Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

tabu

İnançsal kavramları özleştirme çalışmalarını içerir.

Ynt: tabu

İletigönderen Kafkasmurat » 14 Ağu 2013, 21:59

tapıngu kelime anlamına güzel ama günlük kullanımdaki karşılığına "sakınç" önerilebilir.
  • 0

Başka dile uymaz annenin sesi, her sözün ararsan vardır Türkçesi. http://www.dmy.info
Üyelik görseli
Kafkasmurat
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 148
Katılım: 04 Şub 2008, 01:28
Konum: istanbul
Değerleme: 122

Ynt: tabu

İletigönderen uydurmatik » 04 Oca 2014, 04:22

Ural-Altay dilleri ile Polinezya dillerinin ilişkisi olma ihtimali var mı? Japoncanın Polinezya dilleri ile akraba olabileceğini söyleyenler olmuş diye hatırlıyorum. Bunu söyleyebildiklerine göre bir akrabalık olmasa bile bazı benzerlikler saptanmış olabilir.
  • 0

uydurmatik
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 158
Katılım: 31 Ara 2013, 19:38
Değerleme: 6

Ynt: tabu

İletigönderen Oktay D. » 04 Oca 2014, 05:03

uydurmatik yazdı:Ural-Altay dilleri ile Polinezya dillerinin ilişkisi olma ihtimali var mı? Japoncanın Polinezya dilleri ile akraba olabileceğini söyleyenler olmuş diye hatırlıyorum. Bunu söyleyebildiklerine göre bir akrabalık olmasa bile bazı benzerlikler saptanmış olabilir.

Daha Ural dilleri ile Altay dilleri arasında bir kandaşlık ilişkisi olmadığı gerçeği varken, Polinezya dilleriniñ kandaşlığı daha da tartışmalı olur. Nitekim Japoncanıñ da kandaşlığı biraz tartışmalıdır.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8421
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5711

Ynt: tabu

İletigönderen uydurmatik » 04 Oca 2014, 15:30

Oktay D. yazdı:Daha Ural dilleri ile Altay dilleri arasında bir kandaşlık ilişkisi olmadığı gerçeği varken, Polinezya dilleriniñ kandaşlığı daha da tartışmalı olur. Nitekim Japoncanıñ da kandaşlığı biraz tartışmalıdır.
Bu konuda biraz çifte standart var gibi. Sözdizimi ve çekimler konusunda birbirine benzemeyen çok sayıda dil daha çok kelime ortaklıklarına bakılıp Hint-Avrupa dili denilerek akraba olarak kabul ediliyor. Oysa kelimeler dilin dış yapısı ile ilgilidir ve alış-verişler neticesinde birbirinden çok farklı dillerin kelimeleri birbirlerine geçebilmektedir. Ural dillerinden Macarca ile Altay dillerinden Türkçeyi kıyaslarsak bu dillerin ikisinde de ses uyumu bulunduğu ve kelimelere getirilen eklerin ses bakımından farklı olsalar bile bir çok durumda dizilişlerinin aynı sırada olduğu görülebilir. Yalnız Macarcanın sözdizimi Türkçenin Rumeli ağızları ve Gagavuz Türkçesinde olduğu gibi eylemin çok defa cümlede başta bulunduğu bir hal almış, bu da olasılıkla yabancı dillerin etkisi ile olmuştur.

Macarca a zseb-em-ben sok alma van.
Türkçe ceb-im-de çok elma var.

Görüldüğü gibi 1. teklik şahıs iyelik eki her iki dilde de -m-lidir ve bulunma hali eki iyelik ekinden sonra gelmektedir.

Udmurtça ile Tatar Türkçesinden de örnek verilebilir:
Udmurtça: Mon tone jaratiśko.
Tatar Türkçesi: Min sine yaratam.

Mon/min, tone/sine, jaratiśko/yaratam benzerlikleri açıkça görülüyor. Türk dili Arapça ve Farsçadan çok sayıda isim aldığı halde fiilleri kök olarak değil isim + etmek/olmak gibi yardımcı fiillerle kullanılacak şekilde almıştır. Halbuki Türk dili ile Ural dillerinin bazı fiilleri de ortaktır.
Fince ajaa "sürmek" - Macarca hajta- "sürmek" - Türk dili hayda- "sürmek"
Macarca kap- "almak" - Türk dili kap- "Birdenbire yakalayarak, çekerek almak"
Macarca szeret - Udmurt jarat- Türk dili yarat- vb.

Fincenin şahıs zamirleri de Türk dili ile büyük benzerlikler göstermektedir:
Fince minä - Türk dili men
Fince minun - Türk dili menim
Fince sinä - Türk dili sen
Fince sinun - Türk dili senin
Fince hän - Türk dili on-/an- "o"
  • 0

En soñ uydurmatik tarafından 04 Oca 2014, 15:37 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
uydurmatik
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 158
Katılım: 31 Ara 2013, 19:38
Değerleme: 6

Ynt: tabu

İletigönderen Oktay D. » 04 Oca 2014, 16:46

uydurmatik yazdı:Bu konuda biraz çifte standart var gibi. Sözdizimi ve çekimler konusunda birbirine benzemeyen çok sayıda dil daha çok kelime ortaklıklarına bakılıp Hint-Avrupa dili denilerek akraba olarak kabul ediliyor. Oysa kelimeler dilin dış yapısı ile ilgilidir ve alış-verişler neticesinde birbirinden çok farklı dillerin kelimeleri birbirlerine geçebilmektedir. Ural dillerinden Macarca ile Altay dillerinden Türkçeyi kıyaslarsak bu dillerin ikisinde de ses uyumu bulunduğu ve kelimelere getirilen eklerin ses bakımından farklı olsalar bile bir çok durumda dizilişlerinin aynı sırada olduğu görülebilir. Yalnız Macarcanın sözdizimi Türkçenin Rumeli ağızları ve Gagavuz Türkçesinde olduğu gibi eylemin çok defa cümlede başta bulunduğu bir hal almış, bu da olasılıkla yabancı dillerin etkisi ile olmuştur.

Dilleriñ kandaşlığı için sözcük ortaklıkları, söz dizimi beñzerlikleri veya ünlü uyumu özelliği sağlanmak gereğinde değildir. Hint-Avrupa dilleri veya Altay dilleri tüm bu özellikleri sağlamaz. Oysa kandaş olan diller, ortaklıktan çok daha fazlasına sahip olmalıdır. Örneğin, ortaklığı kesin olan sözcükleriñ asimptotik noktası biricik olmalıdır. Daha açık bir déyişle, bir sözcük ortak olsa da onuñ kurallı olarak tüm sesleriniñ tek bir noktayı işaret étmesi gerekir. Bu durumu kanıtlamak da çoğu zaman oldukça zordur çünkü éldeki tarihsel malzemeler yétersiz olabilir. Örneğin Japoncanıñ diğer Altay dilleriyle olan kandaşlığını kanıtlamak hayli güç olmuştur [Tekin, "Japonca ve Altay Dilleri"].

Altay dilleriyle Fin-Ugor dilleri arasında bilinen yazılı bélgeler öncesi dönemde yüksek bir étkileşim olduğu için ortak sözcüklerden mi yoksa alıntılardan mı söz édildiği kesin değildir. Moğolca için bu durum aşırı geçerlidir. Ancak Moğolcada alıntı olamayan sözcükleri saptamak şans gereği olanaklıdır.

Dilbilimcileriñ, ayrıca, pék bilimsel olmayan savları bile makale olarak yayınlayabilmeleri sonucu ortalıkta birçok bilimsel olmayan sav, büyük yandaşlar édinebilmiş. Oysa Popper'ıñ çok iyi tarif éttiği üzere, bilimsel bilgi yanlışlanabilir olmalıdır.

Örneğin verdiğiñiz denkliklerde tek öne sürülen yanlışlanabilirlik durumu, fiilleriñ doğrudan alınmaması durumudur. Ne yazık ki bu doğru değildir çünkü Fin-Ugor dilleriniñ soñdan eklemeli oluşu, onlarıñ bizden bizim de onlardan fiilleri olduğu gibi almamıza olanak sağlar. Oysa Türkçeniñ yüksek oranda éetkisi altında kaldığı Farsça ile Arapça yapı olarak zaten çok ayrık olduğu için Türkçeniñ fiilleri olduğu gibi alma durumu söz konusu değildir. Ancak Farsçanıñ, Kürtçeniñ ma Arapçanıñ bizden fiilleri olduğu gibi aldığı birçok örnek vardır. Dahası Arapçada Fransızcadan bile sözcükler alınıp fiil yapılmıştır: örneğin Fr. douche /dūş'/ "duş, yıkanma" > Ar. (Lazkiye/Ceble, Antakya, Halep) dawaşa "duş aldı, hızlıca yıkandı".

Bu arada Türkçe an "3. tekil kişi" sözcüğünüñ başında h- yoktur. Olsaydı bile Ana Altaycada h-'ler *p-'den geldiği için Fince'deki karşılaştırma Ana Altayca *p- üzerinden yapılmalıydı. Örneğin
- Türkçe at, Tuvaca a't, Halaçça hat < İlk Türkçe *haġt "iğdiş hayvan"
- Moğolca haġta, akta "iğdiş"
- Mançu-Tuñuzca axta, atta "iğdiş, deve"; xattā- "ata binmek"
< Ana Altayca *pakta "iğdiş" [Tekin, "Ön Türkçede ünsüz yitimi"]
Bu sözcük başka dil aileleriyle karşılaştırılacaksa *pakta üzerinden karşılaştırılmalıdır, at üzerinden değil.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8421
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5711

Ynt: tabu

İletigönderen uydurmatik » 04 Oca 2014, 19:25

Oktay D. yazdı:Dilleriñ kandaşlığı için sözcük ortaklıkları, söz dizimi beñzerlikleri veya ünlü uyumu özelliği sağlanmak gereğinde değildir. Hint-Avrupa dilleri veya Altay dilleri tüm bu özellikleri sağlamaz. Oysa kandaş olan diller, ortaklıktan çok daha fazlasına sahip olmalıdır. Örneğin, ortaklığı kesin olan sözcükleriñ asimptotik noktası biricik olmalıdır. Daha açık bir déyişle, bir sözcük ortak olsa da onuñ kurallı olarak tüm sesleriniñ tek bir noktayı işaret étmesi gerekir. Bu durumu kanıtlamak da çoğu zaman oldukça zordur çünkü éldeki tarihsel malzemeler yétersiz olabilir. Örneğin Japoncanıñ diğer Altay dilleriyle olan kandaşlığını kanıtlamak hayli güç olmuştur [Tekin, "Japonca ve Altay Dilleri"].

Altay dilleriyle Fin-Ugor dilleri arasında bilinen yazılı bélgeler öncesi dönemde yüksek bir étkileşim olduğu için ortak sözcüklerden mi yoksa alıntılardan mı söz édildiği kesin değildir. Moğolca için bu durum aşırı geçerlidir. Ancak Moğolcada alıntı olamayan sözcükleri saptamak şans gereği olanaklıdır.

Dilbilimcileriñ, ayrıca, pék bilimsel olmayan savları bile makale olarak yayınlayabilmeleri sonucu ortalıkta birçok bilimsel olmayan sav, büyük yandaşlar édinebilmiş. Oysa Popper'ıñ çok iyi tarif éttiği üzere, bilimsel bilgi yanlışlanabilir olmalıdır.

Örneğin verdiğiñiz denkliklerde tek öne sürülen yanlışlanabilirlik durumu, fiilleriñ doğrudan alınmaması durumudur. Ne yazık ki bu doğru değildir çünkü Fin-Ugor dilleriniñ soñdan eklemeli oluşu, onlarıñ bizden bizim de onlardan fiilleri olduğu gibi almamıza olanak sağlar. Oysa Türkçeniñ yüksek oranda éetkisi altında kaldığı Farsça ile Arapça yapı olarak zaten çok ayrık olduğu için Türkçeniñ fiilleri olduğu gibi alma durumu söz konusu değildir. Ancak Farsçanıñ, Kürtçeniñ ma Arapçanıñ bizden fiilleri olduğu gibi aldığı birçok örnek vardır. Dahası Arapçada Fransızcadan bile sözcükler alınıp fiil yapılmıştır: örneğin Fr. douche /dūş'/ "duş, yıkanma" > Ar. (Lazkiye/Ceble, Antakya, Halep) dawaşa "duş aldı, hızlıca yıkandı".

Bu arada Türkçe an "3. tekil kişi" sözcüğünüñ başında h- yoktur. Olsaydı bile Ana Altaycada h-'ler *p-'den geldiği için Fince'deki karşılaştırma Ana Altayca *p- üzerinden yapılmalıydı. Örneğin
- Türkçe at, Tuvaca a't, Halaçça hat < İlk Türkçe *haġt "iğdiş hayvan"
- Moğolca haġta, akta "iğdiş"
- Mançu-Tuñuzca axta, atta "iğdiş, deve"; xattā- "ata binmek"
< Ana Altayca *pakta "iğdiş" [Tekin, "Ön Türkçede ünsüz yitimi"]
Bu sözcük başka dil aileleriyle karşılaştırılacaksa *pakta üzerinden karşılaştırılmalıdır, at üzerinden değil.
Zaten sondan eklemeli olmaları, ses uyumunun bulunuyor olması gibi özelliklerin akrabalıkta daha belirleyici olabileceğini düşünüyorum. Kelimelerin aynı ya da farklı kökenden olmaları dilin dış yapısıyla ilgilidir oysa zamirler, ek sistemi ve eklerin sıralanışı gibi şeyler dillerin birbirleriyle ilişkilerinden daha çok köken birliği ile ilgili olabilir.
  • 0

uydurmatik
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 158
Katılım: 31 Ara 2013, 19:38
Değerleme: 6

Ynt: tabu

İletigönderen Oktay D. » 04 Oca 2014, 21:22

uydurmatik yazdı:Zaten sondan eklemeli olmaları, ses uyumunun bulunuyor olması gibi özelliklerin akrabalıkta daha belirleyici olabileceğini düşünüyorum. Kelimelerin aynı ya da farklı kökenden olmaları dilin dış yapısıyla ilgilidir oysa zamirler, ek sistemi ve eklerin sıralanışı gibi şeyler dillerin birbirleriyle ilişkilerinden daha çok köken birliği ile ilgili olabilir.

Bu konuda öyle düşünmüyorum. Dahası, dilbilimciler de öyle düşünmüyor. Diller, dilbilgisel yapılarını korumak durumunda olmadıkları gibi, başka dillere de beñzeyebilirler. Dediğiñiz doğru olsaydı, kimi Tibet dilleriniñ de Türkçeyle kandaş olması gerekirdi, ancak Çinceyle kandaşlar ma Türkçeyle ilgileri yok. Diller birbirine aşırı beñzeyip kandaş olmayabilir. Soñuçta kişioğlu dilleri, tabi ki beñzeyecek. Biri köpek dili diğeri kedi dili değil. Kandaşlık tarihsel bir olgudur, anca tarihsel olarak kanıtlanabilir.

Evrim-Kalıtım bilimi için de durum böyledir. Penguenler uçmuyor diye onları kuşlarla kandaş düşünmemek, ya da mavi-yeşil algler bitkiye beñziyor diye onları bitkilere dahil étmek nasıl yañlışsa, yukarıdaki kesin yargılar da aynı yañlışlıkta olur.
  • 0

En soñ Oktay D. tarafından 04 Oca 2014, 21:24 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8421
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5711

Ynt: tabu

İletigönderen uydurmatik » 04 Oca 2014, 23:12

Sözünü ettiğiniz Tibet dillerinin dilbilgisi yönünden Türkçeyle ne gibi benzerlikleri var?
  • 0

uydurmatik
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 158
Katılım: 31 Ara 2013, 19:38
Değerleme: 6

Ynt: tabu

İletigönderen Oktay D. » 04 Oca 2014, 23:46

uydurmatik yazdı:Sözünü ettiğiniz Tibet dillerinin dilbilgisi yönünden Türkçeyle ne gibi benzerlikleri var?

Klasik Tibetçe dışında birçok Tibet dili soñdan eklemelidir. Şimdilik hangileri olduğunu anımsamıyorum, ilgili bétik yanımda değil. Ayrıca Utro-Aztek dillerinden Choguita Rarámuri diliniñ de soñdan eklemeli olduğunu ma dahası söz dizimi olarak yüklemi soñda olduğunu belirteyim. Zaten bu tür yönlerden dilleri topu topu 4-5 sınıfa ayırırız. Bunları akrabalık ölçütü yaparsak dünya üzerinde yalñızca bir élin parmakları kadar aile olurdu. Oysa durum hiç de öyle değildir. Bu arada Sümerceniñ de soñdan eklemeli ve yüklem soñda bir dil olduğunu biliyoruz. Her ne kadar Türkçeyle çok karşılaştırılsa da, Türkçeyle akraba olmaktan çok Türkçe ile arasında alıntılarıñ olduğunu görüyoruz. Kısacası diller birbirlerine beñziyebiliyor. Ancak akraba olmaları başka bir konudur.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8421
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5711

Ynt: tabu

İletigönderen uydurmatik » 05 Oca 2014, 00:13

Bahsettiğiniz dillerde ses uyumu var mı? Sumerce yalnızca sondan eklemeli bir dil değildir örneğin fiil çekiminde önekler de söz konusudur. Ancak Sumercenin yazı sistemi ideografik olduğu için ek sanılan şeyler aslında ek olmayabilir de.
  • 0

uydurmatik
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 158
Katılım: 31 Ara 2013, 19:38
Değerleme: 6

Ynt: tabu

İletigönderen Oktay D. » 05 Oca 2014, 00:36

uydurmatik yazdı:Bahsettiğiniz dillerde ses uyumu var mı? Sumerce yalnızca sondan eklemeli bir dil değildir örneğin fiil çekiminde önekler de söz konusudur. Ancak Sumercenin yazı sistemi ideografik olduğu için ek sanılan şeyler aslında ek olmayabilir de.

Ses uyumu Altay dilleriniñ ortak özelliği değildir. Eski Türkçede bile ses uyumu tam değildir ve bunuñ nédeni soñradan uyumsuzlaşma da değildir. Önceden uyumsuzken ses uyumuna giren ekler bulunur Eski Türkçede. Örneğin 3. tekil kişi iyelik eki ünlü uyumuna uymaz [Tekin, 2003]. Geçmiş zaman eki -miş yalñızca /i/ sesiyle yazılır [Irk Bitig, Orkun yaz.]. Bunlar soñradan uyuma girmiştir. Japonca, Tuñuzca, Moğolca ve Koreceyi zaten biliyor olmalısıñız.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8421
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5711

Ynt: tabu

İletigönderen uydurmatik » 05 Oca 2014, 02:15

Talat Tekin'in Altay Dilleri ve Japonca kitabında Eski Japoncada ses uyumunun bulunduğuna dair bir takım bilgilere de yer verilmiş. Ayrıca ses uyumu bulunmasa bile Japoncanın bazı ekleri Türkçeninkilere benzemektedir.
... e ikimasu: ...e gideceğim.
... de sunde-imasu. ...de oturuyorum.

Korecedeki ses uyumuyla ilgili olarak da İngilizce Vikipedide şöyle bir açıklama bulunuyor: There are three classes of vowels in Korean: positive, negative, and neutral. These categories loosely follow the front (positive) and mid (negative) vowels. Traditionally, Korean had strong vowel harmony; however, this rule is no longer observed strictly in modern Korean. In modern Korean, it is only applied in certain cases such as onomatopoeia, adjectives, adverbs, conjugation, and interjections. The vowel ㅡ(eu) is considered a partially neutral and a partially negative vowel. There are other traces of vowel harmony in modern Korean: many native Korean words tend to follow vowel harmony such as 사람 (saram), which means person, and 부엌 (Bueok), which means kitchen.
  • 0

uydurmatik
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 158
Katılım: 31 Ara 2013, 19:38
Değerleme: 6

Ynt: tabu

İletigönderen Oktay D. » 05 Oca 2014, 02:50

uydurmatik yazdı:Talat Tekin'in Altay Dilleri ve Japonca kitabında Eski Japoncada ses uyumunun bulunduğuna dair bir takım bilgilere de yer verilmiş. Ayrıca ses uyumu bulunmasa bile Japoncanın bazı ekleri Türkçeninkilere benzemektedir.
... e ikimasu: ...e gideceğim.
... de sunde-imasu. ...de oturuyorum.

Korecedeki ses uyumuyla ilgili olarak da İngilizce Vikipedide şöyle bir açıklama bulunuyor: There are three classes of vowels in Korean: positive, negative, and neutral. These categories loosely follow the front (positive) and mid (negative) vowels. Traditionally, Korean had strong vowel harmony; however, this rule is no longer observed strictly in modern Korean. In modern Korean, it is only applied in certain cases such as onomatopoeia, adjectives, adverbs, conjugation, and interjections. The vowel ㅡ(eu) is considered a partially neutral and a partially negative vowel. There are other traces of vowel harmony in modern Korean: many native Korean words tend to follow vowel harmony such as 사람 (saram), which means person, and 부엌 (Bueok), which means kitchen.

Ben de kısaca öyle söyledim. Eñ eski yazılı Altay dili olan Eski Türkçede bile ünlü uyumu tam değildir.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8421
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5711

Ynt: tabu

İletigönderen uydurmatik » 07 Oca 2014, 21:59

Oktay D. yazdı:Bu arada Türkçe an "3. tekil kişi" sözcüğünüñ başında h- yoktur. Olsaydı bile Ana Altaycada h-'ler *p-'den geldiği için Fince'deki karşılaştırma Ana Altayca *p- üzerinden yapılmalıydı.
İngilizce VikiSözlükte hän için şöyle bir köken açıklaması yapılmış: From Proto-Finno-Ugric *se; cognate to Hungarian ő. Eğer bu şahıs zamiri Macarca 3. teklik şahıs zamiri ő ile aynı kökenden sayılabiliyorsa Türkçe o / an- ile neden sayılamaz?
  • 0

En soñ uydurmatik tarafından 07 Oca 2014, 22:07 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
uydurmatik
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 158
Katılım: 31 Ara 2013, 19:38
Değerleme: 6

Ynt: tabu

İletigönderen Oktay D. » 08 Oca 2014, 00:00

uydurmatik yazdı:İngilizce VikiSözlükte hän için şöyle bir köken açıklaması yapılmış: From Proto-Finno-Ugric *se; cognate to Hungarian ő. Eğer bu şahıs zamiri Macarca 3. teklik şahıs zamiri ő ile aynı kökenden sayılabiliyorsa Türkçe o / an- ile neden sayılamaz?

Yanıtı kendiñiz vérmiş sayılırsıñız. Öncelikle Fin-Ugor dillerindeki ilgili denktaşlıkları vérelim.
Ana Fin-Ugor dili *sə "o, 3. tekil kişi"
Macarca ő /ȫ/
Fince hän
Estonca en-d, en-da, ene-se
Saamca sōn, sonn, sån
Mordovyaca son
Udmurtça (Votyak) so
Komice (Zirya) si̮, siye̮, siya
Hantıca (Ostyak) lö̆ġ, yö̆ġ, tĕw, luw
Mansice (Vogul) tüw, täw, taw

Görüldüğü gibi Macarcadaki sözcükte, *s- sesi kurallı olarak düşmüştür. Bu ses değişiminiñ beñzerini birçok dilde görmek olanaklı. Yakın örnek olsun diye Yakut Türkçesini örnek vérebilirim. Ana Türkçe *s- sesleri Yakutçada düşer: Ana Türkçe sǖt > Yakutça ǖt "süt" veya Ana Türkçe sen > Yakutça en "2. tekil kişi" veya Ana Türkçe sub > Yakutça ū "su" gibi.

Fincedeki h- sesi kurallı olarak *s- sesinden gelir. Buna da Başkırtçadan örnek vérmek isterim (tabi ki birçok dilde bu ses olayı gerçekleşmiştir): Ana Türkçe sǖt > Başkırtça hüt "süt" veya Ana Türkçe sen > Başkırtça hin "2. tekil kişi" veya Ana Türkçe sub > Başkırtça huw "su" gibi.

Şimdi gelelim néden bunlarıñ Türkçedeki an/ol > o "3. tekil kişi" ile ilgili olamayacağına. an sözcüğü İlk Türkçede *an(ǎ) olarak geçer. Görüldüğü gibi s- ile ya da h- ile başlamıyor. Moğolca denktaşı ene biçimindedir. Ana Altaycada *éne olarak kurgulanır. Kısaca başında herhangi bir ünsüz yok. Oysa Fin-Ugor dillerindeki bu sözcük *s- ile başlıyor. Biri *sə biri *éne, beñzemiyorlar bile!
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8421
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5711

ÖncekiSoñraki

Dön İnanç

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 10 konuk

Reputation System ©'