Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

Sözcükleriñ añlamları, kullanımları ile ilgili tartışmaları içerir.

Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen Toygun » 29 Eki 2011, 19:45

Burada örneğin gel zaman, git zaman yerine gel sürev, git sürev denilmiş. Bunu yapmak doğru mu? O deyim kalıplaşmış bir yapı değil mi?
  • 0

Üyelik görseli
Toygun
Genel Sorumlu
Genel Sorumlu
 
İleti: 5282
Katılım: 17 Haz 2010, 17:30
Değerleme: 1298

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen Tansık » 30 Eki 2011, 00:05

Bu örneğe rastlamadan önce böyle bir soruyla karşılaşsam, cevabım kesin taplamazlıkta olurdu. Hatta bir iletimde ''keyif'' sözcüğü için önerilen ''sevini'' sözcüğünü, ''keyif''i içeren deyimlere ikame edemeyeceğimizi savunmuştum. Ama bu örnek, bana ılımlı yaklaşabileceğimizi gösterdi, ''gel zaman, git zaman''ı silip atmamak kaydıyla.

Evet, doğrudur, kalıplaşmıştırlar ama ilerlemenin en büyük engelleyicileri, ne alanda, ne boyutta, ne mahiyette olursa olsun bu statükolar değil midir?
  • 0

Tansık
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 583
Katılım: 20 Tem 2010, 01:58
Değerleme: 15

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen Bengitaşlarındili » 31 Eki 2011, 00:39

Deyimlerin özleştirilmesi gereğine inanmıyorum, Onlar geçmişten bugüne dek dilimizin geçirdiği bütün evrimin tanığı olarak saklanmalı. Dahası onlar geçmişten alınan miras, ben bu mirasla oynamak yerine bu mirasın üzerine ne konulabilir, ona bakarım. Atalarımın yaptıklarını yeniden tasarlamaya değil.
  • 0

Anlayın Artık! Uydurukçuluk devri bitti! Bitti! Koskoca Türk dünyası dururken uydurduklarınızı yutturamazsınız. Biri önerdiğiniz sözü ilk anda kabullenebilir ama sonra diğer Türk dillerindeki karşılıklarını öğrenince, önermiş olduğunuz uyduruk söz için size kin ve nefret besler. Benim şu anda tüm uydurukçulardan duyduğum nefreti duyar size, ama bunu şahıs olarak kimseye yöneltemediği, maddileştiremediği için Türkçeciliğe yansıtır. Türkçeciliğe nefret duymaya başlar.İşte siz UYDURUKÇULAR farkında olmadan TÜRKÇEYİ BALTALAYANLAR DURUMUNDASINIZ. Yeter artık UYDURMAYIN!
Üyelik görseli
Bengitaşlarındili
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2144
Katılım: 28 May 2009, 15:46
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 0

Ynt.: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen G. Çağlayan » 31 Eki 2011, 13:34

  Gerçekte "gel zaman, git zaman" deyim değil, bir söylencedir. ("Söylence" terimini, Gencan'ın Dilbilgisi'nden aldım. Bu sözcük, efsaneyi de, karşılar. Bundan ötürü, dilbilgisindeki söylence yerine başka bir karşılık, önerilebilir. Neyse!..)
  Deyimlere gelince; evet, dilsel betiklerde deyimlerdeki sözcüklerin değiştirilemeyeceği, yazılıdır. Ancak, dilsel betiklerdeki bütün kurallar, doğru mudur; uygulanmalı mı? Bence hayır... Bu nedenle, deyimlerin de özleştirilebileceği; dahası, özleştirilmesi gerektiği kanısındayım. Nitekim örneğin bugün "zevahiri kurtarmak" yerine "görünüşü kurtarmak" deniyor, denmeli ya da "ehemmiyet vermek" yerine "önem vermek" kullanılmalı. Dili, bir "bütün" olarak görmek gerek: Deyimler, özleştirmeden bağışık tutulamaz. Demek sözcükler, değişince; onları, içermiş deyimler dahi, değişir. Bu, doğaldır. Üstelik olması, gerekendir.
  Ayrıca, atalarımızın "dilsel kalıt"ını, olduğu gibi korumak gerekseydi; Osmanlıcaya hiç dokunmamamız gerekirdi. Kaygılanmayasınız: Dilimizin geçirdiği evrimin yeterince çok yazılı tanığı, var. (Demek ataları, kutsamak da, yanlış; yadsımak da...)
  Katıntı: Öz Türkçe karşıtçılarının yapadurdukları yaymaca, etkisini, göstermişe benziyor. Baksanız a!: Bu yazışmalıkta bile kimi yoldaşlar, "Öz-Türkçeci değilim." deme gereğini, duymakta. Oysa, arı duru-Türkçeci de -- anlam artığıyla -- öz-Türkçeci anlamına gelir. Ortak Türkçe kavramıysa, bana oldukça "çapraşık" görünüyor.
  • 0

G. Çağlayan
İlgili
İlgili
 
İleti: 13
Katılım: 21 Eki 2011, 14:37
Değerleme: 0

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen Bengitaşlarındili » 31 Eki 2011, 20:11

G. Çağlayan yazdı:  Gerçekte "gel zaman, git zaman" deyim değil, bir söylencedir. ("Söylence" terimini, Gencan'ın Dilbilgisi'nden aldım. Bu sözcük, efsaneyi de, karşılar. Bundan ötürü, dilbilgisindeki söylence yerine başka bir karşılık, önerilebilir. Neyse!..)
  Deyimlere gelince; evet, dilsel betiklerde deyimlerdeki sözcüklerin değiştirilemeyeceği, yazılıdır. Ancak, dilsel betiklerdeki bütün kurallar, doğru mudur; uygulanmalı mı? Bence hayır... Bu nedenle, deyimlerin de özleştirilebileceği; dahası, özleştirilmesi gerektiği kanısındayım. Nitekim örneğin bugün "zevahiri kurtarmak" yerine "görünüşü kurtarmak" deniyor, denmeli ya da "ehemmiyet vermek" yerine "önem vermek" kullanılmalı. Dili, bir "bütün" olarak görmek gerek: Deyimler, özleştirmeden bağışık tutulamaz. Demek sözcükler, değişince; onları, içermiş deyimler dahi, değişir. Bu, doğaldır. Üstelik olması, gerekendir.
  Ayrıca, atalarımızın "dilsel kalıt"ını, olduğu gibi korumak gerekseydi; Osmanlıcaya hiç dokunmamamız gerekirdi. Kaygılanmayasınız: Dilimizin geçirdiği evrimin yeterince çok yazılı tanığı, var. (Demek ataları, kutsamak da, yanlış; yadsımak da...)
  Katıntı: Öz Türkçe karşıtçılarının yapadurdukları yaymaca, etkisini, göstermişe benziyor. Baksanız a!: Bu yazışmalıkta bile kimi yoldaşlar, "Öz-Türkçeci değilim." deme gereğini, duymakta. Oysa, arı duru-Türkçeci de -- anlam artığıyla -- öz-Türkçeci anlamına gelir. Ortak Türkçe kavramıysa, bana oldukça "çapraşık" görünüyor.
Türkçecicilik açısından ayrıştığımız noktalar çokça hangi birini sayayım bilmem. Yöne bir yerden başlamak gerek olsa,

"atalarımızın "dilsel kalıt"ını, olduğu gibi korumak gerekseydi; Osmanlıcaya hiç dokunmamamız gerekirdi. " söyleminizden yola çıkacağım.
Osmanlıca bizim atalarımızın dilsel kalıtı değildir. Osmanlıca bir hanedanın, bir monarşinin bir elitler zümresinin dayatması ve jargonudur.  Anadolu Türk halkının ataları Osmanlıcayı hiç  haçan ve hiç bir surette söyleşmediler. Biz Türklerin ataları, Osmanlıca denilen ucube dilde söyleşen, içinde kanca Rumundan tut, Sırbına, Rusundan tut Hırvatına kadar bin bir çeşit aidiyetlerin kök saldığı ne idiğü belirsiz hanedan değil, Anadoluyu Türkleştiren çoğu Türkmen  ( Oğuz ) bir bölümü Kıpçak Türk halkıdır. Osmanlı hanedanı üyesi olan karmalar topluluğu milli devletimiz kurulanda hakkolduğu üzere yurttan uzaklaştırılmıştır. Türk halkının onlardan türemişliğinin sözü dahi edilemez. Türkün dilsel kalıtı okuyup anlayabildiği Yunus Emredir, Pir Sultan Abdaldır, Osmanlının Arabiyi Farsiye karıp yazan, arasına da belki bir tutam Türki katan namı namühimler değil. O evrimin tanıkları olarak bizlerin var olan tanıklıklardan anlayabileceğimiz üzere, deyimler ne biçimde olursa olsun  dokunulmazdır. Örneğin, atamız ilan ettiğiniz Osmanlıcada dahi, onca debdebeli, şaşalı dile rağmen "kişi alası içten, yılkı alası dıştan" deyimini "ala-yı beşer dahilden, alayi bargir  haricden" biçiminde değil, "kişi alası içten, yılkı alası dıştan" biçiminde bulursunuz.
Bu bir sürekliliğin korunmasıdır.
Katıntınıza değinmiyorum dahi, o katıntınızdaki sözlerinizle ben sizi Türkçecilikten taşlamaya cüret ederim.  Yok , ben öztürkçeci değilim. Öztürkçeci olan siz katıntı diye bir söz uydurur, onu da kullanırsınız, ben katıntıyı kullanmam, siz katıntınız ile kala durun, benim koşumcam bana yeğrek, bana güzelrek . Ortak Türkçe size çapraşık ise, sizin Türkçe anlayışınız bize daha çapraşık. Böyle bir duruşu Türkçe açısından kabul etmiyorum. Ortak Türkçeye çapraşık diyen zihniyet Türkçeciliği temsil edemez. Çabaları ancak Türkçeye saldırı biçiminde sonuçlanır diyorum. Düşüncelerimi bundan daha net biçimde dile getiremezdim. Siz o "uydurukçu" cenahtan  öztürkçecisiniz. Siz Türk dilinin birliğine kasteden cenahtansınız. Çapraşık olmayan! dil anlayışınızla birlikte sizi size havale edip selamet diler, bir daha yazışmamak ümidimi ifade ederim.
  • 0

Anlayın Artık! Uydurukçuluk devri bitti! Bitti! Koskoca Türk dünyası dururken uydurduklarınızı yutturamazsınız. Biri önerdiğiniz sözü ilk anda kabullenebilir ama sonra diğer Türk dillerindeki karşılıklarını öğrenince, önermiş olduğunuz uyduruk söz için size kin ve nefret besler. Benim şu anda tüm uydurukçulardan duyduğum nefreti duyar size, ama bunu şahıs olarak kimseye yöneltemediği, maddileştiremediği için Türkçeciliğe yansıtır. Türkçeciliğe nefret duymaya başlar.İşte siz UYDURUKÇULAR farkında olmadan TÜRKÇEYİ BALTALAYANLAR DURUMUNDASINIZ. Yeter artık UYDURMAYIN!
Üyelik görseli
Bengitaşlarındili
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2144
Katılım: 28 May 2009, 15:46
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 0

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen Toygun » 31 Eki 2011, 21:55

Allah aşkına yerine Tanrı sevisine, ciğerini bilirim yerine öykenini bilirim, kalpsiz adam yerine yüreksiz adam denir mi?
  • 0

Üyelik görseli
Toygun
Genel Sorumlu
Genel Sorumlu
 
İleti: 5282
Katılım: 17 Haz 2010, 17:30
Değerleme: 1298

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen Baturalptürk » 31 Eki 2011, 22:15

Denmez. Ben bunun çok gereksiz olduğu görüşündeyim. Ben zaten bu tasfiyeciliği dil için bir katliam sayıyorum. Şu devirde hâlâ bu kutuplaşmalara mahal verilmesine de bir anlam veremiyorum. Bırakın şu basit işleri. Türkçe'nin ve Türk edebiyatının ihtiyacı tasfiyecilik değildir. Dili sıkboğaz ederek de hiçbir olumlu sonuca varılmaz. Deyimlere gelince, onlar bir toplumsal belleğin ürünüdür. Annem yahut büyükannem nasıl deyimler kullanıyorsa ben de aynı sözleri telaffuz etmek isterim. Eski sözlerle uğraşmayı bırakalım, kıyıda köşede kalmış bir dolu deyim ve atasözünü halka öğretelim. İnanın bu yol çok daha hayırlı olacaktır.

Osmanlı İmparatorluğu konusunda söylenenler de yavan bir husumetten ibaret. Osmanlıca bağımsız bir dil değildir, Türkçe'nin bir dönemidir. Ve bu Osmanlı Türkçesi sadece saraydaki aşırı ağdalı dilden ibaret değildir. Yunus Emre de Evliya Çelebi de sarayda çalınan türküler de padişahların anadilleri de Osmanlı Türkçesi'dir.
Türkiye benim babam ise, Osmanlı benim dedemdir, Selçuklu da büyükdedemdir.
  • 0

Üyelik görseli
Baturalptürk
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 532
Katılım: 15 Eki 2008, 17:47
Konum: Ankara
Değerleme: 66

Ynt.: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen G. Çağlayan » 31 Eki 2011, 22:21

  Bana "bir dokun, bin ah işit fağfur çanaktan" söylencesini, anımsattınız. İletimi, size yönelik bir "saldırı" olarak görmüş bulunmanız, ilginç. Üstelik o tinsel durumla beni, nelerle suçlayı-suçlayıvermişsiniz! Oysa, birbirimizden öğreneceklerimiz, bulunabilirdi. Gene de, bu iletiye yanıt verme baskısında değilsiniz. Ben, buracıkta kimi konulukları, açıklaştırmak istiyorum:
  Türklerin ataları, yalnızca Osmanlılardır, dememiştim. Atalarımızın bir bölümü, Osmanlıcayı, kullanmıştı; Osmanlıcayıysa, olduğu gibi korumak gerekmez, demek istemiştim. (Osmanlıcanın Osmanlı aydınlarınca kullanıldığını, ben de, biliyorum. Ancak, ilboy diline dahi Osmanlıcadan yad öğeler, sızmıştır. Bunu, kim, yadsıyabilir? Nitekim sizin kullandığınız kimi Arapça, Farsça sözcükler -- siz, Osmanlıyı, yadsımış olsanız da -- Osmanlı aydınının [!?] diliyle olan örgensel bağın -- aydın kesimde de, ilboy arasında da -- büsbütün kopmamış bulunduğunu, gösterir)
  Uzatmayacağım: Katıntımda yanlış bir söz, söylediğim kanısında değilim. Ortak Türkçe, benim için gerçekten "çapraşıkça" bir kavram. Gelgelelim beni, suçlayacağınıza söz konusu çapraşıklığı, gidermeye çalışabilirdiniz. "Uydurmacı" değil; salt öz-Türkçeciyim. Ancak, özleştirmecilik üzerinde kurulu bir ağ bölgesinin yazışmalığında bile uydurmacılıkla suçlanmış olmam, düşündürücüdür. Uydurmacılık suçlaması, öz-Türkçecinin yazgısı, olsa gerek, diyesim geldi. Bununla birlikte, ben, size "esenlik" diler; bu kez başka üyelerle yazışmak isterim.
  Katıntı: "Katıntı" sözcüğünü, ben, uydurmamıştım. Kaldı ki, "koşumca" sözcüğü dahi, uydurulmuştur. Doğrusu, bütün sözcükler, öyledir. Gene de, istediğiniz sözcüğü, kullanabilirsiniz. Benim dilimse -- doğal olarak -- bana yeğrektir. Hepsi, bu.
  • 0

G. Çağlayan
İlgili
İlgili
 
İleti: 13
Katılım: 21 Eki 2011, 14:37
Değerleme: 0

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen Bengitaşlarındili » 31 Eki 2011, 22:27

Baturalptürk yazdı:Denmez. Ben bunun çok gereksiz olduğu görüşündeyim. Ben zaten bu tasfiyeciliği dil için bir katliam sayıyorum. Şu devirde hâlâ bu kutuplaşmalara mahal verilmesine de bir anlam veremiyorum. Bırakın şu basit işleri. Türkçe'nin ve Türk edebiyatının ihtiyacı tasfiyecilik değildir. Dili sıkboğaz ederek de hiçbir olumlu sonuca varılmaz. Deyimlere gelince, onlar bir toplumsal belleğin ürünüdür. Annem yahut büyükannem nasıl deyimler kullanıyorsa ben de aynı sözleri telaffuz etmek isterim. Eski sözlerle uğraşmayı bırakalım, kıyıda köşede kalmış bir dolu deyim ve atasözünü halka öğretelim. İnanın bu yol çok daha hayırlı olacaktır.

Osmanlı İmparatorluğu konusunda söylenenler de yavan bir husumetten ibaret. Osmanlıca bağımsız bir dil değildir, Türkçe'nin bir dönemidir. Ve bu Osmanlı Türkçesi sadece saraydaki aşırı ağdalı dilden ibaret değildir. Yunus Emre de Evliya Çelebi de sarayda çalınan türküler de padişahların anadilleri de Osmanlı Türkçesi'dir.
Türkiye benim babam ise, Osmanlı benim dedemdir, Selçuklu da büyükdedemdir.

Söylemlerinizin ilk bölümüne katılıyorum. Bu dil dünü ile, herşeyi ile benimdir. Türkçeye Arapçası, Farsçası nice söz girmiştir. Bu doğaldır. Hele bunlar deyimleşmiş, Atasözlerinin içinde kalıplaşmış ise o sözler artık benimdir. Ben onlar ile uğraşmam. Benim kaygım, bundan sonra dilimi nsıl korur ve geliştiririm olacaktır.

İkinci kısıma ise şiddetle karşı çıkıyorum, Yine de iyi.. siz Osmanlının ne idiğü belirsiz mirasına sahip çıkın, siz Osmanlı sarayının Rum, Sırp, Rus gelinlerinin torunu olun. Ben kendi adıma öz be öz Türkmen çağasıyım, öz be öz Türkmen balasıyım. Türküm. Osmanlı da benim zerre atam olamaz. Kabul etmiyorum. Osmanlının dili de benim dilim değildir. Asla. Benim dilim Türkçedir. Benim halkım, Osmanlının zalim padişahlarının , pşalarının dilini değil, Anadolunun arı duru Türkçesini konuşmuştur. Osmanlıca Anadolu Türkçesinin devamı değil, başlı başına klasik bir dildir ve Türkçeden bağımsızdır.
  • 0

Anlayın Artık! Uydurukçuluk devri bitti! Bitti! Koskoca Türk dünyası dururken uydurduklarınızı yutturamazsınız. Biri önerdiğiniz sözü ilk anda kabullenebilir ama sonra diğer Türk dillerindeki karşılıklarını öğrenince, önermiş olduğunuz uyduruk söz için size kin ve nefret besler. Benim şu anda tüm uydurukçulardan duyduğum nefreti duyar size, ama bunu şahıs olarak kimseye yöneltemediği, maddileştiremediği için Türkçeciliğe yansıtır. Türkçeciliğe nefret duymaya başlar.İşte siz UYDURUKÇULAR farkında olmadan TÜRKÇEYİ BALTALAYANLAR DURUMUNDASINIZ. Yeter artık UYDURMAYIN!
Üyelik görseli
Bengitaşlarındili
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2144
Katılım: 28 May 2009, 15:46
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 0

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen Baturalptürk » 31 Eki 2011, 22:45

İkinci kısıma ise şiddetle karşı çıkıyorum, Yine de iyi.. siz Osmanlının ne idiğü belirsiz mirasına sahip çıkın, siz Osmanlı sarayının Rum, Sırp, Rus gelinlerinin torunu olun. Ben kendi adıma öz be öz Türkmen çağasıyım, öz be öz Türkmen balasıyım. Türküm. Osmanlı da benim zerre atam olamaz. Kabul etmiyorum. Osmanlının dili de benim dilim değildir. Asla. Benim dilim Türkçedir. Benim halkım, Osmanlının zalim padişahlarının , pşalarının dilini değil, Anadolunun arı duru Türkçesini konuşmuştur. Osmanlıca Anadolu Türkçesinin devamı değil, başlı başına klasik bir dildir ve Türkçeden bağımsızdır.


Bu sözlerin bilimsellikle zerre ilgisi yok. Olsa olsa ırkçılık içeren bir mitingde atılacak bir nutuk parçasıdır. Dolayısıyla benim sizinle bu konuda konuşmam sonuç vermez. Siz inanmak istediğinizi söylüyorsunuz. Ama gerçekler de asıl yerinde. Osmanlıca bağımsız bir dil asla olamaz. Dahası, Osmanlıca diye tabir ettiğiniz dil tüm yurtta konuşulan dildir. Asya Türkleri ile tanışıklığınız mutlaka olmuştur. Onların ağzından sık sık bizim Türkçemize hâlen Osmanlı Türkçesi dediklerini duyabiliriz. Dediğim gibi Osmanlıca (Osmanlı Türkçesi) bir dönemdir. İngilizce, Fransızca vs. dillerin geçirdiği dönemlerin benzeridir. Nedeni çok basit, Fransız Devrimi'nden evvel bizim bildiğimiz gibi bir ulusçuluk yoktu. Ümmet vardı, din vardı başat olarak.

Bu zihinlerle, önyargılarla, bireysel kesinlemelerle sağlıklı bir analiz yapılamaz. Sevabıyla günahıyla Osmanlı ve önceki Türk devletleri benim öz mülkümdür. Mühim olan sevabı ve günahı doğru ayrıştırmak ve onlardan gelecek için ders çıkarmaktır.
  • 0

Üyelik görseli
Baturalptürk
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 532
Katılım: 15 Eki 2008, 17:47
Konum: Ankara
Değerleme: 66

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen Bengitaşlarındili » 31 Eki 2011, 23:19

Baturalptürk yazdı:
Bu zihinlerle, önyargılarla, bireysel kesinlemelerle sağlıklı bir analiz yapılamaz. Sevabıyla günahıyla Osmanlı ve önceki Türk devletleri benim öz mülkümdür. Mühim olan sevabı ve günahı doğru ayrıştırmak ve onlardan gelecek için ders çıkarmaktır.

Kimi sözleriñizdeki haklılığıñızı size kaytarıp verdim diyelim. Ben de dediğiñiz gibi sevap ve günahları ayrıştırıp gelecek için ders çıkardığımızı,  bu nedenle de öten kezlerde dilimize Farsça ve Arapçadan sözler girdiğidek günümüzde de İngilizce Fransızca sözler girişiniñ öñünü almamız gereğine inanıyorum. Bunu ederken de Türk dilini bir bütün olarak düşünüp yerelciliği aşıp bütün Türk dünyasına söykenmemiz gerektiğine ışanıyorum.
  • 0

Anlayın Artık! Uydurukçuluk devri bitti! Bitti! Koskoca Türk dünyası dururken uydurduklarınızı yutturamazsınız. Biri önerdiğiniz sözü ilk anda kabullenebilir ama sonra diğer Türk dillerindeki karşılıklarını öğrenince, önermiş olduğunuz uyduruk söz için size kin ve nefret besler. Benim şu anda tüm uydurukçulardan duyduğum nefreti duyar size, ama bunu şahıs olarak kimseye yöneltemediği, maddileştiremediği için Türkçeciliğe yansıtır. Türkçeciliğe nefret duymaya başlar.İşte siz UYDURUKÇULAR farkında olmadan TÜRKÇEYİ BALTALAYANLAR DURUMUNDASINIZ. Yeter artık UYDURMAYIN!
Üyelik görseli
Bengitaşlarındili
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2144
Katılım: 28 May 2009, 15:46
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 0

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen Tansık » 31 Eki 2011, 23:43

Toygun yazdı:Allah aşkına yerine Tanrı sevisine, ciğerini bilirim yerine öykenini bilirim, kalpsiz adam yerine yüreksiz adam denir mi?


Bazılarında sırıtabilir tabii. Bu örneği bir kere daha vermiştim, ''gel sevinim gel'' demenin de yadırganması kaçınılmaz. Ama ''gel sürev, git sürev''de rahatsızlık verici bir yan yok benim indimde. Son kerte kullanışlı.

Bu yaklaşıma göğüs germe nedeni, salt; eğitim sistemimizin sebepsizce, deyimlere ''değişmez, değiştirilemez'' keskinliğiyle yaklaşmasının üzerimizdeki etkisi ve gelenekçiliğimizin katı sınırlarının ''basmakalıp''ları, ''klişe''leri korumaya yatkınlığı mıdır acaba? Öyleyse ki, bu, çağdaş kafayla uyuşmaz bir yaklaşımdır. Bu arada, ben bu konuya ''kısmen olabilir'' diye bakıyorum ve sözcük türetmede de kaçındığım gibi, bunda da eskiyi atmayı yani tasfiyeciliği gütmüyorum.
  • 0

Tansık
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 583
Katılım: 20 Tem 2010, 01:58
Değerleme: 15

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen Bengitaşlarındili » 31 Eki 2011, 23:47

Tansık yazdı:
Toygun yazdı:Allah aşkına yerine Tanrı sevisine, ciğerini bilirim yerine öykenini bilirim, kalpsiz adam yerine yüreksiz adam denir mi?


Bazılarında sırıtabilir tabii. Bu örneği bir kere daha vermiştim, ''gel sevinim gel'' demenin de yadırganması kaçınılmaz. Ama ''gel sürev, git sürev''de rahatsızlık verici bir yan yok benim indimde. Son kerte kullanışlı.

Bu yaklaşıma göğüs germe nedeni, salt; eğitim sistemimizin sebepsizce, deyimlere ''değişmez, değiştirilemez'' keskinliğiyle yaklaşmasının üzerimizdeki etkisi ve gelenekçiliğimizin katı sınırlarının ''basmakalıp''ları, ''klişe''leri korumaya yatkınlığı mıdır acaba? Öyleyse ki, bu, çağdaş kafayla uyuşmaz bir yaklaşımdır. Bu arada, ben bu konuya ''kısmen olabilir'' diye bakıyorum ve sözcük türetmede de kaçındığım gibi, bunda da eskiyi atmayı yani tasfiyeciliği gütmüyorum.

Atalarımın birikimi ürünü olan, tecrübe ürünü olan nesnelerin değiştirilmesini, bu yolla geçmiş gelecek bağının koparılmasını çağdaşlık olarak değerlendirmiyorum. Öyle bir çağdaşlık tanımı da zaten yok.
  • 0

Anlayın Artık! Uydurukçuluk devri bitti! Bitti! Koskoca Türk dünyası dururken uydurduklarınızı yutturamazsınız. Biri önerdiğiniz sözü ilk anda kabullenebilir ama sonra diğer Türk dillerindeki karşılıklarını öğrenince, önermiş olduğunuz uyduruk söz için size kin ve nefret besler. Benim şu anda tüm uydurukçulardan duyduğum nefreti duyar size, ama bunu şahıs olarak kimseye yöneltemediği, maddileştiremediği için Türkçeciliğe yansıtır. Türkçeciliğe nefret duymaya başlar.İşte siz UYDURUKÇULAR farkında olmadan TÜRKÇEYİ BALTALAYANLAR DURUMUNDASINIZ. Yeter artık UYDURMAYIN!
Üyelik görseli
Bengitaşlarındili
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2144
Katılım: 28 May 2009, 15:46
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 0

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen Kuşhan » 01 Kas 2011, 00:16

"Ayağını yorganına göre köskıl" → "Ayağını yorganına göre uzat."
"Mum dibine ışık vermez" → "Çıra dibi karanlık olur"
"Er ekmeği er kursağında kalmaz" → "Er lokması er kursağında kalmaz"

Gördüğünüz gibi değişiklik olabilir. Tutalım hepsini değiştirelim demiyorum ancak kimi değişimler doğaldır. Değişmeyen şeyin deyimin anlamı olması daha önemli.
  • 0

Üyelik görseli
Kuşhan
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 492
Katılım: 09 Ağu 2010, 19:45
Değerleme: 19

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen Tansık » 01 Kas 2011, 00:26

Bengitaşlarındili yazdı:Atalarımın birikimi ürünü olan, tecrübe ürünü olan nesnelerin değiştirilmesini, bu yolla geçmiş gelecek bağının koparılmasını çağdaşlık olarak değerlendirmiyorum. Öyle bir çağdaşlık tanımı da zaten yok.


Atalar yadigarını atmak gibi bir öneri sunulmadı ki.

Bu tartışmayı başlatan örnek üzerinden gidiyorum; farzedin ki ''sürev'' diye bir sözcük türettik ve ''gel zaman, git zaman''ı özleştirmekten ziyade yeni bir söyleyiş daha yaratmak arzusundayız. Tıpkı ''akıl yürütme''nin yanında ''us yürütme''yi de kullandığımız gibi. Böylesi, çekincenizi savuşturacaksa, bu şekilde izah edelim, ziyanı yok.

Bu arada ''çağdaşlık'', ''çağdaşlaşmak''; neymiş acaba bunların tanımı? Evet, ''geçmişle gelecek bağını koparmak'' değildir ama bir kalıba hapsolmak da değildir; kabına sığmazlıktır, çağdaşlaşmak. Eski kalıpları korumak, gerekende onlara da başvurmak ama yeni kalıpların yaratısını da sürdürmek; değişimi, alışkanlık kılmaktır.
  • 0

Tansık
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 583
Katılım: 20 Tem 2010, 01:58
Değerleme: 15

Soñraki

Dön Añlam Tartışmaları

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 1 konuk

Reputation System ©'