Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Kamp

Yéñi sözcük türetim çalışmaları ile önerileri içerir.

Kamp

İletigönderen Türkeröz » 22 Ağu 2012, 00:18

kamp yapmak:Konaklamak ''Bu gece ormanda konaklayacağız.''
kamp (yapma):Konaklama
kamp (alanı, yeri):Konak
  • 0

Üyelik görseli
Türkeröz
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2994
Katılım: 25 Nis 2008, 17:08
Değerleme: 560

Ynt: Kamp

İletigönderen Türkçe » 22 Ağu 2012, 09:47

Düşerge - düşelge.
  • 0

Dilleri düzenleyen kurumlar bulunsa da dilin biçimini belirleyen kullanımdır. Bir sözcük bir dilde kullanımda ise o dili düzenleyen kurumun sözlüğünde olsa da olmasa da artık bir bildirme aracıdır. Yalnızca yeni sözler bulmak yerine onları kullanmak, uygulayıcı olmak durumundayız.
Türkçe
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 634
Katılım: 14 Ağu 2012, 23:27
Değerleme: 7

Ynt: Kamp

İletigönderen Türkeröz » 23 Ağu 2012, 06:41

Türkçe yazdı:Düşerge - düşelge.


Düşünülmeden uydurulmuş söz. Eylemin köküne bir bakın.

düşmek, -er   
(-e) 1. Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek: “Havada uçan kuş vurulmuş gibi birdenbire sokağa düşüyor.” -R. N. Güntekin. 2. (-den) Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek: “Çocukken ağaçtan düşüp ayağım kırılmıştı da ağlayamamıştım.” -S. F. Abasıyanık. 3. Yere devrilmek, yere serilmek: Çocuk koşarken yere düştü. 4. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. 5. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. 6. Yağmak: Dağlara kar düştü. 7. Vurmak, değmek, rastlamak: “İnce uzun dallı badem ağaçlarının alaca gölgeleri sahile inen keçi yoluna düşüyordu.” -Ö. Seyfettin. 8. (nsz) Vakti gelmeden ölü doğmak. 9. (-den) Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak: Kitabın yeni baskısında buradan bir kelime düşmüş. 10. (nsz) Eksilmek: “Gündelikleri yarı yarıya düşmüştü.” -N. Cumalı. 11. Bir zorunluluk sebebiyle bulunduğu yerden ayrılmak, gitmek: “Bir lokma ekmek uğruna çoluk çocuğu ile gurbet ellere düşmüştü.” -H. Taner. 12. Aşırı ilgi veya sevgi göstermek: Sen bu işin üstüne çok düştün. 13. Uğramak, kapılmak: “Kadınlar yeni baştan telaşa, heyecana, korkuya düştüler.” -A. Gündüz. 14. Yakışmak, uygun gelmek: Bu resim buraya iyi düştü. 15. Yakışık almak: “Bize düşen, medeniyetin zorlamaları karşısında bir ayıklamayı başarabilmek olmalıdır.” -İ. Özel. 16. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak: “Bana arada bir bakkaldan tuz, limon almak düşüyor, o kadar.” -H. Taner. 17. Bulunmak: “Birlikte evden çıkmışlar, limanda iskelenin karşısına düşen kahveye doğru yürümüşlerdi.” -N. Cumalı. 18. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak: “O asker, gittiğimiz yerde bir aralık benim bölüğüme düşmüştü.” -R. N. Güntekin. 19. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak: Mirastan ona bu ev düştü. 20. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak: “Bu yaşta mahkemelere düşmek...” -S. F. Abasıyanık. 21. (nsz) İşbaşından uzaklaşmak: Kabine düştü. 22. (nsz) Hızı, gücü, değeri azalmak: Arabanın hızı düştü. Paranın değeri düştü. 23. (nsz) Isı, basınç ve ateş, eksilmek, azalmak: “İki gün içinde ateş düştü; ağrılar, sızılar hafifledi.” -R. N. Güntekin. 24. (nsz) Düşkünleşmek: “Babam balıkçı amma vaktiyle zenginmiş efendim. Sonradan düşmüş.” -R. N. Güntekin. 25. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek: “Bir rastlantı sonucu aralarına düşmüştüm.” -H. Taner. 26. Belirli zamana rastlamak: “Babasının Sütlüce'de yeni bir ev alması bu tarihlere düşer.” -M. Ş. Esendal. 27. (nsz) Fırsat çıkmak: Bir kelepir düştü. 28. (nsz) Olmak, olumsuz bir duruma girmek: Yorgun düşmek. Zayıf düşmek. Şehit düşmek. Esir düşmek. 29. (nsz) Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak: “Medine'nin düştüğünü söylemek istedim.” -F. R. Atay. 30. Bazı deyimlerde “yürümek, birlikte gelmek” anlamlarında kullanılan bir fiil: Önüne, peşine, arkasına düşmek. 31. (nsz) Bayağılaşmak. 32. (nsz) Kötü yola girmek: “Düşmüş kadınları bu dönemin yazarlarının yücelterek duygudaşlıkla çizdiklerini görüyoruz.” -M. And. 33. Alışmak, müptela olmak. 34. tek. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak.

Bir de buna bakın.

konmak, -ar   
(I) (-e) 1. Kuş, kelebek, uçak, toz vb. bir yere inmek: “Bir bülbül gelip konmuştu havuzun kıyısına.” -Ç. Altan. 2. Yolculukta geceyi geçirmek için bir yerde kalmak, konuk olmak. 3. Kısa bir süre için bir yere yerleşmek, bir yeri yurt edinmek. 4. mec. Bir şeyi emeksiz edinmek: “Ayşe de yarın öbür gün bir lise hocası olacak belki de servete de konacaktı.” -H. E. Adıvar.
Güncel Türkçe Sözlük
konmak, -ur   
(II) (-e) Koyma işi yapılmak: Yemeğe tuz konur.
Güncel Türkçe Sözlük
konmak   
Kısa bir süre için bir yere yerleşmek.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
konmak   
Bilye oyununda yere para vb. koymak
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
konmak   
Yolcu bir yere inip oturmak, konaklamak
Tarama Sözlüğü 1969

Lütfen biraz mantıklı olun artık.
  • 0

Üyelik görseli
Türkeröz
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2994
Katılım: 25 Nis 2008, 17:08
Değerleme: 560

Ynt: Kamp

İletigönderen Türkçe » 23 Ağu 2012, 16:03

Türkeröz yazdı:Düşünülmeden uydurulmuş söz. Eylemin köküne bir bakın.

düşmek, -er   
(-e) 1. Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek: “Havada uçan kuş vurulmuş gibi birdenbire sokağa düşüyor.” -R. N. Güntekin. 2. (-den) Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek: “Çocukken ağaçtan düşüp ayağım kırılmıştı da ağlayamamıştım.” -S. F. Abasıyanık. 3. Yere devrilmek, yere serilmek: Çocuk koşarken yere düştü. 4. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. 5. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. 6. Yağmak: Dağlara kar düştü. 7. Vurmak, değmek, rastlamak: “İnce uzun dallı badem ağaçlarının alaca gölgeleri sahile inen keçi yoluna düşüyordu.” -Ö. Seyfettin. 8. (nsz) Vakti gelmeden ölü doğmak. 9. (-den) Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak: Kitabın yeni baskısında buradan bir kelime düşmüş. 10. (nsz) Eksilmek: “Gündelikleri yarı yarıya düşmüştü.” -N. Cumalı. 11. Bir zorunluluk sebebiyle bulunduğu yerden ayrılmak, gitmek: “Bir lokma ekmek uğruna çoluk çocuğu ile gurbet ellere düşmüştü.” -H. Taner. 12. Aşırı ilgi veya sevgi göstermek: Sen bu işin üstüne çok düştün. 13. Uğramak, kapılmak: “Kadınlar yeni baştan telaşa, heyecana, korkuya düştüler.” -A. Gündüz. 14. Yakışmak, uygun gelmek: Bu resim buraya iyi düştü. 15. Yakışık almak: “Bize düşen, medeniyetin zorlamaları karşısında bir ayıklamayı başarabilmek olmalıdır.” -İ. Özel. 16. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak: “Bana arada bir bakkaldan tuz, limon almak düşüyor, o kadar.” -H. Taner. 17. Bulunmak: “Birlikte evden çıkmışlar, limanda iskelenin karşısına düşen kahveye doğru yürümüşlerdi.” -N. Cumalı. 18. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak: “O asker, gittiğimiz yerde bir aralık benim bölüğüme düşmüştü.” -R. N. Güntekin. 19. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak: Mirastan ona bu ev düştü. 20. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak: “Bu yaşta mahkemelere düşmek...” -S. F. Abasıyanık. 21. (nsz) İşbaşından uzaklaşmak: Kabine düştü. 22. (nsz) Hızı, gücü, değeri azalmak: Arabanın hızı düştü. Paranın değeri düştü. 23. (nsz) Isı, basınç ve ateş, eksilmek, azalmak: “İki gün içinde ateş düştü; ağrılar, sızılar hafifledi.” -R. N. Güntekin. 24. (nsz) Düşkünleşmek: “Babam balıkçı amma vaktiyle zenginmiş efendim. Sonradan düşmüş.” -R. N. Güntekin. 25. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek: “Bir rastlantı sonucu aralarına düşmüştüm.” -H. Taner. 26. Belirli zamana rastlamak: “Babasının Sütlüce'de yeni bir ev alması bu tarihlere düşer.” -M. Ş. Esendal. 27. (nsz) Fırsat çıkmak: Bir kelepir düştü. 28. (nsz) Olmak, olumsuz bir duruma girmek: Yorgun düşmek. Zayıf düşmek. Şehit düşmek. Esir düşmek. 29. (nsz) Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak: “Medine'nin düştüğünü söylemek istedim.” -F. R. Atay. 30. Bazı deyimlerde “yürümek, birlikte gelmek” anlamlarında kullanılan bir fiil: Önüne, peşine, arkasına düşmek. 31. (nsz) Bayağılaşmak. 32. (nsz) Kötü yola girmek: “Düşmüş kadınları bu dönemin yazarlarının yücelterek duygudaşlıkla çizdiklerini görüyoruz.” -M. And. 33. Alışmak, müptela olmak. 34. tek. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak.

Bir de buna bakın.

konmak, -ar   
(I) (-e) 1. Kuş, kelebek, uçak, toz vb. bir yere inmek: “Bir bülbül gelip konmuştu havuzun kıyısına.” -Ç. Altan. 2. Yolculukta geceyi geçirmek için bir yerde kalmak, konuk olmak. 3. Kısa bir süre için bir yere yerleşmek, bir yeri yurt edinmek. 4. mec. Bir şeyi emeksiz edinmek: “Ayşe de yarın öbür gün bir lise hocası olacak belki de servete de konacaktı.” -H. E. Adıvar.
Güncel Türkçe Sözlük
konmak, -ur   
(II) (-e) Koyma işi yapılmak: Yemeğe tuz konur.
Güncel Türkçe Sözlük
konmak   
Kısa bir süre için bir yere yerleşmek.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
konmak   
Bilye oyununda yere para vb. koymak
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
konmak   
Yolcu bir yere inip oturmak, konaklamak
Tarama Sözlüğü 1969

Lütfen biraz mantıklı olun artık.
Azerbaycanda da Türkmenistanda da kullanılan bir sözcüğe de uydurma diyorsanız...
  • 0

Dilleri düzenleyen kurumlar bulunsa da dilin biçimini belirleyen kullanımdır. Bir sözcük bir dilde kullanımda ise o dili düzenleyen kurumun sözlüğünde olsa da olmasa da artık bir bildirme aracıdır. Yalnızca yeni sözler bulmak yerine onları kullanmak, uygulayıcı olmak durumundayız.
Türkçe
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 634
Katılım: 14 Ağu 2012, 23:27
Değerleme: 7

Ynt: Kamp

İletigönderen Türkeröz » 24 Ağu 2012, 05:11

[quote="Türkçe"]Azerbaycanda da Türkmenistanda da kullanılan bir sözcüğe de uydurma diyorsanız...[quote]

Kusura bakmayın da ben dogmalara inanmıyorum. Azerbaycan ve Türkmenistan'da bulunuyor diye bu onun uydurma olmadığını kanıtlamaz. Hem ben size sözcüğün kökünü verdim. Siz de biraz lütfen mantıklı olun artık. O kökten kamp sözcüğü için öyle bir karşılık türetilemez. Ben size kamp sözcüğü için türetilecek doğru kökü veriyorum ama siz sırf başka ülkelerde kullanılıyor diye o sözcükleri yargılamadan, incelemeden, irdelemeden hemen doğru sayıyorsunuz. Birisi de yanlış olduğunu hem söyleyince ve kanıt gösterince de ona kulaklarınızı kapatıp yanlış olduğunu kabul etmiyorsunuz.
  • 0

Üyelik görseli
Türkeröz
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2994
Katılım: 25 Nis 2008, 17:08
Değerleme: 560

Ynt: Kamp

İletigönderen Türkçe » 24 Ağu 2012, 10:09

Türkeröz yazdı:
Türkçe yazdı:Azerbaycanda da Türkmenistanda da kullanılan bir sözcüğe de uydurma diyorsanız...

Kusura bakmayın da ben dogmalara inanmıyorum. Azerbaycan ve Türkmenistan'da bulunuyor diye bu onun uydurma olmadığını kanıtlamaz. Hem ben size sözcüğün kökünü verdim. Siz de biraz lütfen mantıklı olun artık. O kökten kamp sözcüğü için öyle bir karşılık türetilemez. Ben size kamp sözcüğü için türetilecek doğru kökü veriyorum ama siz sırf başka ülkelerde kullanılıyor diye o sözcükleri yargılamadan, incelemeden, irdelemeden hemen doğru sayıyorsunuz. Birisi de yanlış olduğunu hem söyleyince ve kanıt gösterince de ona kulaklarınızı kapatıp yanlış olduğunu kabul etmiyorsunuz.
Eylemin kökenine bakalım deyip bir tek Türkiye Türkçesinde düşmek eyleminin anlamlarını yazmışsınız. Buna dayanarak da "düşünülmeden uydurulmuş bir söz" demişsiniz. Bu eylemin bir de o avkanlardaki anlamlarına bakın.
  • 0

Dilleri düzenleyen kurumlar bulunsa da dilin biçimini belirleyen kullanımdır. Bir sözcük bir dilde kullanımda ise o dili düzenleyen kurumun sözlüğünde olsa da olmasa da artık bir bildirme aracıdır. Yalnızca yeni sözler bulmak yerine onları kullanmak, uygulayıcı olmak durumundayız.
Türkçe
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 634
Katılım: 14 Ağu 2012, 23:27
Değerleme: 7

Ynt: Kamp

İletigönderen Türkçe » 24 Ağu 2012, 14:48

Türkiye Türkçesinde "düşmek" eyleminin şu anlamları da "kamp" ile ilişkilendirilebilir:
17. Bulunmak: Kamp kalınan bir yerdir.
18. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak: Çalışma kampları vardır, toplama kampları vardır.
19. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak: Toplumu kamplara ayırmak gibi deyimler vardır.
  • 0

Dilleri düzenleyen kurumlar bulunsa da dilin biçimini belirleyen kullanımdır. Bir sözcük bir dilde kullanımda ise o dili düzenleyen kurumun sözlüğünde olsa da olmasa da artık bir bildirme aracıdır. Yalnızca yeni sözler bulmak yerine onları kullanmak, uygulayıcı olmak durumundayız.
Türkçe
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 634
Katılım: 14 Ağu 2012, 23:27
Değerleme: 7

Ynt: Kamp

İletigönderen Engin » 24 Ağu 2012, 15:30

-AlgA ekinin Moğolca kökenli olduğunu belirtmek isterim. Kullanılır, kullanılmaz; orası beni ilgilendirmez.
  • 0

Üyelik görseli
Engin
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 605
Katılım: 28 Mar 2010, 01:16
Konum: Almanya
Değerleme: 14

Ynt: Kamp

İletigönderen Türkçe » 24 Ağu 2012, 16:07

Engin yazdı:-AlgA ekinin Moğolca kökenli olduğunu belirtmek isterim. Kullanılır, kullanılmaz; orası beni ilgilendirmez.
Düşerge'ye ne diyorsunuz?
  • 0

Dilleri düzenleyen kurumlar bulunsa da dilin biçimini belirleyen kullanımdır. Bir sözcük bir dilde kullanımda ise o dili düzenleyen kurumun sözlüğünde olsa da olmasa da artık bir bildirme aracıdır. Yalnızca yeni sözler bulmak yerine onları kullanmak, uygulayıcı olmak durumundayız.
Türkçe
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 634
Katılım: 14 Ağu 2012, 23:27
Değerleme: 7

Ynt: Kamp

İletigönderen Engin » 24 Ağu 2012, 17:15

Türkçe yazdı:Düşerge'ye ne diyorsunuz?


Azerbaycanca biçimi bilmiyorum, kökenlemesi hakkında şu an bir şey diyemem.
Türkmencede bildiğim kadarıyla yalnızca düşelge sözü var, buradaki ek de şüphesiz Moğolca kökenli olan fiilden ad yapan -(A)lGA eki (bkz. çykalga vb.)
  • 0

Üyelik görseli
Engin
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 605
Katılım: 28 Mar 2010, 01:16
Konum: Almanya
Değerleme: 14

Ynt: Kamp

İletigönderen Türkçe » 24 Ağu 2012, 17:41

Engin yazdı:Azerbaycanca biçimi bilmiyorum, kökenlemesi hakkında şu an bir şey diyemem.
Türkmencede bildiğim kadarıyla yalnızca düşelge sözü var, buradaki ek de şüphesiz Moğolca kökenli olan fiilden ad yapan -(A)lGA eki (bkz. çykalga vb.)
-ArgA biçminde bir ek Tatarılda da var (-mAk / -mağa işlevinde olabilir).
  • 0

Dilleri düzenleyen kurumlar bulunsa da dilin biçimini belirleyen kullanımdır. Bir sözcük bir dilde kullanımda ise o dili düzenleyen kurumun sözlüğünde olsa da olmasa da artık bir bildirme aracıdır. Yalnızca yeni sözler bulmak yerine onları kullanmak, uygulayıcı olmak durumundayız.
Türkçe
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 634
Katılım: 14 Ağu 2012, 23:27
Değerleme: 7

Ynt: Kamp

İletigönderen Türkeröz » 25 Ağu 2012, 17:00

17. Bulunmak: “Birlikte evden çıkmışlar, limanda iskelenin karşısına düşen kahveye doğru yürümüşlerdi.” -N. Cumalı. 18. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak: “O asker, gittiğimiz yerde bir aralık benim bölüğüme düşmüştü.” -R. N. Güntekin. 19. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak: Mirastan ona bu ev düştü.

Ben buna da değinecektim. Konuyu açmana sevindim. Bazı ya da tüm yazarlar sırf edebiyat olsun diye sözcüklerimize yeni anlamlar yüklüyorlar. Yeni anlam yüklediklerinde de dilimizin zenginleştiğini (varsıllaştığını) sanarlarken tek yaptıkları sözcüklerimizin asıl anlamlarından uzaklaştırarak hem sözcüklerimizi hem dilimizi bozuyorlar.
Edebiyat dili yapaydır, halk dili doğaldır. Ben de yapay dilden değil doğal dilden yanayım.

17. Bulunmak: “Birlikte evden çıkmışlar, limanda iskelenin karşısına düşen kahveye doğru yürümüşlerdi.” -N. Cumalı.
Yukarıdaki doğrusu şöyle olmak zorunda:

''Birlikte evden çıkmışlar, limanda iskelenin karşısında bulunan kahveye doğru yürümüşlerdi."

Ayrıca bu tür sonradan uydurulma ya da yeni anlamın yüklendirilmesi, yabancı eserlerden çevirirken birebir çevirme ile bile olabilir. Bu edebiyatın uydurma anlamları geçicidir, ama halkın dili kalıcıdır.

18. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak: “O asker, gittiğimiz yerde bir aralık benim bölüğüme düşmüştü.” -R. N. Güntekin.

Yukarıdaki de yanlış. Verilen örnekte ''kalmak:zorunluluk, istem dışı anlamı veriyor.'' Ordaki anlamla örnek hiç bağdaşmıyor (veya ilişmiyor). O örnekte asıl şöyle olmak zorunda:

"O asker, gittiğimiz yerde bir aralık benim bölüğümde olmuştu."


Türkçe yazdı:17. Bulunmak: Kamp kalınan bir yerdir.


Kamp evet kalınan, konulan yerdir. Bulunan yer değil.

İlk dediğimi tekrarlıyorum:

kamp yapmak:Konaklamak ''Bu gece ormanda konaklayacağız.''
kamp (yapma):Konaklama
kamp (alanı, yeri):Konak
  • 0

Üyelik görseli
Türkeröz
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2994
Katılım: 25 Nis 2008, 17:08
Değerleme: 560

Ynt: Kamp

İletigönderen Türkçe » 25 Ağu 2012, 20:58

Düşmek eyleminin Türk dilinde bir çok anlamı var. Bu eylemi Sumerce tuş "yaşamak" eylemi ile ilişkilendirenler olmuştur. Eski Türkçe döneminde tüşnäk "ikamet yeri, oturma yeri" (Caferoğlu) diye bir sözcük bulunuyordu. Eylemin en eski anlamları yaşamak / oturmak ile ilişkili iken bunlara sonradan uydurulmuş anlamlar demeniz konuyu araştırmadan yorum yaptığınızı gösteriyor diye düşünüyorum.
  • 0

Dilleri düzenleyen kurumlar bulunsa da dilin biçimini belirleyen kullanımdır. Bir sözcük bir dilde kullanımda ise o dili düzenleyen kurumun sözlüğünde olsa da olmasa da artık bir bildirme aracıdır. Yalnızca yeni sözler bulmak yerine onları kullanmak, uygulayıcı olmak durumundayız.
Türkçe
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 634
Katılım: 14 Ağu 2012, 23:27
Değerleme: 7

Ynt: Kamp

İletigönderen Türkçe » 25 Ağu 2012, 21:02

Türkçe yazdı:Düşmek eyleminin Türk dilinde bir çok anlamı var. Bu eylemi Sumerce tuş "yaşamak" eylemi ile ilişkilendirenler olmuştur. Eski Türkçe döneminde tüşnäk "ikamet yeri, oturma yeri" (Caferoğlu) diye bir sözcük bulunuyordu. Eylemin en eski anlamları yaşamak / oturmak ile ilişkili iken bunlara sonradan uydurulmuş anlamlar demeniz konuyu araştırmadan yorum yaptığınızı gösteriyor diye düşünüyorum.
Yanlış yazmışım: Sumerce tuş "oturmak".
  • 0

Dilleri düzenleyen kurumlar bulunsa da dilin biçimini belirleyen kullanımdır. Bir sözcük bir dilde kullanımda ise o dili düzenleyen kurumun sözlüğünde olsa da olmasa da artık bir bildirme aracıdır. Yalnızca yeni sözler bulmak yerine onları kullanmak, uygulayıcı olmak durumundayız.
Türkçe
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 634
Katılım: 14 Ağu 2012, 23:27
Değerleme: 7

Ynt: Kamp

İletigönderen Türkeröz » 26 Ağu 2012, 12:30

1) Peki Sümerce Türkçe midir?
2) Her dilde başka dilden sözcük alımları olur.
3) Biz de Farsça'dan "serbest" sözcüğünü aldık ve bizdeki anlamı ''özgür kalmak'' demek.
4) Ama Farsça'da "serbest" sözcüğü "başıbağlı" demektir.
5) Alınan her söz her zaman gerçek/özgün (orijinal) anlamıyla olmaz.
  • 0

Üyelik görseli
Türkeröz
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2994
Katılım: 25 Nis 2008, 17:08
Değerleme: 560

Soñraki

Dön Sözcük Türetme, Öneriler

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 15 konuk

Reputation System ©'