’in bu düşüncesine sıcak bakar ve yapılacak anıta  Türk Avustralya dostluğu göz önüne alınarak “Türk-Avustralya Dostluk Anıtı” adı verilmesini ve anıtın bu isimle yapılmasını uygun bulduğunu bildirir. Ama tarihine ve ülkesi için canlarını veren şehitlere saygısız fanatik Türklerin karşı çıkışları yüzünden B.Elçi Bilal Şimşir, büyük bir üzüntüye kapılarak bu düşüncesinden vazgeçer.

AFGAN TÜRKLERİ
Şimdi bu fanatiklere bu iki şehidimizin Türk olup olmadıkları konusunda ve Afgan ırkının özellikleri ile  Türklerle olan bağlarını uzun bir araştırma sonunda bulduğum tarihi gerçekleri anlatmaya çalışacağım.
Afganistan, 1. yüzyilda yaşamış olan en eski Türk boyu Yueh-çiler'den 1747'de vefat eden Nadir Avşar'a kadar hep Türkler'in yönetimi altında  olan eski bir Türk yurdudur.
Türk boylarından Akhunlar, Gazneliler, Göktürkler, Selçuklular, Timurlular, Harzemşahlar ve Avşarlar  Afganistan'da hüküm süren Türk devletleridir.
Afganistan'da Peştunlar'dan sonra en kalabalık nüfusa Türkler sahiptirler.
Türkleri'n yoğunlukla yaşadıkları Afganistan'ın kuzey bölgesi "Afgan Türkistanı" veya "Güney Türkistan" olarak bilinir.
Aynı zamanda bu bölge Hazar Denizi'nden Kaşkar'a, Urallar'dan Hindukuş Dağları'na kadar uzanan büyük Türkistan'ın bir parçası sayılır.
Türkler, yoğun olarak Afganistan'ın kuzey bölgesinde yaşarlar.Afganistan'ın güney bölgelerinde de bazı Türk boyları bulunmaktadır.
Özbek ve Türkmenler, Afganistan'da yaşayan Türkler'in çoğunluğunu oluştururlar.
Kazak , Kırgız, Kızılbaş, Karakalpak, Kıpçak, Karluk, Aymak, Hazara ve Çağatay gibi Türk toplulukları da bulunmaktadır.
Türkler, Afganistan'ın 8 - 11 milyonluk kısmını oluşturur.
Türk nüfusunun 4-6 milyonluk kısmını Özbekler, 3-4 milyonluk kısmını Türkmenler, 1 milyon civarını ise diğer Türk boyları oluşturmaktadır.
Bu fanatikler bu yazıyı okuduktan sonra Gül Muhammed ile Molla Abdullah’ın halâ Türk olmadıklarını iddia ve ispat edebilecekler mi acaba ?
Düşünmek lazım, başka bir ırk veya milletten olan bir kimse, mensubu olmadığı ırk veya millet için canını verebilir mi ?.. 

Hulusi ŞENEL                                                                                 
E.Posta- hulusisenel@yahoo.com
  • 0

Sözlük indir.
http://tufar.com/SanalBaba/
Taranmasına "kıyacağınız" sözlük varsa benimle iletişim kurunuz.

"Türk Dil Kurumu" ile "Türk Günay Kurumu" özerk, tüzel kişiliğine dönmelidir. Atatürk kalıtını çiğneyenler yargılanmalıdır...
YİĞİT TULGA
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 973
Katılım: 29 Ağu 2007, 03:48
Değerleme: 34

Ynt: Çanakkale Utkusu

İletigönderen YİĞİT TULGA » 10 Eki 2007, 11:44


AVUSTRALYA'YA SAVAŞ AÇAN İKİ TÜRK'ÜN İLGİNÇ ÖYKÜSÜ...
Sayımız az, biz ne yapabiliriz ki, güçlüye boyun eğmek gerekli deyip, güvensizliklerini sürekli dile getirenlere Hindistan Büyükelçiliği'nden alınan belge sonucunda ortaya çıkan bir gerçek öykü aşağıdaki.
"Yıl 1912, İngilizler Hindistan'ı isgal eder, Hindistan kralı Osmanlı'dan yardım ister. Yıllardır savaş içinde olan Osmanlı bu yardımı karşılıksız bırakmamakla birlikte 350 kişilik bir askeri birliği gemiyle Hindistan'a gönderir. 350 kişilik birlikten 20 kadarı hastalıktan yolda şehit olur, kalan 330 Osmanlı askeri Hindistan'a çıkarlar ve İngilizlerle savaşmaya başlarlar. Mühimmat açısından kısıtlı olan Osmanlı askerleri birkaç günlük mücadeleden sonra teknolojik donanıma sahip İngiliz askerleri karşısında yenik düşerler ve 40 kadarı esir alınır diğerleri de savaşta şehit olurlar. Savaş bittikten sonra bu 40 Osmanlı esir askerini, İngilizler gemilerde çalıştırmaya başlarlar. Bir İngiliz gemisi Avustralya'ya geldiğinde, esir iki Osmanlı askeri gemiden bir yolunu bulup kaçarlar.

Bir süre sonra, adı Karadeniz diyarından Menteşoğlu Abdullah olan, baba mesleği dondurmacılığa baslar. Karahisar diyarından Tarakçıoğlu Mehmet de baba mesleği kasaplığa başlar. 1918'de Avustralya Çanakkale'ye asker çıkarır ve bizim iki Osmanlı askeri olayı duyarlar ve hemen buluşurlar, durum değerlendirmesi yaparlar. Biz Osmanlı askeriyiz ve Avustralya'da yaşıyoruz. Avustralya devleti Osmanlı'ya savaş açmış ve bizim ülkemizi işgale gitmiş, bundan dolayı biz de Avustralya devletine savaş açalım derler. Alırlar kağıdı kalemi ve yazarlar: Sayın Avustralya Başkanı Eksalans Hazretleri, Biz iki Osmanlı askeri, ülkenizde bulunuyoruz, duyduk ki devletimiz Osmanlı'ya Avustralya devleti olarak savaş açmıþ ve Çanakkale'ye asker göndermişsiniz. Bundan dolayı iki Osmanlı askeri olarak biz de Avustralya devletine savaş açmış bulunmaktayız. Bu bir Osmanlı savaş fermanıdır. Ekselansların bilgilerine duyurulur.
Karahisar diyarından Tarakçıoğlu Mehmet Karadeniz diyarından Menteşoğlu Abdullah iki Osmanlı askeri, Sydney'in 250 km uzağında Karlıdağlar denilen bölgede önce virajlarda tren raylarını sökerek 3 tren devirirler ve üçüncü tren de askeri mühimmat bularak silahlanırlar. Aynı bölgede 8 karakol basarlar ve karakollardaki askerlerin tamamını vururlar. Ne olduğunu bir türlü çözemeyen Avustralya devletinin sonunda iki Osmanlı askerinin yazmış olduğu mektup akıllarına gelir ve mektubun atıldığı bölgeye 250 kadar asker gönderirler ve iki Osmanlı askeri araştırılmaya başlanır. Birkaç günlük araştırmadan sonra sıcak çatışma olur ve iki Osmanlı askeri bu Karlıdağlar'da şehit edilir. İki askerin şu an mezarı Sydney' e 250 km uzakta Karlıdağlar'da ve mezarlarında fotoğraf çekmek yasak. Avustralyalılar iki Osmanlı askeriyle savaştık demek zorlarına gittiği için bu askerlerimize (Hindistan asıllı) diyorlar. Oysa Hindistan'da ne Karahisar diyarı, ne de Karadeniz diyarı diye bir bölge var..."


Karadenizli Menteşoğlu Abdullah
Karahisarlı Tarakçıoğlu Mehmet

Koca yiğitler, babayiğitlersiniz siz. Unutmayacağız adınızı. Anıtlarınızı dikeceğiz.
  • 0

Sözlük indir.
http://tufar.com/SanalBaba/
Taranmasına "kıyacağınız" sözlük varsa benimle iletişim kurunuz.

"Türk Dil Kurumu" ile "Türk Günay Kurumu" özerk, tüzel kişiliğine dönmelidir. Atatürk kalıtını çiğneyenler yargılanmalıdır...
YİĞİT TULGA
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 973
Katılım: 29 Ağu 2007, 03:48
Değerleme: 34


Dön Géñel yazışma

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 1 konuk

Reputation System ©'