Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

+sal/+sel eki üzerine

Ekleriñ kökeni üzerine çalışmaları içerir.

Ynt: +sal/+sel eki üzerine

İletigönderen hskizilcik » 23 Mar 2019, 00:51

Kullandığınız sözcüklerden yarısı Türkçe değil, siz mi bana Türkçeyi öğreteceksiniz? Türkçesivarken adlı bir yerde Arapça sözcüklerden oluşan yorumlar yapıyorsunuz. Önce dilinizi biraz sadeleştirin.
Sizin bu bakış açınıza göre Muharrem Ergin, Ahmed Caferoğlu gibi dilcilerden de Türkçe öğrenilemez. Sizi bu yaklaşımınızdan dolayı kınıyorum. Bu forumun öz Türkçeciliği dayatan bir yaklaşımı yoktur diye biliyordum.


Adı Türkçesivarken olan bir yerde özellikle anlaşılmasın veya okunması zor olsun diye uğraş veriyorsanız, bunu eleştirmek hakkımdır. Size hiç yabancı sözcük kullanmayın diyen yok. Ancak anlaşılmasın diye özellikle uğraştığınız açık. Sizin yazdıklarınızı okumak için sözlük mü açmamız gerek? Karşınızdakinin anlaması değil de kendi egonuzun peşindesiniz. Sizin dedemizin bile anlayamayacağı denli yabancı sözcük kullanarak tatmin olmanızı izlemek zorunda değiliz. Anlaşılır olun lütfen. Ben de kullandığınız dilden ötürü kınıyorum sizi.
  • 3

Üyelik görseli
hskizilcik
Dérnek Üyesi
 
İleti: 176
Katılım: 29 Ağu 2013, 19:25
Konum: Ankara
Değerleme: 114

Ynt: +sal/+sel eki üzerine

İletigönderen cingelek » 23 Mar 2019, 01:55

hskizilcik yazdı:
QONAQ yazdı:
hskizilcik yazdı:
QONAQ yazdı:Türkcədə belə bir ək vardırsa onda elə misallar tapın ki tarixi dövrlərdən (Osmanlı, Çığatay, vs. dövründən) və ya bu günkü ləhcələrdən olsun və -i əki ilə bitən eyni mənanı daşıyan başqa bir sözün ekvivalenti kimi işlədilsin.

Belə misallar tapa bilmirsizsə deməli türkcədə belə bir funksiyada sal/səl deyən ək yoxdur.


İyi okuyun var. Tarihi kaynakları da var. DLT'den, Lisan-ı Osmani'ye dek birçok kaynakta var. Önceki yorumları okuyun, görürsünüz. Ayrıca -î ekinin karşılığı anlamı da var. Arsal örneği ortada...
Arsalın -i ilə bitən ekvivalenti nədi?


Arsal Ar+sal
Ar: kestane rengi
Arsal, kestane renginde olan

Arsal at: Kızıl-kahverengi at.
Ar zaten kestane rengi demekse buna neden aidiyet-mensubiyet eki getirilecek? Mesela bugün renk adı olan yeşil yerine yeşilsel diyerek yeşili ifade edecek bir vaziyete rast geldiğinizi hatırlıyor musunuz? Farsçadan mehuz siyâhî sözü yerine karasal demenin bir manası olur mu? Renk adları zaten sıfat vazifesi ile kullanılıyor. Türkçede sıfata neden addan sıfat yapma eki getirilecek de böyle bir kelime türetilecek? Arsal kelimesinin muhtemelen başka bir izahını bulmak mümkündür. Sırf /sal/ sesiyle bitiyor diye bunun aidiyet-mensubiyet eki olduğunu iddia etmek mesnetsizdir. DLT'de renk adlarına gelen sAl ekinin başka misalleri var mı? Hususen renk ismi olmayan bir isme getirilerek renk adı yapmakta kullanılan böyle bir ek mevcut değilse arsaldaki salın aidiyet-mensubiyet eki olduğunu nasıl ispat edebilirsiniz?
  • 0

cingelek
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 374
Katılım: 17 Mar 2015, 15:28
Değerleme: 366

Ynt: +sal/+sel eki üzerine

İletigönderen hskizilcik » 23 Mar 2019, 02:28

Arsal, kestane rengine çalan anlamına gelir. Kumral demektir, "gibi" anlamı verir.

Siz isteseniz de istemeseniz de, benimseseniz de benimsemeseniz de Türk halkı bu eki benimsedi. Daha ötesi yok. Halk benimsemişse yapacağınız yalnızca havanda su dövmektir. Ayrıca bu eklerin eski örnekleri olduğu gibi, kökenlemesi de yapılabilmektedir. Dolayısıyla Türkçenin yapısına da aykırı değildir. Siz istediğiniz kadar söylenin, iş işten geçmiştir.
  • 0

Üyelik görseli
hskizilcik
Hasan Şahin Kızılcık
Dérnek Üyesi
 
İleti: 176
Katılım: 29 Ağu 2013, 19:25
Konum: Ankara
Değerleme: 114

Ynt: +sal/+sel eki üzerine

İletigönderen cingelek » 23 Mar 2019, 02:33

hskizilcik yazdı:Arsal, kestane rengine çalan anlamına gelir. Kumral demektir, "gibi" anlamı verir.

Siz isteseniz de istemeseniz de, benimseseniz de benimsemeseniz de Türk halkı bu eki benimsedi. Daha ötesi yok. Halk benimsemişse yapacağınız yalnızca havanda su dövmektir. Ayrıca bu eklerin eski örnekleri olduğu gibi, kökenlemesi de yapılabilmektedir. Dolayısıyla Türkçenin yapısına da aykırı değildir. Siz istediğiniz kadar söylenin, iş işten geçmiştir.
Arsal kelimesinin okunuşu bile şüpheli gözüküyor. Arsal başlığına bakabilirsiniz.
  • 0

cingelek
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 374
Katılım: 17 Mar 2015, 15:28
Değerleme: 366

Ynt: +sal/+sel eki üzerine

İletigönderen hskizilcik » 23 Mar 2019, 02:35

cingelek yazdı:
hskizilcik yazdı:Arsal, kestane rengine çalan anlamına gelir. Kumral demektir, "gibi" anlamı verir.

Siz isteseniz de istemeseniz de, benimseseniz de benimsemeseniz de Türk halkı bu eki benimsedi. Daha ötesi yok. Halk benimsemişse yapacağınız yalnızca havanda su dövmektir. Ayrıca bu eklerin eski örnekleri olduğu gibi, kökenlemesi de yapılabilmektedir. Dolayısıyla Türkçenin yapısına da aykırı değildir. Siz istediğiniz kadar söylenin, iş işten geçmiştir.
Arsal kelimesinin okunuşu bile şüpheli gözüküyor. Arsal başlığına bakabilirsiniz.


İşinize gelmeyince, doğaldır kuşkulanmanız. Kulp bulamadınız, ondan sanırım. :)
  • 0

Üyelik görseli
hskizilcik
Hasan Şahin Kızılcık
Dérnek Üyesi
 
İleti: 176
Katılım: 29 Ağu 2013, 19:25
Konum: Ankara
Değerleme: 114

Ynt: +sal/+sel eki üzerine

İletigönderen cingelek » 23 Mar 2019, 02:38

hskizilcik yazdı:
cingelek yazdı:
hskizilcik yazdı:Arsal, kestane rengine çalan anlamına gelir. Kumral demektir, "gibi" anlamı verir.

Siz isteseniz de istemeseniz de, benimseseniz de benimsemeseniz de Türk halkı bu eki benimsedi. Daha ötesi yok. Halk benimsemişse yapacağınız yalnızca havanda su dövmektir. Ayrıca bu eklerin eski örnekleri olduğu gibi, kökenlemesi de yapılabilmektedir. Dolayısıyla Türkçenin yapısına da aykırı değildir. Siz istediğiniz kadar söylenin, iş işten geçmiştir.
Arsal kelimesinin okunuşu bile şüpheli gözüküyor. Arsal başlığına bakabilirsiniz.


İşinize gelmeyince, doğaldır kuşkulanmanız. Kulp bulamadınız, ondan sanırım.
Kaynağını vererek okunuşun şüpheli olduğunu gösterdim. Kelime ARSAIL okunacak şekilde yazılmış. Bundan dolayı DLT veritabanında arsal ve arsıl diye iki ayrı kayıt var. Halbuki DLT'de müstakil olarak arsal ve arsıl bulunmuyor. Bu da okunuşun şüpheli olduğunu göstermektedir.
  • 0

cingelek
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 374
Katılım: 17 Mar 2015, 15:28
Değerleme: 366

Ynt: +sal/+sel eki üzerine

İletigönderen kuluduk » 23 Mar 2019, 03:03

hskizilcik yazdı:Arsal, kestane rengine çalan anlamına gelir. Kumral demektir, "gibi" anlamı verir.
Madem ekin böyle bir anlama ("gibi" anlamına) geldiğini iddia ediyorsunuz, o zaman mavisel "mavi gibi, maviye çalan" veya yeşilsel "yeşil gibi, yeşile çalan" neden kullanılmıyor?

hskizilcik yazdı:Siz isteseniz de istemeseniz de, benimseseniz de benimsemeseniz de Türk halkı bu eki benimsedi. Daha ötesi yok. Halk benimsemişse yapacağınız yalnızca havanda su dövmektir. Ayrıca bu eklerin eski örnekleri olduğu gibi, kökenlemesi de yapılabilmektedir.
Hâlâ ekin esas iddia edilen işlevine yönelik örnekler göremedik. Verilen sözde örneklerin hiçbirinde aitlik ve mensupluk (nisbet î'sinin işlevi) görülmüyor. Arapça renk adlarında bile benzerlik değil aitlik/mensupluk söz konusudur. Mâî (mavi) suya ait renk demektir, suya benzer renk veya su gibi / suya çalan renk demek değildir. Siz diyorsunuz ki ar zaten kestane rengi demek arsal da kestane rengi gibi renk demek. Arapçada esvedî "siyaha çalan renk" gibi bir kullanım var mı?

Bugün için uydurma sAl eki ile türetilmiş uydurma sözcüklerin sayısı çok fazla, kullanımı çok yaygın olabilir. Ancak yine de geç değildir. Nasıl ki dil devrimiyle çok sayıda Arapça ve Farsça kökenli sözcük dilimizden çıkarılmaya çalışılmışsa önümüzdeki yıllarda ne olacağını bilemeyiz. Dilde ne zaman, hangi değişikliğin ne şekilde gerçekleşeceği belli olmuyor.
  • 0

kuluduk
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 436
Katılım: 14 Tem 2015, 03:24
Değerleme: 231

Ynt: +sal/+sel eki üzerine

İletigönderen hskizilcik » 23 Mar 2019, 13:56

kuluduk yazdı:
hskizilcik yazdı:Arsal, kestane rengine çalan anlamına gelir. Kumral demektir, "gibi" anlamı verir.
Madem ekin böyle bir anlama ("gibi" anlamına) geldiğini iddia ediyorsunuz, o zaman mavisel "mavi gibi, maviye çalan" veya yeşilsel "yeşil gibi, yeşile çalan" neden kullanılmıyor?

hskizilcik yazdı:Siz isteseniz de istemeseniz de, benimseseniz de benimsemeseniz de Türk halkı bu eki benimsedi. Daha ötesi yok. Halk benimsemişse yapacağınız yalnızca havanda su dövmektir. Ayrıca bu eklerin eski örnekleri olduğu gibi, kökenlemesi de yapılabilmektedir.
Hâlâ ekin esas iddia edilen işlevine yönelik örnekler göremedik. Verilen sözde örneklerin hiçbirinde aitlik ve mensupluk (nisbet î'sinin işlevi) görülmüyor. Arapça renk adlarında bile benzerlik değil aitlik/mensupluk söz konusudur. Mâî (mavi) suya ait renk demektir, suya benzer renk veya su gibi / suya çalan renk demek değildir. Siz diyorsunuz ki ar zaten kestane rengi demek arsal da kestane rengi gibi renk demek. Arapçada esvedî "siyaha çalan renk" gibi bir kullanım var mı?

Bugün için uydurma sAl eki ile türetilmiş uydurma sözcüklerin sayısı çok fazla, kullanımı çok yaygın olabilir. Ancak yine de geç değildir. Nasıl ki dil devrimiyle çok sayıda Arapça ve Farsça kökenli sözcük dilimizden çıkarılmaya çalışılmışsa önümüzdeki yıllarda ne olacağını bilemeyiz. Dilde ne zaman, hangi değişikliğin ne şekilde gerçekleşeceği belli olmuyor.


Öncelikle, ar sözcüğünün kökenini bilmeden bir şey diyemeyiz. İkinci olarak, dil devrimi, yabancı sözler için yapıldı. Bu yüzden kalıcı sonuçlar doğurdu. Bir dilin kendi içindeki değişiklikler, zorlama ile olmaz. Doğal süreçler gerektirir. Bunu istesek de değiştiremeyiz. +sAl ekinin işlevi bence nispet anlamı verir. Sizce vermiyor olabilir. Ancak artık veriyorsa, yani bir eke yeni bir işlev kazandırıldıysa, bunun geriye dönüşü yoktur. Yıllarca Osmanlıca galatları doğru sayıp, eleştirmeyip kabul ediyorsanız, artık bu konuda da ısrar etmenin anlamı yoktur. Zaten haklı da değilsiniz. Siz yıllarca "gusül abdesti" gibi bir galatı eleştirmeyip, "galattır, olur böyle, böyle kabullenmek gerek" diyebiliyorsanız veya "Müslümanlar" sözü gibi bir galatı kabul ediyorsanız, artık +sAl konusunda bu denli tutucu olmanız anlamsız olur. Yani yaygın yanlış yabancı dilden olunca sorun olmuyor da, Türkçe olunca (ki bence yanlış değil) mı sorun oluyor?
  • 10

Üyelik görseli
hskizilcik
Hasan Şahin Kızılcık
Dérnek Üyesi
 
İleti: 176
Katılım: 29 Ağu 2013, 19:25
Konum: Ankara
Değerleme: 114

Ynt: +sal/+sel eki üzerine

İletigönderen hskizilcik » 23 Mar 2019, 14:00

cingelek yazdı:
hskizilcik yazdı:
cingelek yazdı:
hskizilcik yazdı:Arsal, kestane rengine çalan anlamına gelir. Kumral demektir, "gibi" anlamı verir.

Siz isteseniz de istemeseniz de, benimseseniz de benimsemeseniz de Türk halkı bu eki benimsedi. Daha ötesi yok. Halk benimsemişse yapacağınız yalnızca havanda su dövmektir. Ayrıca bu eklerin eski örnekleri olduğu gibi, kökenlemesi de yapılabilmektedir. Dolayısıyla Türkçenin yapısına da aykırı değildir. Siz istediğiniz kadar söylenin, iş işten geçmiştir.
Arsal kelimesinin okunuşu bile şüpheli gözüküyor. Arsal başlığına bakabilirsiniz.


İşinize gelmeyince, doğaldır kuşkulanmanız. Kulp bulamadınız, ondan sanırım.
Kaynağını vererek okunuşun şüpheli olduğunu gösterdim. Kelime ARSAIL okunacak şekilde yazılmış. Bundan dolayı DLT veritabanında arsal ve arsıl diye iki ayrı kayıt var. Halbuki DLT'de müstakil olarak arsal ve arsıl bulunmuyor. Bu da okunuşun şüpheli olduğunu göstermektedir.


ارسل Arsal sözü böyle yazılmaktadır DLT'de. Bunun neresi kuşkulu?

arsal ارسل
Kestane rengi, kumral, konural.
DLT Veri Tabanı
  • 0

Üyelik görseli
hskizilcik
Hasan Şahin Kızılcık
Dérnek Üyesi
 
İleti: 176
Katılım: 29 Ağu 2013, 19:25
Konum: Ankara
Değerleme: 114

Ynt: +sal/+sel eki üzerine

İletigönderen kuluduk » 23 Mar 2019, 19:40

hskizilcik yazdı:[ارسل Arsal sözü böyle yazılmaktadır DLT'de. Bunun neresi kuşkulu?

arsal ارسل
Kestane rengi, kumral, konural.
DLT Veri Tabanı
Gönderdiğiniz şekilde yazılmışsa bu arsal da okunabilir, ersel de, arsıl da, ersil de (Eğer imlada ünlüyü gösteren bir hareke yoksa kelime ارسال آرسال ارصال آدصال gibi şekillerde yazılmadığı sürece sal okunuşu kesin değildir). Elinde DLT'nin tıpkı basımı olan varsa bu sözcükle ilgili açıklamanın olduğu kısmın ekran görüntüsünü atabilir mi?
  • 0

kuluduk
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 436
Katılım: 14 Tem 2015, 03:24
Değerleme: 231

Ynt: +sal/+sel eki üzerine

İletigönderen cingelek » 23 Mar 2019, 20:08

kuluduk yazdı:
hskizilcik yazdı:[ارسل Arsal sözü böyle yazılmaktadır DLT'de. Bunun neresi kuşkulu?

arsal ارسل
Kestane rengi, kumral, konural.
DLT Veri Tabanı
Gönderdiğiniz şekilde yazılmışsa bu arsal da okunabilir, ersel de, arsıl da, ersil de (Eğer imlada ünlüyü gösteren bir hareke yoksa kelime ارسال آرسال ارصال آدصال gibi şekillerde yazılmadığı sürece sal okunuşu kesin değildir). Elinde DLT'nin tıpkı basımı olan varsa bu sözcükle ilgili açıklamanın olduğu kısmın ekran görüntüsünü atabilir mi?
Dahası bunu "arsik" şeklinde okuyan(lar?) da olmuş (lam harfinin şekli sonda kef harfinin şekliyle benzeştiği için bazen sayfadaki siliklik veya iz gibi sebeplerden harfin lam mı yoksa kef mi olduğu konusu şüpheli hâle gelebilmektedir; TDK DLT veritabanında arsik bulunmadığına göre bu başka bir menbadan alınmış olabilir).
arsik.png
arsik.png (11.06 KiB) 410 kéz görüntülendi


Clauson şöyle vermiş: D arsal (or arsil (?)) (auburn, bay) Den. N./A. fr. a:r; ‘auburn, bay’. Pec. to Kaš. Xak. xı arsal («V) sač al-ša'ru'1-ašhab ‘auburn hair’ Kaš. I 105; a.o. I 79 (a:r, spelt arsil).

Sanıyorum ki okunuşun şüpheli olduğu konusu daha bariz şekilde ortaya konulmuş oldu.
  • 5

cingelek
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 374
Katılım: 17 Mar 2015, 15:28
Değerleme: 366

Ynt: +sal/+sel eki üzerine

İletigönderen TürkçeSözlük78 » 23 Mar 2019, 20:53

Arsal sözcüğünün ne olduğu belirsiz ise bundan önceki kanıtlar için ortaya ne tür karşısavlar sürüyorsunuz?
  • 0

Onca olay olduktan sonra,
Niye düşlerim ki bir yokra?
-Tünerik Gezgini
Üyelik görseli
TürkçeSözlük78
Oğuzhan T.
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1151
Katılım: 12 Nis 2018, 01:07
Konum: Yedi Tepe
Değerleme: 696

Ynt: +sal/+sel eki üzerine

İletigönderen cingelek » 23 Mar 2019, 20:58

TürkçeSözlük78 yazdı:Arsal sözcüğünün ne olduğu belirsiz ise bundan önceki kanıtlar için ortaya ne tür karşısavlar sürüyorsunuz?
Daha başka ne sahte ispat varsa söyleyin, cevabı verilmemişse vermeye çalışalım.
  • 0

cingelek
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 374
Katılım: 17 Mar 2015, 15:28
Değerleme: 366

Ynt: +sal/+sel eki üzerine

İletigönderen hskizilcik » 23 Mar 2019, 21:11

kuluduk yazdı:
hskizilcik yazdı:[ارسل Arsal sözü böyle yazılmaktadır DLT'de. Bunun neresi kuşkulu?

arsal ارسل
Kestane rengi, kumral, konural.
DLT Veri Tabanı
Gönderdiğiniz şekilde yazılmışsa bu arsal da okunabilir, ersel de, arsıl da, ersil de (Eğer imlada ünlüyü gösteren bir hareke yoksa kelime ارسال آرسال ارصال آدصال gibi şekillerde yazılmadığı sürece sal okunuşu kesin değildir). Elinde DLT'nin tıpkı basımı olan varsa bu sözcükle ilgili açıklamanın olduğu kısmın ekran görüntüsünü atabilir mi?


Yahu uzun ünlü olmadıkça Arap abecesinde ünlülerin yazımında sorunlar olduğunu zaten biliyoruz. Buradan yola çıkarak sorun var demek yanlış. Tersine, arsıl olsa idi belirtilirdi. Bir ye konurdu. Konmuyorsa, arsal diye okunur. Diğer tüm sözcüklerde böyle okurken, işinize gelmeyince farklı okumaya kalkmak kasıtlı. Size ne kanıt sunarsak sunalım, aynı şeyi diyeceksiniz.
  • 0

Üyelik görseli
hskizilcik
Hasan Şahin Kızılcık
Dérnek Üyesi
 
İleti: 176
Katılım: 29 Ağu 2013, 19:25
Konum: Ankara
Değerleme: 114

Ynt: +sal/+sel eki üzerine

İletigönderen hskizilcik » 23 Mar 2019, 21:36

Tartışmaya belki yararı olur düşüncesiyle, Yusuf Gedikli'nin şimdiye dek bu konuda yapılmış bilimsel tartışmaların özeti niteliğindeki bir yazısını burada vermek isterim:

Bağlantı:
http://www.medyadetay.com/turkcenin-sal ... ,3580.html

Türkçenin -sal, -sel eki

Yusuf Gedikli

-sal, -sel eki Türkçenin en çok tartışılan ekidir. Makalemizde sorunu tam bir objektiflik ve tarafsızlıkla, tam bir bilimsel ve kişisel dürüstlükle irdeleyip, doğruyu, gerçeği ortaya koyacağız. Bu bakımdan okurlarımız vereceğimiz bilgi ve yargılarda bize güvenebilirler. Ek tarihsel (art zamanlı) Türkçede kumsal ve uysal sözlerinde görülür. Kumsalda isme, uysalda fiile bitişir.

-sal, -sel eki Türkçenin en çok tartışılan ekidir. Makalemizde sorunu tam bir objektiflik ve tarafsızlıkla, tam bir bilimsel ve kişisel dürüstlükle irdeleyip, doğruyu, gerçeği ortaya koyacağız. Bu bakımdan okurlarımız vereceğimiz bilgi ve yargılarda bize güvenebilirler.

Ek tarihsel (art zamanlı) Türkçede kumsal ve uysal sözlerinde görülür. Kumsalda isme, uysalda fiile bitişir.

1. Kumsal sözcüğü

Kumsala şu anki tespitlerimize göre ilkin Evliya Çelebide raslarız. Çelebi 1646’da bugün Çoruma bağlı Osmancık ilçemizi anlatırken iki kez kumsal sözünü kullanmıştır. Aynı yıl Erdebilden Kuzey Azerbaycana giderken kumsal sözünü yine iki kez kullanmıştır.[1]

Kumsal daha sonra 1680’de Meninski’de karşımıza çıkar. Meninski’de kumsal yer Latince “arenosus locus, feuloca arenosa, plaga”, yani “kumluk yer, kumsal, pilaj”dır.[2] A. Vefik Paşanın Lehce-i Osmanîsinde kumsal “kum karışık olan arazi, deniz kenarı”, kumsal yer “kumla”dır.[3] Şeyh Süleyman Efendide kumsal “kum karışık olan arazi, kumluk, kişt-i zira’at yeri, adak [ada] ve leb-i deryâ, sevâhil-i rîk âlûd”dur.[4] Redhouse’da kumsal “1. sandy soil 2. a sand-bank in water”, yani “1. kumlu toprak 2. her hangi bir suyun [denizin, gölün, ırmağın] kumlu kıyısı”dır.[5] Ş. Samide kumsal “kumluk yer, kumla mestur [örtülü] olan deniz kenarı”dır.[6]

Köyümüzde kumsal “genellikle güney yönlerde bulunan, kolay ayrışan, kuma benzer toprak”tır; kumlama da denir. Kumsal ve kumlama “bu tür topraklı tarlalara verilen ad”dır. Bu adlar zamanla mevki adlarına dönüşmüştür. Nitekim komşu Acısı köyünde hem Kumsal, hem Kumlama adlı mevki ve mahalle adları vardır.[7]

K. Maraş - Önsen köyünde kumsavı “kuma benzer bir çeşit toprak”[8], Yeni Uygurca kumsak “kumsal”dır.[9] Bu kelimelerdeki ekler -savı ve -sak’tır. Eklerin daha önceki biçimleri -sagı > sağı’dır. Köyümüzde delimsek “delimsi, deli davranışlı; delişmen, atak”tır.[10] Azerbaycanda uzunsov “bir gadar uzun, uzun teher [biçimli]”dir.[11] Her iki kelimenin ekleri -sağı’dan gelişmiştir. Türkçede kızılsı, sarımsı, kumralsı vb. gibi renk çalarlarındaki (nüanslarındaki) ek aslında -sag’dır, daralarak -sıg olmuştur; ek nihayet -g’sini yitirerek -sı, -si, -su, -sü halini almıştır.

-sı eki, Tatarcada -su biçimindedir. Sondaki -g düşünce öndeki ünlü yuvarlaklaşmıştır. Alsu “al karışık”, aysu “ay gibi”, karasu “siyahımsı” vb.[12]

1.1. Gökoğuz, Azerbaycan ve Türkmen Türkçelerinde

1. Azerbaycanda gumsal “1. gumlug yer, gumla örtülü olan deniz sahili 2. gumla garışıg olan”dır.[13]

2. Türkmence gumsalt “ürgün çägesöv gum gatışıklı, gumak”, yani “ufalanan, kumlu, kumla karışık, gumak”tır.[14] Sondaki t türemedir.

3. Gökoğuz Türkçesinde kumsal “kumsal”dır.[15]

1.2. Kumsaldaki -sal eki üzerine görüşler ve eleştiriler

1. Büyük Larus -sal, -sel eklerinin ad soylu sözlerden genelde sıfat türettiğini (kumsal, duygusal, bitkisel vb.), fiillerden sıfatlar türettiğini (uysal, görsel, işitsel) yazar.[16]

2. Vecihe Hatiboğlu (1916-1996) “+sal (+sel) eki, genellikle, ad kök veya gövdesine getirilerek sıfat görevinde sözcük kurar” der ve şu örnekleri verir: *anıtsal (anıt-sal), *duygusal (duygu-sal), kumsal (kum-sal), *kutsal (kut-sal), *Tanrısal (Tanrı-sal), uysal (uy-u-sal), *bilimsel (bilim-sel), *bitkisel (bitki-sel), *bölgesel (bölge-sel), *geleneksel (gelenek-sel), *kişisel (kişi-sel) vb.”[17]

* imli (işaretli) sözler yeni türetilmiş sözlerdir. Hatiboğlunun görüşünün ilginç yanı ekin sadece ad kök veya gövdesine geldiğini kabul etmesidir. Bundan dolayı uysal sözünü fiil kökenli değil, ad kökenli düşünür ve uyu-s-al olarak çözümler. Yazar konuyla ilgili dipnotta “Yoksun ve yoksul sözcükleri de aynı kuruluşun etkisiyle meydana gelmiştir” der.

3. F. K. Timurtaş (1925-1982) -sal, -sel ekinin nispet eki yerine kullanıldığını, Türkçede böyle bir eke raslanmadığını, kumsal, uysaldaki -sal’ın nispet anlamı taşımadığını, bu ekin Fıransızca -al, -el ekine benzetilerek uydurulduğunu söyler. Ayrıca Peyami Safanın fiziksel sözünü kullanmasını eleştirir, fiziksel yerine fizikî denmesi gerektiğini yazar.[18] (P. Safa bir yazısında fiziksel sözünden hoşlandığını yazmıştı).

Timurtaş başka bir yerde aynı şeyleri yineler. Kumsal, uysal sözlerindeki -sal ekinin “nispet ifade etmediğini”, bu eklerin uydurma olduğunu söyler.[19] Timurtaşın görüşleri doğru değildir. Daha doğrusu gerçekleri yansıtmamaktadır. Bu ek ne Fıransızcadan alınmadır, ne de uydurmadır. 1646’da, 1680’de tespitlenen ek nasıl uydurma olur? Ayrıca -sal, -sel bal gibi nispet ekleridir. Kuma göre kumsal “biraz daha kumlu, tam kumlu olmayan, nispeten kumlu” değil midir; uymamaya göre uysal “biraz daha uyumlu, nispeten uyan” değil midir? Böyle yazmak bilimsel objektifliğe ne kadar uymaktadır? Fizikîdeki -î Farsça bir ektir. Timurtaşa göre Farsça bir ek, Türkçe bir eke yeğlenmelidir.

4. M. Ergin (1925-1995) isimden isim yapan -sal eki hakkında şöyle der: “İşlek olmayan eklerden biridir. Yer ifade eder. kum-sal kelimesinde vardır.”[20] “Yer ifade eder” yargısı bizce isabetli değildir. Kumsal bir yerin nasıl olduğunu gösterir.

5. Ahmet Temir (1912-2003), -sal, -sel’in sıfat eki olduğunu, “bir şeyin eksiklik veya zayıflığını gösteren sıfat yaptığını”, kullanım alanının “çok dar ve kısıtlı olduğunu”, günümüzde kullanımında “bazen aşırı gidildiğini”, “fiil köklerine bile takıldığını”, ekin -al, -el, -l şeklinde de kullanıldığını; Tatarcada -sal, -sel ekine benzeyen -sıl, -sil ekinin olduğunu, ak-sıl “ak karışık, beyazımsı”, kük-sil “mavi karışık, mavimtırak”, su-sıl “sulu, usareli”, yuk-sıl “yoksul” sözlerini örnekleyerek aktarır.[21]

Temir “Türkçe -sal, -sel eki, Tatarca -sıl, -sil ekinin değişik bir şeklidir” der, ekin aslının -sıl, -sil olduğunu, Arap yazısının ünlüleri göstermedeki zorluğundan ötürü yanlış okumayla -sal, -sel halini aldığını söyler. Temir son söz olarak “Yani -sal, -sel eki gelişigüzel ortaya atılmış uydurma bir hece değil, fakat -ı- sesinin -a- şekline sokulması ile az çok değişikliğe uğramış bir ektir” der.[22]

Temirin “ekin -sıl, -sil olduğu, yanlış okumayla -sal, -sel olduğu” fikri doğru değildir. Tarihsel ve çağdaş Türkçelerde ekin -sal, -sel olduğu kesindir (Evliya Çelebide, Meninski’de, Azerbaycan, Türkmen Türkçelerinde vb.).

6. Sevan Nişanyan “kumsal Tü kum+sal [TS xvii] dağ eteğindeki yassı yer” der ve kum, sal sözlerine gönderme yapar. Kumsalı TTü sal sözüyle karşılaştırır. Sal sözünü “1. yassı ve büyük kaldırım taşı 2. tahtadan yapılan platform 3. dağ eteğindeki geniş düzlük” olarak açıklar.[23] Bu açıklamalar ufak tefek değişimlerle Derleme Sözlüğünde yer alan sal I, sal II, sal III sözlerinden aktarılmıştır.[24] (Tü Türkçenin, TTü Türkiye Türkçesinin kısaltmasıdır).

Nişanyan şöyle devam eder: “Her halükârda +sAl yapım eki sözkonusu olamaz. Türkiye Türkçesi sadece uysal sözcüğünde bulunan bu ekin aynı zamanda bir ad eki olması mümkün değildir.”[25]

Nişanyanın nasıl ve neden böyle zorlama açıklamalara yöneldiğini anlamak mümkün değil. Bu sözlere -sAl ekine karşı olan muhaliflerin bile inanacağını sanmıyoruz. Bu savların hangisini ele alırsanız alın hiç birinin iler tutar tarafı yoktur. Şöyle kim:

Birincisi TS’de yani Tarama Sözlüğünde kumsal “dağ eteğindeki yassı yer” diye bir söz yoktur. Nişanyan en hafif tabiriyle herhalde kaynakları karıştırmıştır. İkincisi kum sözünü anlam açısından Anadolu ağızlarındaki üç ayrı sal sözüyle anlam bakımından karşılaştırmak olanaksızdır. Üçüncüsü “Her halükârda -sAl eki sözkonusu olamaz” demek de kabul edilemezdir. Dördüncüsü uysala, yani fiile gelen -sAl ekinin isme (ada) gelmesi mümkün değildir demek de gerçek dışıdır.

7. T. Gülensoy -sal ekinin addan ve fiilden sıfat yaptığını, işlek olmadığını, Türkiye Türkçesinde baysal, kumsal, uysal gibi bir kaç sözcükte görüldüğünü, Fıransızcadan gelen -al, -el ekiyle ilişiği olmadığını yazar.[26] Baysal, Gülensoyun sözlüğünde yer almaz, ayrıca bu söze Türkiye Türkçesinde ve yerli ağızlarda raslanmaz. Kazak, Kırgız Türkçelerinde raslanır.

8. M. Yelten -sal ekinin “eklendiği ismin işaret ettiği nesnenin bulunduğunu gösterir” der ve kumsal sözünü örnekler.[27]

9. Y. Çağbayır eki -s-al, -s-el olarak düşünür, “Moğolca ulus > ulus-al > -s-al / -s-el yapım eki” der ve ekin dört işlevde kelime türettiğini söyler:

1. İsimlerden ilgili olma, bağlı olma, ait olma anlamlı sıfatlar türetir (kişisel, bireysel, kuramsal vb.).
2. İsimlerden bulundurma anlamlı sıfatlar türetir (bilimsel, belgesel, yiyimsel “lezzetli” vb.).
3. Konuşma dilinde fiillerden sıfatlar türetir (uysal, yensel “az tatlı”).
4. Yazı dilinde fiillerden sıfatlar türetir (görsel, işitsel vb.).[28] Ulus, Moğalca değil, Türkçedir.

[1] Evliya Çelebi Seyahatnamesi, Yapı Kredi y., İstanbul 1999, 2. c., 93, 94, 139, 140 s.
[2] Franciscus à Mesgnien Meninski, Thesaurus Linguarum Orientalium Turcicae, Arabicae, Persicae Lexicon Arabico - Persico - Turcicum, Simurg, İstanbul 2000, 2. c., 3807. sütun.
[3] Ahmet Vefik Paşa, Lehce-i Osmanî, haz. Recep Toparlı, TDK 2000, 254. s.
[4] Şeyh Süleymân Efendi-i Buhârî, Lügat-i Çağatayî ve Türkî-yi Osmânî, İstanbul 1298 [1880-81], 239. s.
[5] Sir James W. Redhouse, A Turkish and English Lexicon, İstanbul 1890, 1497b. s.
[6] Şemseddin Sami, Kamus-ı Türkî, haz. Paşa Yavuzarslan, TDK, Ankara 2010, 684. s.
[7] Fethi Gedikli - Yusuf Gedikli, “Kuruçam köyü sözlüğü”, Akçaabat Yazıları 1, haz. Fethi Gedikli, Akçaabat Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği - Yedirenk y., İstanbul 2004, 237. s.
[8] Derleme Sözlüğü, 8. c., 3000. s.
[9] Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü, KB y., Ankara 1991, 515. s.
[10] Fethi Gedikli - Yusuf Gedikli, “Kuruçam köyü sözlüğü”, 191. s.
[11] Azərbaycan Dilinin İzahlı Lüğəti, 4. c., 228. s.
[12] Ahmet Temir, “Türkiye Türkçesindeki –sal, / -sel sıfat eki nereden geliyor?, Uluslararası Türk Dili Kongresi 1992, Ankara 1996, 6. s.
[13] Azərbaycan Dilinin İzahlı Lüğəti, 1. c., 574. s.
[14] Türkmen Diliniñ Sözlügi, Türkmenistan SSR Ilımlar Akademiyasınıñ Neşiryatı, Aşgabat 1962, 204, 205. s.
[15] G. A. Gaydarci - E. K. Koltsa - L. A. Pokrovskaya - B. P. Tukan, Gagauz Türkçesinin Sözlüğü, akt.lar İsmail Kaynak - A. Mecit Doğru, KB y., Ankara 1991, 155. s.
[16] “-sal, -sel”, Büyük Larousse, 16. c., 10 082. s.
[17] Vecihe Hatiboğlu, Türkçenin Ekleri, TDK, Ankara 1972, 139. s.
[18] Faruk Kadri Timurtaş, Türkçemiz ve Uydurmacılık, 2. b., Boğaziçi y., İstanbul 2008, 182. s.
[19] Timurtaş, age, 131. s.
[20] Muharrem Ergin, Türk Dil Bilgisi, Bayrak basım, yayım, dağıtım, İstanbul 2012, 178. s.
[21] Temir, agm, 5. s. vd.
[22] Temir, agm, 5-7. s.
[23] Sevan Nişanyan, Sözlerin Soyağacı, 4. b., Everest y., İstanbul 2009, 353. s. “kumsal.”
[24] Derleme Sözlüğü, 10. c., 3520-21. s.
[25] Nişanyan, 353. s. vd., “kumsal.”
[26] Tuncer Gülensoy, Türkiye Türkçesindeki Türkçe Sözcüklerin Köken Bilgisi Sözlüğü, TDK, 568, 979. s.
[27] Muhammet Yelten, Türk Dili ve Anlatım Bilgileri, Doğu Kütüphanesi y., İstanbul 2009, 138. s.
[28] Yaşar Çağbayır, Ötüken Türkçe Sözlük, 2. b., Ötüken n., İstanbul 2017, 4. c., 4921. s., “-sal.”
  • 0

Üyelik görseli
hskizilcik
Hasan Şahin Kızılcık
Dérnek Üyesi
 
İleti: 176
Katılım: 29 Ağu 2013, 19:25
Konum: Ankara
Değerleme: 114

ÖncekiSoñraki

Dön Ekler

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 2 konuk

cron
Reputation System ©'