1. bét (Toplam 1 bét)

Bursa Söylevi

İletiGönderilme zamanı: 18 Eki 2007, 13:40
gönderen SanalBaba
Mustafa Kemal Atatürk'ün, 5 Şubat 1933 günü Bursa'da yaptığı konuşmadır.

Şubat 1933'ün ilk günlerinde Bursa Ulucami'de toplanan 100 kadar irticacı kişi camilerde Türkçe ezan okunmasına karşı bir ayaklanma girişiminde bulunurlar. Ayaklanma kısa sürede bastırılır. Atatürk olayın hemen ardından Bursa'ya gider. Çekirge yolu üzerinde bulunan bir köşkte akşam yemeği yenildiği sırada bir kişi Atatürk’e ayaklanmayla ilgili olarak şöyle diyecek olur: "Bursa gençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıtaya ve adliyeye olan güveninden ötürü...". Atatürk'ün hemen konuşmakta olan kişinin sözünü kestiği ve günümüzde "Bursa Nutku" diye anılan konuşmayı yapmıştır.

Bu konuşmayla ilgili olarak Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, "Kemalizm, Laiklik ve Demokrasi" adlı kitabında şu yorumu yorumu yapar: "Tarihte bu sözleri söyleyebilen bir başka devrimci çıkmış mıdır? Başında bulunduğu devletin bile 'zaaf' içinde olabileceğini düşünen, geleceğin siyasal iktidarlardan kuşkulanabilen, ama gençliğe böylesine 'sınırsız' bir güven besleyen, böylesine 'açık ödev' veren, gençliği böylesine 'son çare' olarak gören bir devrimci yoktur! Ve Atatürk, hem gelecek iktidarlar hem de gençlik konusunda yanılmamıştır."

Uydurma olduğu savı (iddiası)

Farklı görüşlere sahip kaynaklar bu nutkun uydurma olduğunu açıklamıştır. Bunu savunanların genel tezi "Atatürk'ün gençleri anarşiye teşvik etmesinin hiç bir mantığı olmadığı" yönündedir. "Çünkü Bursa nutkunu herkes kendi görüşleri çerçevesinde değerlendirip durumdan vazife çıkarabilir."

Bursa Nutku'nun uydurma olduğunu savunanlardan biri olan Tarihçi Mustafa Armağan, bir makalesinde şunları yazmaktadır:

Hadisenin ceryan ettiği günlerde basında tek kelimeyle olsun söz edilmeyen -ki o zamanlar Atatürk'ün her sözü anında zaptedilirdi- bu nutku, yaklaşık 15 kişi olduğunu bildiğimiz toplantıya katılan zevat da yalanlar (mesela Kılıç Ali ile Yusuf Hikmet Bayur). Katılanların yalanladıkları, nöbetçi defterinde kaydı bulunmayan, gazetelerde esamisi okunmayan, Anadolu Ajansı'ndaki beyanatta zikri geçmeyen bu nutkun Atatürk'e ait olması mümkün değildir. Hatta bazılarına göre, Stalin'in Komünist Gençliğe Hitabı'ndan alınıp Atatürk'e yamanmıştır.

Sonradan Bursa Nutku adıyla meşhur olacak bu metin ilk kez 1947'de Rıza Rüşen Yücer'in Atatürk'e Ait Birkaç Fıkra ve Hatıra adlı kitabında görülürse de, Celal Bayar tarafından 1949'da İzmir'de yapılan II. DP Büyük Kongresi'nde okutulmasına kadar yine kimsenin ilgisini çekmez. Bayar'ın menfaatlerine bir eldiven gibi uymaktadır. Nutuk'ta 'Madem gerici CHP'yi adalet durdurmuyor, o halde gençlik yönetime el koymalıdır' mesajı bağırmaktadır. Ne var ki, nutku alkışlayan DP'liler, hasımlarının eline ne denli tehlikeli bir silah uzattıklarının farkında değillerdir.

9 yıl sonra bu defa CHP yanlısı Ulus gazetesine basılmış olarak görürüz onu. Bu defa amaç, DP'yi tehdittir. 'Gençlik, iktidara rağmen kanun-nizam dinlemeden rejimi korumak adına idareye el koyacaktır' mesajı çınlar. Tartışma alevlenince Cumhuriyet Savcısı Ulus gazetesi hakkında soruşturma açar. DP'nin bu nutku daha önce okuttuğunun ortaya çıkması üzerine ise Menderes'in baskısıyla savcılık takipsizlik kararı verir ve hadise kapanmış görünür. Ancak bir kere kılıfından çıkan silah belden bele dolaşmaya kararlıdır.




İşte bu da kanıtlanma alıntısı:

Bursa Söylevi (Nutku)
Mustafa Kemal Atatürk
5 Şubat 1933 Bursa
1975 yılında; ilk kez yazılı metin olarak, Cafer Tanrıverdi tarafından halka dağıtılmasından sonra, Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan kovuşturmada, dönemin Türk Tarih Kurumu Başkanı Enver Ziya Karal ve Öğretim Üyesi Sami N. Özerdim’in katkılarıyla da, Atatürk’e ait olduğu kesinleşen nutkun, mahkemedeki orijinal metni aşağıdaki gibidir.Sonradan bulunan, mahkeme dosyasına da konulan, 1935 yılı yayını bir dergide vardır. Bursa’da bir gerici ayaklanma sonrası, Bursa’ya giden, Atatürk tarafından söylenen bu nutuktan bir bölüm de, Celal Bayar tarafından meclis kürsüsünden okunmuştur. Bu mahkeme kararından sonra, nutkun tamamı, serbestçe okunur, söylenir ve dağıtılır hale gelmiştir.

"Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır.Yine düşünecek; “Demek adliyeyi ıslah etmek, rejime göre düzenlemek lazım.” Diyecek.

Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir."

İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!


Türk genci, Türk gençliği uyan ! "....haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek "SENİN" ödevindir."
Sen, başkalarının istediği olmayacaksın;  ATALARININ senden beklediği olunca "Türk" olacaksın!

Bağımsızlık övünçle,
Egemenlik kıvançla
Özgürlük gönençle

Türk yılma, yorulma!
Sürekli öne,
Önden ileriye...

Sürekli devrim ile

Uğrola
Yiğit Tulga
SNBB

Ynt: Bursa Söylevi

İletiGönderilme zamanı: 06 Oca 2011, 03:05
gönderen SanalBaba
Uğrola,
Deneysel bir çeviri:

Türk Genci, devrimlerin ulayı kamerkin iyesi ulayı bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna kamulardan çok inanmıştır. Yönetim biçimini ulayı devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük azu en büyük bir kıpırtı ulayı bir davranış duydu mu; "Bu ülkenin kolcusu vardır, dağeri vardır, ordusu vardır, tüze örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopası ulayı kargısıyla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

Kolcu gelecek, gerçek suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç; "Kolcumuz daha, devrim ulayı kamerkin kolcusu değildir", diye düşünecek, ancak hiç bir oğur yalvarmayacaktır. Tüze onu yargılayacaktır. Yine düşünecek; “Demek tüzetayı onultmak, yeni yönetime göre düzenlemek gerek”, diyecektir...

Onu tutuklayacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ulayı kamutaya telyazılar yağdırıp, tüzsüz ulayı suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayırılmasını istemeyecek. Diyecek ki, "ben inanç ve kanılarım gereğini yaptım. Araya girişimde ulayı eylemimde tüzlüyüm. Eğer buraya tüzsüz olarak gelmişsem, bu tüzsüzlüğü ortaya koyan neden ulayı etkenleri düzeltmek de benim görevimdir."

İşte benim anladığım Türk Genci ulayı Türk Gençliği!



Görevimizin bilincindeyiz Ulu Atatürk...

Biz yamanmacı, yaltakçı, dönemsel, göstermelik Atatürkçü değiliz... Biz O'ncu, Bu'ncu, Ben'ci, el etek çömelmeci de değiliz...

Biz kendimizi senin umduğun gibi "yeni yeni" anlıyoruz...

Bağımsızlık ulayı özgürlük öz ırası olan bizler başkası olmayacağız artık...

BİZ SEN'İZ !!!


Uğrola

Sözlükçe:
azu: veya, ya da
dağeri: jandarma
dağeri: jandarma
ıra: karakter
iye: sahip
kamular: herkes
kolcu: polis
oğur: zaman
onultmak: düzeltmek, ıslah etmek, iyileştirmek
tüzetay: adliye
ulayı: ve
tüz: hak
tüze: adalet
tüzsüz: haksız

Ynt: Bursa Söylevi

İletiGönderilme zamanı: 05 Ara 2011, 15:18
gönderen Nigâhban
Zaten Türkçe olarak yazıl(dığı iddia edilen)mış bir metnin neyini tercüme ediyorsunuz yahu? Bari sadeleştirilmiş, özleştirilmiş hâli deyin. Böyle cehâlet olmaz. Ayrıca mezkur nutuk bir işgüzâr uydurmasıdır. Cemaatin müverrihi yazmış tabi kaale almayın.

Ynt: Bursa Söylevi

İletiGönderilme zamanı: 05 Ara 2011, 18:01
gönderen Tansık
Nigâhban yazdı:Zaten Türkçe olarak yazıl(dığı iddia edilen)mış bir metnin neyini tercüme ediyorsunuz yahu? Bari sadeleştirilmiş, özleştirilmiş hâli deyin. Böyle cehâlet olmaz. Ayrıca mezkur nutuk bir işgüzâr uydurmasıdır. Cemaatin müverrihi yazmış tabi kaale almayın.


Kale alınacak gibi de değil zaten.

''Birkaç kişiye yapılan konuşma nutuktan sayılmaz''mış; iyi ne güzel öyleyse bu nutuk yalan öyle mi? Kaldı ki, nutuk esasında konuşma demektir; hitap edilen kitlenin büyüklüğü bu anlamı etkilemez.

Ayrıca Atatürk bu nutukta, gençliği anarşiye kışkırtmak şöyle dursun; bilakis devletin müdafaası için onu yetkilendiriyor.

Ynt: Bursa Söylevi

İletiGönderilme zamanı: 05 Ara 2011, 18:21
gönderen Kuşhan
Nigâhban yazdı:Zaten Türkçe olarak yazıl(dığı iddia edilen)mış bir metnin neyini tercüme ediyorsunuz yahu? Bari sadeleştirilmiş, özleştirilmiş hâli deyin. Böyle cehâlet olmaz. Ayrıca mezkur nutuk bir işgüzâr uydurmasıdır. Cemaatin müverrihi yazmış tabi kaale almayın.


Siz Göktürk Türkçesi yada Azerbaycan Türkçesi  bir yazıyı günümüzün Türkiye Türkçesiyle yazdığınızda o bir çeviri olmaz mı? Üçü de Türkçe, neyini tercüme etmiş oluyoruz yahu?

Ynt: Bursa Söylevi

İletiGönderilme zamanı: 05 Ara 2011, 20:40
gönderen Bengitaşlarındili
Nigâhban yazdı:Zaten Türkçe olarak yazıl(dığı iddia edilen)mış bir metnin neyini tercüme ediyorsunuz yahu? Bari sadeleştirilmiş, özleştirilmiş hâli deyin. Böyle cehâlet olmaz. Ayrıca mezkur nutuk bir işgüzâr uydurmasıdır. Cemaatin müverrihi yazmış tabi kaale almayın.

Bu yazışmalıkta katkı sunmak yerine yalnızca kışkırtma ile uğraşacağınıza, yerinizin bu yerlik olmadığına inanıyorum... Yönetimi de gereken önlemi erkenden tezlikle almaya çağırıyorum. Dilimiz konusundaki uğraşlarımız sizi ve sizin gibileri rahatsız etmeye başlamışsa, doğru yoldayız demektir. Yeriniz burası değil, Türklüğe ve Türk dil devrimine karşı bir zihniyetin temsilcisisiniz, Büyük olasılıkla Atatürk ve devrimlerinin karşısında yer alan, dolayısıylada dil devrimine de karşı duran bir karşı devrimcisiniz. Aramızda yeriniz yok. Buna çın yürekten ışanıyorum. Yönetim gereğini yapmanızı isterim, ben sizler kadar sabırlı olamayabilirim.

Ynt: Bursa Söylevi

İletiGönderilme zamanı: 05 Ara 2011, 21:11
gönderen Gökbey
Aramızda yeriniz yok. Buna çın yürekten ışanıyorum. Yönetim gereğini yapmanızı isterim, ben sizler kadar sabırlı olamayabilirim.


Yapmayın arkadaşlar!

Bizden birini kovmamızı nice beklersiniz?

Kapımız soñuna değin açıktır. Kapımızdan içeri giren, göñlümüzden de girmiştir. Dileyen kapıyı çırpıp gidebilir ancak göñlümüzden çıkamaz. Çıkış kapısı yaptırmadık.

Bizler bir yoluñ yolcusuyuz. Yiyeceğimiz, içeceğimiz tümü yérinde. Kişilerle déğil, düşüncelerle uğraşıyoruz. Bizler düşüncemizi dile getirir, yolumuzda ilerleriz. Dileyenler ardımızdan gelir, dileyenler éşlik éder de yanyana gideriz. Ancak karşımızda duranlara da söz söylemeleri için olanak véririz. Böylece yanımızda gidenler bizi daha çok séver.

Ynt: Bursa Söylevi

İletiGönderilme zamanı: 05 Ara 2011, 21:41
gönderen Bengitaşlarındili
Gökbey yazdı:
Aramızda yeriniz yok. Buna çın yürekten ışanıyorum. Yönetim gereğini yapmanızı isterim, ben sizler kadar sabırlı olamayabilirim.


Yapmayın arkadaşlar!

Bizden birini kovmamızı nice beklersiniz?

Kapımız soñuna değin açıktır. Kapımızdan içeri giren, göñlümüzden de girmiştir. Dileyen kapıyı çırpıp gidebilir ancak göñlümüzden çıkamaz. Çıkış kapısı yaptırmadık.

Bizler bir yoluñ yolcusuyuz. Yiyeceğimiz, içeceğimiz tümü yérinde. Kişilerle déğil, düşüncelerle uğraşıyoruz. Bizler düşüncemizi dile getirir, yolumuzda ilerleriz. Dileyenler ardımızdan gelir, dileyenler éşlik éder de yanyana gideriz. Ancak karşımızda duranlara da söz söylemeleri için olanak véririz. Böylece yanımızda gidenler bizi daha çok séver.
Baş edilebilir tutmaya erkimiz de gücümüzde yeter diyorsanız, benim için hava hoş, en fazla muhatap almayıveririm..

Ynt: Bursa Söylevi

İletiGönderilme zamanı: 06 Ara 2011, 01:48
gönderen Toygun
Bengitaşlarındili yazdı:
Nigâhban yazdı:Zaten Türkçe olarak yazıl(dığı iddia edilen)mış bir metnin neyini tercüme ediyorsunuz yahu? Bari sadeleştirilmiş, özleştirilmiş hâli deyin. Böyle cehâlet olmaz. Ayrıca mezkur nutuk bir işgüzâr uydurmasıdır. Cemaatin müverrihi yazmış tabi kaale almayın.

Bu yazışmalıkta katkı sunmak yerine yalnızca kışkırtma ile uğraşacağınıza, yerinizin bu yerlik olmadığına inanıyorum... Yönetimi de gereken önlemi erkenden tezlikle almaya çağırıyorum. Dilimiz konusundaki uğraşlarımız sizi ve sizin gibileri rahatsız etmeye başlamışsa, doğru yoldayız demektir. Yeriniz burası değil, Türklüğe ve Türk dil devrimine karşı bir zihniyetin temsilcisisiniz, Büyük olasılıkla Atatürk ve devrimlerinin karşısında yer alan, dolayısıylada dil devrimine de karşı duran bir karşı devrimcisiniz. Aramızda yeriniz yok. Buna çın yürekten ışanıyorum. Yönetim gereğini yapmanızı isterim, ben sizler kadar sabırlı olamayabilirim.


Kimseye sövmemiş, saymamış. Niye kovalım ki? Farklı düşünceleri dinlemeyecek kadar tahammülsüz müyüz? Hem sanki bu yazışmalıktaki Atatürkçü olduğunu söyleyen üyelerin Atatürkçülükten anladıkları bir midir? Atatürk üzerinden taaruz etmek yersiz... Atatürk'e hakaret söz konusu olduğunda mevcut bir yasa var sadece iş oraya gelirse yasalara saygılı olduğumuz için ona müdahil olabiliriz belki... Onun haricinde bu adam şerirlerin en şeriri olsa bile kimseye sövmediği müddetçe kendini özgürce ifade edebilmeli...

" İster Şaman olun, ister koyu şeriatçı, ister Atatürkçü olun, ister komünist ne olursañız olun eğer göñlünüz Türkçe için yanıyorsa burada size sonsuza dek kapılarımız açıktır. Çünkü bizim tek amacımız var; o da Türkçe’niñ gelişimidir."

Biz Kimiz?

Ynt: Bursa Söylevi

İletiGönderilme zamanı: 06 Ara 2011, 09:36
gönderen Oktay D.
Er kutı beliñ, sub kutı teriñ.

Ynt: Bursa Söylevi

İletiGönderilme zamanı: 06 Ara 2011, 13:17
gönderen Tansık
Oktay D. yazdı:Er kutı beliñ, sub kutı teriñ.


Af buyurun?

Ynt: Bursa Söylevi

İletiGönderilme zamanı: 06 Ara 2011, 22:32
gönderen Oktay D.
Tansık yazdı:
Oktay D. yazdı:Er kutı beliñ, sub kutı teriñ.

Af buyurun?

Bu Uygur atasözü "Nasıl ki yiğitiŋ değeri korku anında ise, suyuŋ değeri de deriŋliğindedir" demektedir. Demem o ki, dileyen deŋizci bu sulara gelmekte özgürdür.

Ynt: Bursa Söylevi

İletiGönderilme zamanı: 19 Ara 2011, 18:26
gönderen Boraan
" İster Şaman olun, ister koyu şeriatçı, ister Atatürkçü olun, ister komünist ne olursañız olun eğer göñlünüz Türkçe için yanıyorsa burada size sonsuza dek kapılarımız açıktır. Çünkü bizim tek amacımız var; o da Türkçe’niñ gelişimidir."


Mevlana ruhunu öldürmedikleri için yönetimi kutluyorum... ;) görüşlerine katılmasam da Nigâhban'ın da burada yazmaya hakkı vardır.  Sözcükler yalnızca araçtır, ana dilin olanakları ise onu geliştirmemiz için araçtır.Amacımızı da söylemeye gerek yok.