Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Fransızca Paralel < Türkçe barabar

Mustafa Kemâl Atatürk'üñ Türkçe üzerine çalışmalarını ve Dil Devrimi'ni içerir

Fransızca Paralel < Türkçe barabar

İletigönderen Le Qabaq » 02 Haz 2012, 07:16

Atatürk, son Sivas gezisinde,liseye ders dinlemeye gelir. Geometri dersinin yapıldığı bir sınıfa girer. Dersin konusu "Paralel doğrular ve yöndeş açılar"dır. Tahtada iki Paralel doğru çizilidir. O yıllar, Güneş-Dil Teorisi’nin revaçta olduğu yıllardır.

Atatürk bir ara ders öğretmenine dönerek: "Muallim Bey o iki yatay çizgiye ne diyorsunuz?" diye bir sual sorar. Öğretmen, "Paralel diyoruz efendim" der. Paşa tekrar "Ne demektir Paralel ve kökü nedir o kelimenin?". Muallim, kelimenin uzay geometrideki tanımını yapar: "Paralel,sonsuzda kesişmeyen iki çizgidir efendim, Latince bir kelimedir."

İşte o zaman vaveyla kopmuştur. Atatürk birden elini sıraya vurarak "Paralel kelimesi, Latin dilinden değildir efendim" der. Öğrencilere dönerek, "Paralelin nereden geldiğini bilen var mı çocuklar?" diye sorar. Öğrencilerin bir kısmı Fransızca, bir kısmı Yunanca’dan geldiğini söylerler. "Hayır!" der Atatürk. "Siz hiç kağnıya bindiniz mi çocuklar?" deyince,öğrencilerin hepsi birden, "Bindik efendim" derler. "Peki,o iki kağnı tekerleğinin toprakta bıraktığı iz nasıl gider?". Cevap, "Paralel gider efendim" olur. Atatürk, "Hayır! Bir Türk Paralel gider demez!". Öğrenciler çeşitli varsayımlarla cevap vermeye çalışırlarsa da, Atatürk hiçbirini kabul etmez. Arka sıralardan kalın sesli Zara'lı bir öğrenci parmak kaldırır. "Beraber gider efendim" der. Paşa,aradığı cevabı bulmuştur. "Tamam,barabar gider çocuklar." Ve Paralelin Türkçe’deki "barabar" kelimesinden Fransızlara geçtiğini uzun uzadıya anlatır.

Kaynak : "Dünden Bugüne ZARA"

Yazarı : Adnan Mahiroğulları
O dönemdeki Türk dili siyaseti hakkında ipuçları veren bir yazı.
  • 0

Le Qabaq
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 621
Katılım: 26 Kas 2011, 01:43
Değerleme: 13

Ynt: Fransızca Paralel < Türkçe barabar

İletigönderen Bengitaşlarındili » 02 Haz 2012, 16:49

Le Qabaq yazdı:O dönemdeki Türk dili siyaseti hakkında ipuçları veren bir yazı.




Kimse mükemmel değil, Ruhu şad olsun, rahmet ile anarız Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ama Güneş Dil Teorisi çok büyük bir hatadır.
  • 0

Anlayın Artık! Uydurukçuluk devri bitti! Bitti! Koskoca Türk dünyası dururken uydurduklarınızı yutturamazsınız. Biri önerdiğiniz sözü ilk anda kabullenebilir ama sonra diğer Türk dillerindeki karşılıklarını öğrenince, önermiş olduğunuz uyduruk söz için size kin ve nefret besler. Benim şu anda tüm uydurukçulardan duyduğum nefreti duyar size, ama bunu şahıs olarak kimseye yöneltemediği, maddileştiremediği için Türkçeciliğe yansıtır. Türkçeciliğe nefret duymaya başlar.İşte siz UYDURUKÇULAR farkında olmadan TÜRKÇEYİ BALTALAYANLAR DURUMUNDASINIZ. Yeter artık UYDURMAYIN!
Üyelik görseli
Bengitaşlarındili
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2144
Katılım: 28 May 2009, 15:46
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 0

Ynt: Fransızca Paralel < Türkçe barabar

İletigönderen Engin » 02 Haz 2012, 16:59

Beraber sözü Türkçe olsa bari...
Aşırı milliyetçilik ile yıllarca biriken aşağılık kompleksinin buluştuğu sözdebilimlik bir tez işte "Güneş-Dil Teorisi". Dünyada böyleleri az değil...
  • 0

Üyelik görseli
Engin
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 605
Katılım: 28 Mar 2010, 01:16
Konum: Almanya
Değerleme: 14

Ynt: Fransızca Paralel < Türkçe barabar

İletigönderen Bengitaşlarındili » 02 Haz 2012, 17:03

Engin yazdı:Beraber sözü Türkçe olsa bari...
Aşırı milliyetçilik ile yıllarca biriken aşağılık kompleksinin buluştuğu sözdebilimlik bir tez işte "Güneş-Dil Teorisi". Dünyada böyleleri az değil...

Dahası bu gibi saçmalıları bugün dahi desteleyen şuursuzlar pıtırık gibi her yerden bitiyor.
  • 0

Anlayın Artık! Uydurukçuluk devri bitti! Bitti! Koskoca Türk dünyası dururken uydurduklarınızı yutturamazsınız. Biri önerdiğiniz sözü ilk anda kabullenebilir ama sonra diğer Türk dillerindeki karşılıklarını öğrenince, önermiş olduğunuz uyduruk söz için size kin ve nefret besler. Benim şu anda tüm uydurukçulardan duyduğum nefreti duyar size, ama bunu şahıs olarak kimseye yöneltemediği, maddileştiremediği için Türkçeciliğe yansıtır. Türkçeciliğe nefret duymaya başlar.İşte siz UYDURUKÇULAR farkında olmadan TÜRKÇEYİ BALTALAYANLAR DURUMUNDASINIZ. Yeter artık UYDURMAYIN!
Üyelik görseli
Bengitaşlarındili
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2144
Katılım: 28 May 2009, 15:46
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 0

Ynt: Fransızca Paralel < Türkçe barabar

İletigönderen Engin » 02 Haz 2012, 17:06

Bengitaşlarındili yazdı:Dahası bu gibi saçmalıları bugün dahi desteleyen şuursuzlar pıtırık gibi her yerden bitiyor.


Evet, bu yazışmalıkta bile...
Bilgisiz ve bilinçsiz kişileri çekmek için uygun "tezler". İşin aslına dalınca bunların ne tür saçmalık olduğu kesin olarak ortaya çıkıyor. Ama bunlara inanmak varken, her şeyin Türk ve Türkçe olduğunu "gururla" benimsemek dururken niye kendini yorup bunların aslını araştırsın ki, değil mi?
  • 0

Üyelik görseli
Engin
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 605
Katılım: 28 Mar 2010, 01:16
Konum: Almanya
Değerleme: 14

Ynt: Fransızca Paralel < Türkçe barabar

İletigönderen Engin » 02 Haz 2012, 17:11

Engin yazdı:Ama bunlara inanmak varken, her şeyin Türk ve Türkçe olduğunu "gururla" benimsemek dururken niye kendini yorup bunların aslını araştırsın ki, değil mi?


Düzeltiyorum: her şeyin sözde "Türk" ve "Türkçe" olduğunu...
  • 0

Üyelik görseli
Engin
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 605
Katılım: 28 Mar 2010, 01:16
Konum: Almanya
Değerleme: 14

Ynt: Fransızca Paralel < Türkçe barabar

İletigönderen Oktay D. » 04 Haz 2012, 14:50

Atatürk dilbilimci değildi, o zamanki dilbilimsel bilgilerle bu türden büyük yañılgılara gitmesi, özellikle ulus bilinci inşâ étmek söz konusu olunca, biraz da beklenilir bir durumdu bençe. Önemli olan ise, yañılgıyı düzeltmektir.

Aynı saçma çabaları Batılılar da kendi ulusları için yapmışlardır, belki de daha uzun süreler boyunca. Başkaları da bu olayı iyice geñelleştirmiştir (bkz. Nostratik Dil Kuramı).

Bunlarıñ tümü, özünde, dilbiliminiñ gençlik döneminde olan olaylardır. Türkiye'de Çağdaş añlamda Türklük dilbiliminiñ başlangıcı, Talat Tekin'iñ de söylediği gibi Rahmeti Arat'ıñ 1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde göreve başlamasına dek gider. Öte yandan Batıda ise Otto Böhtlingk'üñ Yükutça grameriyle başladığı kabul edilir [Tekin, "Dilbilimi ilke ve yöntemleri ışığında Türkiye'de Türk Dilbilimi", 1996]. Bu yüzden Atatürk'üñ döneminde dünyadaki Türklük dilbilimi emekleme döneminde, Türkiye'de ise henüz başlangıçtaydı.

Kişi, içten ma doğrucu ise, bu yañılgıları; kimseyi kişisel olarak karalamadan, yalñızca yañılgılarıñ kendisini gösterip doğrusunu añlatmak kaydıyla düzeltebilir.
  • 4

Üyelik görseli
Oktay D.
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8285
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5368

Ynt: Fransızca Paralel < Türkçe barabar

İletigönderen Bengitaşlarındili » 04 Haz 2012, 18:46

Oktay D. yazdı:Atatürk dilbilimci değildi, o zamanki dilbilimsel bilgilerle bu türden büyük yañılgılara gitmesi, özellikle ulus bilinci inşâ étmek söz konusu olunca, biraz da beklenilir bir durumdu bençe. Önemli olan ise, yañılgıyı düzeltmektir.

Aynı saçma çabaları Batılılar da kendi ulusları için yapmışlardır, belki de daha uzun süreler boyunca. Başkaları da bu olayı iyice geñelleştirmiştir (bkz. Nostratik Dil Kuramı).

Bunlarıñ tümü, özünde, dilbiliminiñ gençlik döneminde olan olaylardır. Türkiye'de Çağdaş añlamda Türklük dilbiliminiñ başlangıcı, Talat Tekin'iñ de söylediği gibi Rahmeti Arat'ıñ 1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde göreve başlamasına dek gider. Öte yandan Batıda ise Otto Böhtlingk'üñ Yükutça grameriyle başladığı kabul edilir [Tekin, "Dilbilimi ilke ve yöntemleri ışığında Türkiye'de Türk Dilbilimi", 1996]. Bu yüzden Atatürk'üñ döneminde dünyadaki Türklük dilbilimi emekleme döneminde, Türkiye'de ise henüz başlangıçtaydı.

Kişi, içten ma doğrucu ise, bu yañılgıları; kimseyi kişisel olarak karalamadan, yalñızca yañılgılarıñ kendisini gösterip doğrusunu añlatmak kaydıyla düzeltebilir.
Büyük önderin bir ulus yaratma çabası içinde ortaya koyduklarını o zamanın şartlarına göre değerlendirmek zorundayız, hele hele tabii ki yarattığı eser, Türkiye Cumhuriyeti ortadayken zamanın elverdiği ulaşılabilen bilgi ile ortaya koyulan teoriden yola çıkarak Gaziyi eleştirmek tabii ki hakkımız değil. Ama o hatalara bakıp bugün doğruları bulmaya çalışmak en büyük hakkımız.
  • 0

Anlayın Artık! Uydurukçuluk devri bitti! Bitti! Koskoca Türk dünyası dururken uydurduklarınızı yutturamazsınız. Biri önerdiğiniz sözü ilk anda kabullenebilir ama sonra diğer Türk dillerindeki karşılıklarını öğrenince, önermiş olduğunuz uyduruk söz için size kin ve nefret besler. Benim şu anda tüm uydurukçulardan duyduğum nefreti duyar size, ama bunu şahıs olarak kimseye yöneltemediği, maddileştiremediği için Türkçeciliğe yansıtır. Türkçeciliğe nefret duymaya başlar.İşte siz UYDURUKÇULAR farkında olmadan TÜRKÇEYİ BALTALAYANLAR DURUMUNDASINIZ. Yeter artık UYDURMAYIN!
Üyelik görseli
Bengitaşlarındili
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2144
Katılım: 28 May 2009, 15:46
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 0

Ynt: Fransızca Paralel < Türkçe barabar

İletigönderen Boraan » 03 Oca 2013, 12:29

İlginçtir, aşağıdaki sözlüğe barabar olarak geçmiş, Hintçeden mi Türkçeye geçmiştir?

A Dictionary Hindustani and English

http://books.google.com.tr/books?id=31c ... ar&f=false
  • 0

Üyelik görseli
Boraan
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1806
Katılım: 23 Eki 2007, 17:34
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 65

Ynt: Fransızca Paralel < Türkçe barabar

İletigönderen Boraan » 03 Oca 2013, 12:49

Anadolu ağzında barabar  sözcüğünün oluşumu gibi bir sözcük var :

vuravur

Toplu döğüş. [ Derleme Sözlüğü c: 11 ]
>>
  • 0

Üyelik görseli
Boraan
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1806
Katılım: 23 Eki 2007, 17:34
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 65

Ynt: Fransızca Paralel < Türkçe barabar

İletigönderen Boraan » 03 Oca 2013, 14:09

Nişanyan da Farsça olduğunu belirtmiş yüz yüze karşı karşıya olduğunu söylemiş:

~ Fa bar ā bar بر آ بر 1. üst üste, yüz yüze, karşı karşıya, 2. benzer, denk < Fa bar بر üst, üzeri, üzere, +e doğru (edat) << OFa apar+ a.a. = Ave upairi- a.a. << HAvr *(s)uper a.a. → ber+
● Farsça sözcük sıfat olup, zarf olarak kullanımı Türkçede sonradan türemiştir.
 


Ancak yüz anlamına gelen Bet sözcüğünün Türkçe kurallara göre kökeninde bilinmeyen bir *be-  eyleminin varlığından söz edilebilir, -r- ise eylemden eylem yapan  ettirgen bir ektir.Kaynakların az olması nedeniyle bilinmeyen ''vuravur''daki gibi  eski  ''bereber'' biçiminde bir sözcük oluşmuş olabilir. Kurallara aykırı değildir, uydurma değildir ki Türkçeden Farsçaya geçen sözcükler bilinmiyor ve *ber- ''karşıya getirme'' gibi bir anlam oluşturabilir.

Ayrıca ille de Farsçadan geçmiştir dense bile bu yolla  yeni, yanlışsız , ''paralel'' anlamına da gelebilicek bir sözcük türetilmiş olunur.
  • 0

En soñ Boraan tarafından 03 Oca 2013, 14:14 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Boraan
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1806
Katılım: 23 Eki 2007, 17:34
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 65

Ynt: Fransızca Paralel < Türkçe barabar

İletigönderen Türkeröz » 03 Oca 2013, 15:03

Ben bu bet sözünün aslında bit- sözünün eski biçimi olduğunu düşünüyorum.
"bit- : görünmek." anlamlandırması yüklendiğinde "bet:yüz, görünen" anlamlandırmasıyla uyuşuyor.
  • 0

Üyelik görseli
Türkeröz
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2992
Katılım: 25 Nis 2008, 17:08
Değerleme: 555

Ynt: Fransızca Paralel < Türkçe barabar

İletigönderen Boraan » 03 Oca 2013, 15:09

Yalnız eski Türkçede bet ayrı biti- ayrı olarak bu biçimlerde  geçmekte iki ayrı kök olabilirliği var.
  • 0

En soñ Boraan tarafından 03 Oca 2013, 15:12 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Boraan
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1806
Katılım: 23 Eki 2007, 17:34
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 65

Ynt: Fransızca Paralel < Türkçe barabar

İletigönderen Oktay D. » 19 Oca 2013, 22:32

Boraan yazdı:Yalnız eski Türkçede bet ayrı biti- ayrı olarak bu biçimlerde  geçmekte iki ayrı kök olabilirliği var.

bét ile béti- sözcükleri kullanılan abeceler nedeniyle bet/bit veya biti-beti- olarak yazılmış, çünkü Orkun Abecesi dahil 7.yy'dan bugüne dek /é/ sesi için ayrı bir damga kullanılmamıştır. Ancak sesiñ /é/ olup olmadığını aynı metin veya aynı dönemdeki sözcüğüñ hem /e/ hem /i/ ile yazılmasıyla añlıyoruz. Örneğin bétig sözcüğü Orkun yazıtlarında hem /betig/ hem de /bitig/ olarak yazımlanmıştır.
  • 1

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8285
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5368

Ynt: Fransızca Paralel < Türkçe barabar

İletigönderen Aygen » 29 Mar 2013, 12:40

Atatürk'ün yazmış olduğu "Geometri" kitabından (sayfa 9):
"PARALEL
Paralel çizgiler veya paraleller, bir düzeyde, ne kadar uzatılırsa uzatılsın, birbirini kesmeden yanyana ve beraber giden doğru çizgilere denir."

Atatürk, bu kitabını ölümünden bir buçuk yıl önce yazmıştı. Daha önce "Hendese" diye anılan bu bilim  alanında bir çok sözcüğün Türkçesini kendi bulmuş, dilimize kazandırmıştır. Değme dilbilimcilerden daha başarılıdır. Bugün ders kitaplarında "müselles-i mütesâviyü-adlâ" yerine "eşkenar üçgen" kullanılması onun sayesindedir. Güneş Dil Teorisini ortaya koymuş olmasına rağmen bunu at gözlüğü haline getirmemiş.

Paralel sözcüğü konusundaki tavrını, kitabında göstermiş.
  • 0

Aygen
Türkçeséver
Türkçeséver
 
İleti: 49
Katılım: 16 Mar 2013, 11:08
Değerleme: 0

Soñraki

Dön Atatürk ve Dil Devrimi

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 1 konuk

Reputation System ©'