Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

Sözcükleriñ añlamları, kullanımları ile ilgili tartışmaları içerir.

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen Le Qabaq » 27 Ara 2011, 19:14

ingichka yazdı:
Kuşhan yazdı:
ingichka yazdı:Siz bayak Allah da sözcük diyordunuz. Allah'ın küçük harflerle yazıldığı örnek var mı?


İslam öncesi bir yazı bulmam gerek.
Mesele şudur: Tanrı sözü kavram ifade etmektedir. Allah ise bizim inandığımız Tanrı'nın -tanrı sözü bu anlamda yazıldığı zaman büyük harfle başlatılıyor- özel adıdır. Yalnız keyde mecazen Allah ismini tanrı sözünün ifade ettiği anlamda kullandıkları da oluyor. Ateist sözünün Allahsız şeklinde ifade edilmesi gibi.
Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı'nın sitesinde şöyle bir açıklama var:

ALLAH

Allah; Yüce Yaratıcının özel ismidir. Bu isim, O'nun kemal, cemal ve celal sıfatlarının ifade ettiği anlamların tamamını kapsar. Allah'ın diğer isimleri ise Allah'ı tasvir eder.

Allah özel isminin hiçbir dilde tam karşılığı yoktur. Arapça ilah, Türkçe tanrı, Farsça hüda, İngilizce god, Almanca gott kelimeleri "Allah" kelimesi gibi özel isim değildir. Bunlar, ilah, ma'bûd, rab gibi cins isimlerdir. Allah kelimesi ikil ve çoğul yapılmaz. Bu isim sadece hak ma'bûdu, varlığı zorunlu olan yaratıcıyı ifade eder. Başka bir varlığa, Allah ismi verilemez. Yani Allah'ın adaşı yoktur (Meryem, 19/65). Diğer isimler çoğul yapılabilir. İlahlar (âlihe), tanrılar, rablar (erbab) gibi. Çünkü hak veya batıl ma'bûda tanrı, hüda, ilah denilebilir.

"Allah" isminin çeşitli asıllardan türediği ileri sürülmüşse de "el-ilah" kelimesindeki hemze olan elifin düşürülmesiyle elde edildiği görüşü tercih edilmektedir.

Yüce Yaratıcı'nın ism-i a'zamı yani en ulu ismi olan "Allah" lafzının her harfi O'nu ifade eder. Allah lafzının elifi kaldırıldığında "lillâh" olur. Yine o yüce Yaratıcı'yı ifade eder. Elif ve lam birlikte kaldırıldığında "lehû" olur. Yine O yüce Allah'ı ifade eder. Elif ve iki lam birlikte kaldırıldığında "hû" kalır. Bu da Allah'ı ifade eder. "Allâhü lâilâhe illâ hû (Allâh ki, O'ndan başka ilâh yoktur)" (Bakara, 2/255) âyetinde olduğu gibi.

İnsanlar, Allah'ın zatını, hakîkat ve mahiyetini bilemezler. O'nu eserleri ve eserlerin delalet ettiği sıfatları ve isimleriyle tanıyabilirler. Allah'ın eserleri isimlerine, isimleri sıfatlarına, sıfatları da zatına delalet eder. Allah'ın isim ve sıfatları zatı gibi ezelî ve ebedîdir. Zatı ile birlikte vardır. Sıfat ve isimleri zatından ne ayrı ne de gayrıdır. (bk. Esmâ-i Hüsnâ) (İ.K.)
  • 0

Le Qabaq
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 621
Katılım: 26 Kas 2011, 01:43
Değerleme: 13

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen Kuşhan » 27 Ara 2011, 19:29

Bu konu diyanetin konusu değil dilcilerin konusudur.
  • 0

Üyelik görseli
Kuşhan
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 492
Katılım: 09 Ağu 2010, 19:45
Değerleme: 19

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen Le Qabaq » 27 Ara 2011, 21:30

Kuşhan yazdı:Bu konu diyanetin konusu değil dilcilerin konusudur.
Kuşhan yazdı:Bu konu diyanetin konusu değil dilcilerin konusudur.
Dilcilik açısından bakarsanız özel isimlerin tercüme edilmediğini görebilirsiniz.
  • 0

Le Qabaq
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 621
Katılım: 26 Kas 2011, 01:43
Değerleme: 13

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen Toygun » 19 Oca 2012, 15:07

Kimi iletilerde "Büyük olasılık öyle değildir." gibi ifadeler görüyorum bana çok kekremsi geliyor. "Büyük ihtimal öyle değildir." cümlesini ihtimal=olasılık düz mantığı ile değiştirmek yanlış... Burada bir -le gelmesi gerekiyor. "Büyük olasılıkla öyle değildir."

"Biz deyimleri kullanırken çok dikkatli olmalıyız sayın dinleyiciler, onları Türkçeleştirmeye kalkmamalıyız. Sözgelişi, şu "meydana geldi" deyimini alalım. "Öyle bir vaziyet meydana geldi ki..." tümcesinde kullanıldığı gibi. Şimdi kalkıp da bunu, "Öyle bir olay alana geldi ki..." diye Türkçeleştirmek yanlış olur. Çünkü deyimlerdeki sözcükler, o deyim içinde, o deyime özgü bir anlam yüklenmişlerdir, onları değiştirmek anlamı değiştirmek olur. Bir örnek üzerinde daha duralım. "Fülûs-u ahmere muhtaç oldu..." 'Fülûs' Osmanlı döneminde basılmış bakır ufaklık para, 'Ahmer' kırmızı demek. Şimdi biz bu deyimi, "Kırmızı bakırı gereksedi" diye Türkçeleştirirsek hiçbir şey anlaşılmaz. Sırası gelmişken söyleyeyim, 'iflâs' sözcüğü de işte o 'fülûs'tan gelir. "İflâs etti" demek, o en küçük paraya muhtaç olacak duruma düştü demek."

Melih Cevdet Anday - Dilimiz Üstüne Konuşmalar, Sayfa 42, 3 Mayıs 1975 tarihli konuşma
  • 0

En soñ Toygun tarafından 19 Oca 2012, 15:09 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Toygun
Genel Sorumlu
Genel Sorumlu
 
İleti: 5282
Katılım: 17 Haz 2010, 17:30
Değerleme: 1298

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen Toygun » 07 Şub 2012, 20:02

Hazır yerine anık denilebilir. Ama "Hazır, tüm öğrencilere karneleri vérildi bu güñ..." yerine "Anık, tüm öğrencilere karneleri vérildi bu güñ..." denir mi?
  • 0

Üyelik görseli
Toygun
Genel Sorumlu
Genel Sorumlu
 
İleti: 5282
Katılım: 17 Haz 2010, 17:30
Değerleme: 1298

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen Oktay D. » 08 Şub 2012, 00:58

Dénmez. Ancak şu dénebilir: "Anıkta, tüm öğrencilere karneleri vérildi bugün."
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8285
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5368

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen Toygun » 08 Şub 2012, 01:49

Oktay D. yazdı:Dénmez. Ancak şu dénebilir: "Anıkta, tüm öğrencilere karneleri vérildi bugün."


Evet doğrusu bu olmalı... Lütfen bu konuya dikkat edelim çok kekremsi duruyor doğrudan sözcük yerine sözcük konulunca kimi deyimlerde...
  • 0

Üyelik görseli
Toygun
Genel Sorumlu
Genel Sorumlu
 
İleti: 5282
Katılım: 17 Haz 2010, 17:30
Değerleme: 1298

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen Toygun » 12 Haz 2012, 00:32

Ne olur biraz dikkat etsek de şöyle çirkinliklere yönelmesek?

"Yoksa onculayın bir ustayı böyle bir yazıda özetlemek, ne olanaklı!"

Gökhan Çağlayan'ın son yazısının son tümcesi bu... Dilimizde ne mümkün! denir ne olanaklı! denmez. Bu hazıra konmadır. "Olanaklı değil, olanaksız" demeliyiz yahut olanak sözcüğünü içeren yeni deyimler türetmeye, yaratmaya çabalamalıyız. Yoksa bu denli düzeneksel özleştirmeyi uygun bir yazılım da yapabilir.
  • 0

Üyelik görseli
Toygun
Genel Sorumlu
Genel Sorumlu
 
İleti: 5282
Katılım: 17 Haz 2010, 17:30
Değerleme: 1298

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen BARIÞ » 12 Haz 2012, 12:39

Konu başlığı altından ilk iletilerde Osmanlı ve osmanlıcılık tartışılmış ben de bir iki görüşümü ve bilgilerimi paylaşmak istiyorum.

Osmanlıya gelmeden Selçuklulardan başlamak üzere devşirme sistemi devlet politkası haline gelmiş. Selçuklunun ilk oğurlarında devşirmeler Türk boylarından seçilirken, sonraları sadece devlete bağlı olsun soyunu sopunu bilmesin gerekçesiyle yad elerden seçilmeye başlamış ve bu bir geleneğe dönüşmüş. Yalnız Devşirmeler kendilerinin yad olduklarını unutmamışlar, küçüklükten itibaren iyi eğitim aldıkları ve devletin önemli koltuklarına getirildikleri için aldıkları erkten dolayı ve geçmişlerini unutmadıkları için ilboyu sürekli aşağılayarak devlet millet ayrımını körüklemişlerdir. Osmanlı' nın ilboydan kopması "Cihan Devleti ülküsü" ve bu "devşirmeler" dir. Osmanlının beylik oğurlarıyla imparatorluk oğurundaki devlet yönetileri (politikaları) asla bir değildir.

Bir de Cihan İmparatorluğu ülküsü nedeniyle Padişahlar yad kadınlarla evlenmişler, bu da devlet yönetimine yad kadınların karışması sonucunu doğurmuştur. Osmanlı eski bir töreyi bırakmıştır. Tanhular (padişahlar) ın ilk hatunları Türk soylu olur, isterlerse diğer kadınları yad olabilirdi. Yalnız! Türk katundan olan erkek balası Tanhu olabilirdi. Bu Mete çağından beri böyledir.

Osmanlı gerek ilboyu gerekse yönetim biçimiyle Türktür. Yalnız öz anlayışlarından ötürü çok sayıda yanlış yapmışlardır. Atalarımızın yanlışlarını doğaldır ki dile getirmeliyiz ancak onlara yavuluk (düşmanlık) beslememeliyiz.
  • 0

Üyelik görseli
BARIÞ
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 580
Katılım: 27 Ara 2011, 18:14
Değerleme: 14

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen BARIÞ » 12 Haz 2012, 12:45

Gelelim "Allah" sözcüğüne. Allah bir özel addır.

Alıntı:

1. allah ile tanrı arasındaki fark kur-an'da şu şekilde bildirilir
"la ilahe illallah"

la ilahe= yoktur tanrı ! illallah= allah'dan başka


burda ilginç olan nokta allah'ın özel isminin "(ellah)" cins isim olan "el-ilah" dan türememiş olduğu gerçeğidir...

buna rağmen bir takım orianteller allah'ın özel isimi'nin ibranicedeki "eloh" dan türediğini söylemekteler.
iddia şu ki; ibranice'de "eloh" tanrı demektir, bunun çoğulu ise= elohim/elahim'dir. ibranicedeki bu sözcük arapçaya ilah şeklinde geçmektedir çoğulu ise= alihe'dir. allah ismi ise ilah'dan türemiştir...
bunu dayandırdıkları açıklama ise şudur= arapçadaki "el-ilah" sözcüğünün başındaki "el" artıkeli idğam-ı şemsiyye ile lamlardan ilkini düşürüyor ve allah ismi bu isimden (el ilah'dan) türüyor.

oysa bu mesnetsiz bir iddiadır.
birincisi= eloh ve ilah'ın çoğulunu elohim ve alihe şeklinde görebildiğimiz halde "allah" isminin çoğulu yoktur.
ikincisi= arap gramerinin kesin kuralı gereğince artıkel olan (el)in başına nida harfi gelemez. fakattu görüyoruz ki "allah" isminin başına gelebilmektedir. mesela "ya allah" diyebiliyoruz. işte bu mutlak bir delildir. yani burdaki "el" in artıkel olmadığı kesindir. el takısıyla bir kaynaşma söz konusu değil blakis bu sözcük kelimenin aslındandır.

bu oriantalist paçozlar şimdi bize göstermelidirler ki, arapcada bir ismin başındaki "el" artıkel olsun yani o isim marife olsun amma buna rağmen başına da direk nida harfi gelebilsin!
arap gramerini bilenler böyle birşeyin mümkün olmadığını bilir.

nihayetinde "allah" özel isminin başka hiç bir kelimeden türetilmemiş olan kendine has yüce bir isim olduğunu görmekteyiz...
bir zaman şöyle bir şey okumuştum= "araştırma mantığına göre iddia edilebilir ki, özel isimler kısmen olsun cins isimlerinden önce konulur. daha sonra bir veya birkaç niteliğin ifade ettiği benzeme yönü ile cins isimleri oluşur. bundan dolayı her özel ismin bir cins isminden veya nitelikten alınmış olduğu iddiası geçersiz sayılır."

evet sanırım tam olarak da böyle bir istisnai durumla karşı karşıyayız.
cins isim olan tanrı, allah'ın özel isminden türemiştir.
bütün isimlerden önce ise "allah" var idi...
                                              (mevlanaya diss atan yunus, 13.04.2012 15:12 ~ 15:14)
  • 0

Üyelik görseli
BARIÞ
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 580
Katılım: 27 Ara 2011, 18:14
Değerleme: 14

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen BARIÞ » 12 Haz 2012, 13:08

Özel adları karşılamaya çalışmak yersizdir. Allah' ın arapçada 99 önadı (sıfatı) vardır. Bunlardan biri Tengri sözcüğüne karşılık gelebilir, diğer isimleri de aşağıdadır,

Bar: Var olan demektir.
Oğan: Rab, Var eden, yaratan demektir.
Kuday: Hüda, yaratıcı demektir.
Çalap: Kudretli demektir.
Yalap: Nur demektir.
Yaradan: Yoktan var eden demektir.
Bayar: Zengin, ulu demektir.
Bayat: Ezeli demektir.
Buyan: Aziz, cömert demektir.
Olcay: Herşeyi yapabilen, gücü yeten demektir.
Yazgan: Kaderi tayin eden demektir.

Allah' ın sıfatlarına karşılıklar bulalım, bu bizim düşünce yapımızı ve yaradan ile olan bağımızı kuvvetlendirir. Ama Allah özel adına karşılık aramayalım, gülünç olur. Ayşe' ye Fatma' ya Mahmut' a Ahmet ' e karşılık arıyor muyuz?
  • 0

Üyelik görseli
BARIÞ
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 580
Katılım: 27 Ara 2011, 18:14
Değerleme: 14

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen BARIÞ » 12 Haz 2012, 13:17

Deyimlerin, Atasözleri' nin içindeki yad sözcükleri de değiştirmemeliyiz. Onlar kalıplaşmış oğurla oturuşmuş, öz sözlerdir. Nasıl ki Bağımsızlık Uran Öleni (marşı) yapıtını (eserini) Türkçe karşılamalarla söyleyemiyorsak atalarımızın yapıtı olan Deyim ma Atasözlerini de karşılamalarla söyleyemeyiz.
  • 0

Üyelik görseli
BARIÞ
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 580
Katılım: 27 Ara 2011, 18:14
Değerleme: 14

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen D. Can Aktan » 12 Haz 2012, 13:38

BARIŞ yazdı:Özel adları karşılamaya çalışmak yersizdir. Allah' ın arapçada 99 önadı (sıfatı) vardır. Bunlardan biri Tengri sözcüğüne karşılık gelebilir, diğer isimleri de aşağıdadır,

Bar: Var olan demektir.
Oğan: Rab, Var eden, yaratan demektir.
Kuday: Hüda, yaratıcı demektir.
Çalap: Kudretli demektir.
Yalap: Nur demektir.
Yaradan: Yoktan var eden demektir.
Bayar: Zengin, ulu demektir.
Bayat: Ezeli demektir.
Buyan: Aziz, cömert demektir.
Olcay: Herşeyi yapabilen, gücü yeten demektir.
Yazgan: Kaderi tayin eden demektir.

Allah' ın sıfatlarına karşılıklar bulalım, bu bizim düşünce yapımızı ve yaradan ile olan bağımızı kuvvetlendirir. Ama Allah özel adına karşılık aramayalım, gülünç olur. Ayşe' ye Fatma' ya Mahmut' a Ahmet ' e karşılık arıyor muyuz?


İlk Kuran çevirilerinde neden Allah Tanrı olarak çevrildi? Neden 14. yüzyıla dek Tengi-Teala gibi karşılıklar görülüyor?
  • 0

Üyelik görseli
D. Can Aktan
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 479
Katılım: 16 Ara 2008, 20:30
Konum: Ankara
Değerleme: 21

Ynt: Deyimlerin özleştirilmesi üzerine

İletigönderen BARIÞ » 12 Haz 2012, 14:39

D. Can Aktan yazdı:İlk Kuran çevirilerinde neden Allah Tanrı olarak çevrildi? Neden 14. yüzyıla dek Tengi-Teala gibi karşılıklar görülüyor?


Teala > ~ Ar taˁālā تعالا [#ˁlw VI] "yüceldi", "yücedir", Allah adı zikredilirken kullanılan deyim → ali 

İlk kuran çevirilerinde Türklerin büyük bir bölümü İslamiyete geçmemişti. Allah özel adını birçoğu bilmiyordu. Gök Tanrı inancında da Türklerin bir tek Tanrısı vardı. İşte bu yüzden Allahü teâlâ > Tengi Teala denilmiş olabilir. Ama bu atalarımızın yanlış yapmayacağı anlamına gelmez. Kök Tengri, Allah değildir. İlah sözcüğünü Tanrı olarak karşılayabiliriz. İlah sözcüğü Allah sözcüğünü karşılamaz.
  • 0

Üyelik görseli
BARIÞ
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 580
Katılım: 27 Ara 2011, 18:14
Değerleme: 14

ÖncekiSoñraki

Dön Añlam Tartışmaları

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 1 konuk

Reputation System ©'