Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

müzekkere

Yéñi sözcük türetim çalışmaları ile önerileri içerir.

müzekkere

İletigönderen Yérbey » 02 Şub 2011, 18:53

müzekkere Men xvii müzekkir
LO, KT xix müzekkire
TDK 1945 müzekkere  ~ Ar muδakkirat مذكّرة [#δkr II fa. f.] ihtar pusulası, memorandum, not < Ar taδkīr تذكير hatırlatma → zikir 


müzekkere yerine anımsatma desek yeter mi?
  • 0

- Her şey yoluna girmeden önce işler daha da kötüleşir.
Yérbey
Dérnek Üyesi
 
İleti: 477
Katılım: 16 Eyl 2007, 20:38
Değerleme: 53

Ynt: müzekkere

İletigönderen Temirbek » 02 Şub 2011, 21:01

Türkçedeki her bir ekin belli bir işleği vardır. Ancak ne yazık ki dil devrimi yıllarında kimi ekler gelişigüzel kullanıldı. Türkçede /-ImsA-/ eki geldiği fiile "gibi olmak" anlamı katar; gül- "gülmek > gülümse- "güler gibi olmak, tebessüm etmek", benzer şekilde an- "hatırlamak 2) zikretmek" fiilinden > anımsa- dersek "anar gibi olmak" anlamına gelen bir fiil elde ederiz ve bu fiil "hatırlmak" için kullanılamaz. Hatırla- fiilinin kökü "hatır" öz Türkçe olmadığı için kullanmak istemeyenler doğrudan anmak fiilini "hatılamak" yerine kullanmalıdırlar.

Bu şekilde hatâlı türetilen birkaç fiil daha var. Meselâ adlardan "istek ve yöneliş" bildiren fiiller yapan /-sA-/ eki vardır; su > susa- "su istemek" örneğindeki gibi. Bu örnekteki gibi eğer kalkıp kapsa- "kapsamak" derseniz "kap istemek" gibi bir fiil elde edersiniz; "Çok kapsadım, bana kap verin." gibi :) Burada kast edilmek istenen fiil kapla- "şümûl etmek, kaplamak" zaten vardır.

Sevgili Cafer, değindiğin konu vesîlesiyle bu noktaya dikkat çekmek istedim. Türkçedeki ekleri işleğlerine uygun kullanmalıyız. Tabii burada hitâbım sana değil mâlumun, yanlış kullananlara.

Anımsamak, duyumsamak, kapsamak, kutsamak vb. tümü "yañlış" kullanımdır. Biz Türkçeciler, yabancı kökenli kelimelerden önce bu gibi dilimiz için "ölümcül" olan tehlikelerle mücâdele etmeliyiz. Hiçbir yabancı kökenli sözcük Türkçe'nin yapısına zarar veremez, ancak bu gibi hatâlı kullanımlar Türkçe'nin yapısına zarar veriyorlar.

Açtığın başlığa dönersek; müzekkere, memorandum, muhtıra için andıç kullanılıyor ki gerek Arapça "müzekkere" gerekse Latince "memorandum" gibi an- kökünden türemiş.

Nişanyan, sözlüğündeki "andıç maddesine şöyle bir not düşmüş;

+dIç ekinin kaynağı ve işlevi meçhuldür. Eğer ant adından +Iç ekiyle türetilmişse, anlam ilişkisi mevcut değildir.


Sözcüğün "türetildiği" tarih olarak da 1935 (Osmanlıca'dan Türkçe'ye Cep Kılavuzu) demiş. Oysa bu sözcük Anadolu Ağızlarından yazı diline aktarılmış bir sözcüktür > andış

Görüldüğü gibi "hâtıra" anlamına gelmekte. Dil Devrimi yıllarında yapılan bir diğer hatâya da değinmiş olduk bu vesîleyle. Türkçedeki ekleri işleğleri dışında kullanmanın yanında halk ağızlarında yaşamakta olan güzelim sözcüklerin de anlamları değiştirilerek yazı diline aktarıldı, bâri onlar düzgün kalsaydı. Andıç da bunlardan biri.

Müzekkere, Memorandum için belki *andırım "hatırlatım, hatırlatma" denebilir(?)
  • 0

Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1141

Ynt: müzekkere

İletigönderen Kutluay » 03 Şub 2011, 14:48

İyi de Nişanyan 'kapsamak' sözünün daha önceden kayıtlı olduğunu söylüyor, dil devrimi döneminde tek yapılan iş canlandırmak olmuş:
[ETü] Kaş, Tefs, İrşM, İdrH xi-xv kabsa-/kapsa- içine almak

Şimdi bu "yañlış" bir kullanım mı oluyor?
  • 0

Üyelik görseli
Kutluay
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 309
Katılım: 23 Eyl 2010, 14:00
Değerleme: 18

Ynt: müzekkere

İletigönderen Baturalptürk » 03 Şub 2011, 15:18

Benim şu noktalarda itirazım var:

1. anımsamak: İlkin, Dil Devrimi denilince kastedilen dönem 1932 tarihinden Atatürk'ün ölümüne dek uzanan süreçtir. Ve bu dönemde yayımlanan Cep Kılavuzu'nda hatır için yine 'hatır' ; tahattur içinse 'hatırlamak' karşılığı önerilmiştir. 'Anımsamak' sözcüğü Nişanyan'a göre ilk kez 1942 yılındaki TDK'nin bir yayınında geçmiştir ki anlamı 'müphem olarak hatırlamak, hatırlar gibi olmak' diye kaydedilmiştir.
Ayrıca, sözlüğe 1998 yılında ilave edilmiş. Elimdeki 1974 baskılı TDK Türkçe Sözlük'e de baktığımda hakikaten 'anımsamak' kelimesinin namevcut olduğunu görüyorum. Diyeceğim, sözcüğün ortaya çıkışı Dil Devrimi döneminde değil,  anlam evrimininse doğal değişimlerle bu duruma geldiğini görüyoruz.

2. kapsamak: Bu sözcüğün yeni türetim olmadığını Divanü Lügati't-Türk'e bakarak anlıyoruz. Orada da bu sözcük mevcut ve anlamı da 'kaplamak, sarmak' olarak belirtiliyor.


"-sa" eki de dediğiniz gibi dar kalıpta bir ek değil. Sözgelimi, Evliya Çelebi'nin bildirdiği 'tavsamak' kelimesi 'tav istemek' anlamına değil, bilakis 'canlılığını yitirmek, eprimek' anlamına denk düşüyor. Keza, 'çisemek, tümsek, çoğumsamak (Der. Söz.)' gibi bolca örnek verilebilir.

Bunlardan başka 'kutsamak' kelimesi, bir şeyi kut görmek, bereket saymak manalarına geldiğinden tümüyle doğrudur. Duyumsamak da anlamca yanlış olduğunu düşünmediğim bir sözcük.

3. andıç: Andığınız manadaki kelime dilimizde "andaç"tır. Bu sözcük de Derleme Sözlüğü'nde aynı anlamda bulunur. Dolayısıyla, Dil Devrimi'nde "andaç" hatıra; "andıç" da muhtıra olarak tedavüle sokulmuştur.
Bence bu takdir edilesi bir çalışmadır. Çünkü iki sözcüğü de bugünlere getirmiştir.
  • 0

Üyelik görseli
Baturalptürk
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 532
Katılım: 15 Eki 2008, 17:47
Konum: Ankara
Değerleme: 66

Ynt: müzekkere

İletigönderen Temirbek » 05 Şub 2011, 17:26

Sevgili Kutluay şöyle demiş;

İyi de Nişanyan 'kapsamak' sözünün daha önceden kayıtlı olduğunu söylüyor, dil devrimi döneminde tek yapılan iş canlandırmak olmuş:
[ETü] Kaş, Tefs, İrşM, İdrH xi-xv kabsa-/kapsa- içine almak

Şimdi bu "yañlış" bir kullanım mı oluyor?


Hayır. Ben, kimi eklerin işleğlerine aykırı ve hatâlı kullanımı için yañlış bir  örnek vermişim. Bahsettiğimiz fiil (kapsamak) eski kaynaklarımızda geçmekteymiş. O an kaynaklara bakmadan usuma geldiği gibi yazmıştım. Sen ve Baturalptürk düzeltmişsiñiz, teşekkürler.

Bence /+sA-/ ekinin birden çok işleği olabileceği gibi, iki ayrı /+sA-/ eki de olabilir(?) Bilmem sizler nasıl yorumlarsınız? Bir "istek 2) yoksunluk, azlık" bildiren var; susa- vb.

Bir de "-laşmak, ... olmak" gibi anlam verdiğini gördüğümüz örnekler var; tüm "küre, top 2) toplu, mecmû" > *tümse- "bombeleşmek, konveks hâl almak" > tümsek

Yiñe eski bir sözcük yüksek < *yük "yüksek, yukarıda olan"(?) < *- "üstte olmak, ykarı çıkmak(?)

Bu şekilde bir kaydedilmemiş fiil olduğu kanısındayım. Bu kökten; yüz- "yüzeye çıkmak, suyun üstünde gitmek", *yüze "üze" aynı kökten üzeri, üzere, yüz (satıh, yüzey) vb. Bildiğimiz /y-/ yitimi durumu. Şimdi bu konuya girerek asıl başlıktan sapmayalım.

Kapsamak fiili de bu ikinci işleğe ya da eğer iki ayrı ek ise ikincisine uyuyor. "Kaplaşmak, kap gibi içine almak".

Kimi eklerin işleğleri dışında kullanması konusu için ayrı bir başlık açılabilir. Çok fazla olmasa da buna örnekler var.
  • 0

Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1141

Ynt: müzekkere

İletigönderen Ötüken » 09 Eki 2019, 23:11

Bence Arapçadaki anlamından koparak, Türkçede kazandığı anlama odaklanmalıyız.

Müzekkere sözcüğüne günlük yaşamda denk gelmedim ama tüze alanında şu anlamıyla yaygın olarak kullanılıyor:
Yargılık, savcılık ve icra birimleri gibi yargı uzuvlarınca ilgili kişi veya kuruluşlara yazılan, bilgi ve belge gönderilmesi, kararın yerine getirilmesi gibi konuları ele alan istem yazısı.


Anlamı yazarken aklıma şöyle bir karşılık geldi:

istemce
müzekkere

Bilmem, olur mu?
  • 0

Ötüken
İlgili
İlgili
 
İleti: 8
Katılım: 05 Eki 2019, 13:39
Değerleme: 12


Dön Sözcük Türetme, Öneriler

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 18 konuk

Reputation System ©'