Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

-le, -la

Ekleriñ kökeni üzerine çalışmaları içerir.

-le, -la

İletigönderen Tansık » 09 Eki 2010, 17:07

Bilindiği üzre ''-le, -la'' addan eylem türetmede sık sık yardımına başvurulan ve son kerte kullanışlı bir ektir. Bu eklerle dolaylı olarak ilintili, usuma takılan birkaç soruyu ve düşüncelerimi paylaşacağım.
İlk olarak ''söyle(mek)''; bu ek ile ortaya çıktığı açık. Ancak dilimizde ''söy'' diye bir kök yok. ''söz''den geldiğini taplarsak ''z > y'' dönüşümünü nasıl açıklarız?
İkinci olaraksa ''damla(mak)''; eğer bu yolla türemiş ise kökümüz çatı veya tavan olarak ifade edebileceğimiz ''dam'' sözcüğü olsa gerek diyebiliriz; sıvı taneciğinin damlama olayının gerçekleşmesiyle temas ettiği yüzeye yüksekçe bir yerden düşmüş olacağı gerçeğinden hareketle. İşte bu noktada ''damla'' sözcüğünü bu biçimde ad olarak kullanmamız ne kadar doğru diye sormadan edemiyorum.
  • 0

En soñ Tansık tarafından 09 Eki 2010, 22:29 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Tansık
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 583
Katılım: 20 Tem 2010, 01:58
Değerleme: 15

Ynt: -le, -la

İletigönderen Oktay D. » 10 Eki 2010, 12:55

damla- sözcüğü Eski Türkçe *tamıla- biçiminden gelmiş olmalı, /ı/ sesi sürekli dudak ünsüzünden dolayı düşmüştür. Kök sözcük ise Eski Türkçe tam- "damlamak" eylemidir. Yazı dilimizdeki damla sözcüğü ise Anadolu ağızlarında ve Orta Türkçede damlam olarak geçiyor. Belki de o biçimden bağımsız olarak eylemden ad yapıcı -g ekiyle yapılmış tamlag sözcüğünüŋ tipik /-g/ yitmesi soŋucu damla oluşmuş olabilir (karşılaştırma: kışla < kışlag; yayla < yaylag).

Bunlarıŋ dam "eviŋ tavanı" sözcüğü ile ilgisi yoktur, çünkü bunlar kısa /a/ ileyken dam < Eski Türkçe taam "duvar" sözcüğü uzun ünlülüdür.

söy diye bir sözcü vardır, bugün soy "ecdad" olmuştur, bu aŋlam kaymasınıŋ nedeni de, askere alınma sırasında kişileriŋ "hede torunu hödö oğlu hodo" biçiminde çağrılması ya da "söy"lenmesi "söy" olarak adlandırılır idi. Diğer bazı Türkçelerde sözle- olarak geçer. Köken olarak söy < *sög biçiminden Kıpçak etkisiyle -g > -y olmuştur.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8421
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5706

Ynt: -le, -la

İletigönderen Kutluay » 10 Eki 2010, 13:16

Oktay D. yazdı: Eski Türkçe taam "duvar" sözcüğü uzun ünlülüdür.


Peki bu 'taam' sözcüğünün Arapça eksiksiz olan, bitirilmiş olan anlamına gelen 'tam' sözcüğü ile bir ilişkisi olmuş olabilir mi?
  • 0

Üyelik görseli
Kutluay
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 309
Katılım: 23 Eyl 2010, 14:00
Değerleme: 18

Ynt: -le, -la

İletigönderen Oktay D. » 10 Eki 2010, 13:55

Arapça sözcük təmm biçimindedir ve kökü tmm "tümlemek" eylemidir. Oysa Eski Türkçe taam sözcüğü Ana Türkçe *taa- "desteklemek" eyleminden gelir, aynı kökten taaban > tavan (Bu arada, taban sözcüğü taapan < taap- "tapmak, yere eğilmek" sözcüğünden gelir). Ayrıca Eski Türkçe döneminde Arapçadan sözcük alınmamıştır.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8421
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5706

Ynt: -le, -la

İletigönderen Tansık » 13 Kas 2010, 19:55

Yine bu konularla ilintili olmak üzre birkaç soru daha ekleyeyim:
''Tarla'' sözcüğü sanırım tohumun karşılığı ''darı'' ad kökünden gelmekte. Öyleyse darı - la - k şeklinde darılanan yer manasında tarla sözcüğüne ulaşırız. ''-k'' düşmesi tamam da niye baş sesi ''t'' olarak telaffuz ediyoruz yoksa kökenlemesi başkaca mı?
Dilemek ve yalamak eylemlerinin eş anlamlı ''dil'' ve ''yal'' ad köklerinden ''-e'' ekinin yardımıyla türedikleri açık. Ancak bu eylemlere benzer nitelikteki ''bilemek, bulamak, dolamak'' eylemlerinin hangi ad kökünden türediklerini kestiremedim.
Son olarak söylemek eyleminin ''söz'' ad kökünden geldiğini taplarsak, ki Eski Uygur metinlerinde sözlemek eylemi geçiyor, ''yayla''daki z > y dönüşümüyle birlikte bu iki örnek bizim böyle bir dönüşümün olasılığını, kurallara aykırılık gibi bir durum taşımadığını kabul etmemize kafi değil midir?
  • 0

En soñ Tansık tarafından 21 Oca 2011, 21:37 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Tansık
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 583
Katılım: 20 Tem 2010, 01:58
Değerleme: 15

Ynt: -le, -la

İletigönderen bensay » 13 Kas 2010, 20:57

Bugünkü "darı" eskiden "tarı", daha doğrusu "tarıg" idi.
  • 0

http://www.gelgelturkce.blogcu.com
https://www.facebook.com/OzlestirmeKilavuzu
Evrensel olan kavramlardır, sözcükler ulusal olabilir, dahası olmalıdır.
Üyelik görseli
bensay
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 3028
Katılım: 03 Eyl 2007, 14:19
Konum: istanbul
Değerleme: 1609

Ynt: -le, -la

İletigönderen Tansık » 13 Kas 2010, 21:21

İşte onu söylüyorum bugün, söylenişi biraz tuhaf ama, ''darla'' olması gerekmez miydi?
  • 0

Tansık
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 583
Katılım: 20 Tem 2010, 01:58
Değerleme: 15

Ynt: -le, -la

İletigönderen bensay » 14 Kas 2010, 00:57

Olmayabiliyor işte, dilbilim bir matematik, bir fizik, bir kimya değil. Türevler bire bir kökün evriminden payını almayabiliyor. Böylesi durumların çok güzel bir kaç örneğini biliyordum, şu kıpı usuma gelmiyor.
  • 0

http://www.gelgelturkce.blogcu.com
https://www.facebook.com/OzlestirmeKilavuzu
Evrensel olan kavramlardır, sözcükler ulusal olabilir, dahası olmalıdır.
Üyelik görseli
bensay
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 3028
Katılım: 03 Eyl 2007, 14:19
Konum: istanbul
Değerleme: 1609

Ynt: -le, -la

İletigönderen Temirbek » 16 Ara 2010, 14:09

Bugünkü damla sözcüğü Eski Türkçe *tamıglag'dan gelir. Kökü Ana Türkçe tam- "damlamak"tır. Bu eylemden > *tamıg "katre" > *tamıgla- "katrelenmek" > *tamıglag "damığlağ > damla"

Tarla sözcüğüne de değinirsek; *ta- "saçmak, dağıtmak" > *tar- "savurmak, saçmak" (geçişli, ettirgen) > tarıg "saçılan şey, tâne, tohum > darı" > tarıgla- "tane saçmak, tohum saçmak" > tarıglag "tohum şaçılan yer, mezrâ" > *tarığlağ > tarla

Evet, beklenen durum, bu sözcüğün *darla olmasıdır ki olmuştur da. Ben Yörük kökenliyim ve bizim yörelerde daala denir, yâni görece daha öz Türkçe olan Yörük-Türkmen ağızlarında bu beklenen evrim gerçekleşmiştir. İstanbul ağzına dayanan yazı dilinde ise bir öncül biçim olan "tarla" kayda geçirildiği için bu şekil kullanılagelinmiş.

Benzer bir örnek; Eski Türkçe tabışgan > tavışan > tavşan sözcüğünün de beklenen şekli davşan'dır ki yine Yörük ağızlarında böyle kullanılır. Çünkü aynı kökten gelen davranmak /d/ ile. Bu örnekte de yine İstanbul ağzında yazıya ilk geçirildiği biçim "tavşan" olduğu için öyle devam etmiş. Bu gibi durumlarda her zaman Yörük-Türkmen ağızlarını baz almalıyız, çünkü İstanbul ağzı oldukça karma ve öz dilden uzaklaşmış bir ağızdır. Söz gelimi bugün "kız" değil gız, "kızmak" değil gızmak, "kaz" değil gaz, "tür" değil dür, "türlü" değil dürlü, "tünemek" değil dünemek denmesi gerekir ki koyu olarak yazdıklarımın tümü Yörük ağızlarındaki biçimlerdir.
  • 0

En soñ Temirbek tarafından 16 Ara 2010, 14:12 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1161

Ynt: -le, -la

İletigönderen Bi50likdaha » 29 Oca 2014, 20:40

Tünemek ile Dünemek iki ayrı eylem olarak mevcut.
Dünemek bir yerde bir gün geçirmek anlamında kullanılıyor.
Dün-e-mek
  • 0

Bi50likdaha
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1844
Katılım: 27 May 2013, 19:31
Konum: Ankara
Değerleme: 419

Ynt: -le, -la

İletigönderen Oktay D. » 29 Oca 2014, 21:15

Bi50likdaha yazdı:Tünemek ile Dünemek iki ayrı eylem olarak mevcut.
Dünemek bir yerde bir gün geçirmek anlamında kullanılıyor.
Dün-e-mek

tüne- zaten bir yerde bir gece geçirmek demek :)
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8421
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5706

Ynt: -le, -la

İletigönderen Bi50likdaha » 30 Oca 2014, 00:25

Güncel kullanımı o değil , tünemek bir yere yerleşmek olarak kullanılmıyor mu ? Kuş tünedi , tünediği yer tünek.
eski bir kalıp anlaşılan , sanırım tünaydın kalıbını da buradan türetmişler sanırım.
  • 0

Bi50likdaha
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1844
Katılım: 27 May 2013, 19:31
Konum: Ankara
Değerleme: 419

Ynt: -le, -la

İletigönderen Oktay D. » 30 Oca 2014, 13:23

Bi50likdaha yazdı:Güncel kullanımı o değil , tünemek bir yere yerleşmek olarak kullanılmıyor mu ? Kuş tünedi , tünediği yer tünek.
eski bir kalıp anlaşılan , sanırım tünaydın kalıbını da buradan türetmişler sanırım.

tün/dün sözcüğü zaten özünde "gece" demektir. Anlam kaymış "önceki gün/gece" anlamına gelmiş. tüne- zözcüğü de benzer bir anlam kayması geçirmiş. Aynı durum yarun "sabah" sözcüğünün de başına gelmiş.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8421
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5706

Ynt: -le, -la

İletigönderen Bi50likdaha » 30 Oca 2014, 17:04

Oktay D. yazdı:tün/dün sözcüğü zaten özünde "gece" demektir. Anlam kaymış "önceki gün/gece" anlamına gelmiş. tüne- zözcüğü de benzer bir anlam kayması geçirmiş. Aynı durum yarun "sabah" sözcüğünün de başına gelmiş.


Sonuç olarak tünemek artık o anlamı korumuyor değil mi ?

tünemek   
(nsz) 1. Kuşlar, kanatlı evcil hayvanlar, uyumak için bir dala veya sırığa konmak: “Bir sene evvel kargaların tünediği çınara, şimdi bir bülbül konmuş ötüyordu.” -Ö. Seyfettin. 2. Tabure, yüksekçe iskemle vb. üzerine oturmak: “Athena, gidip taburelerden birine tünedi.” -A. İlhan.
  • 0

Bi50likdaha
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1844
Katılım: 27 May 2013, 19:31
Konum: Ankara
Değerleme: 419

Ynt: -le, -la

İletigönderen Oktay D. » 30 Oca 2014, 17:38

Bi50likdaha yazdı:Sonuç olarak tünemek artık o anlamı korumuyor değil mi ?

Yazı dilinde korunmuyor ancak halk dilinde var.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8421
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5706


Dön Ekler

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 11 konuk

cron
Reputation System ©'