Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Sözlüklerin Karşılaştırması (MUHAKEMETÜ’L LÜGATEYN)

Türkçe ile ilintili bétikler ulayı sözlükleriñ tanıtımlarını, paylaşımlarını içerir.

Sözlüklerin Karşılaştırması (MUHAKEMETÜ’L LÜGATEYN)

İletigönderen YİĞİT TULGA » 09 Eki 2008, 20:13

Uğrola,


Ali Şîr Nevâî 'yi tanıyalım.

MUHAKEMETÜ’L LÜGATEYN (Sözlüklerin Karşılaştırması)

Ali Şir Nevai(1441-1501) Herat'ta doğmuştur, Özbek Türklerindendir. Babasının mesleği nedeniyle değişik yerleri dolaşmıştır. Son olarak babasının Horasan hâkimi Sultan Ebu'l Kâsım Babür' ün hizmetine girmesiyle Horasan' a yerleşmiştir. Bu arada Hüseyin Baykara ile öğrenimine başlamıştır. Bununla birlikte aralarında ölünceye dek sürecek bir dostluk kuruldu.

Nevaî'nin Çağatay edebiyatının oluşmasında büyük bir etkisi vardır. Çeşitli konularda yazılmış 30'a yakın yapıtı bulunmaktadır. Yapıtlarından kimileri şunlardır :

Türkçe Divan (5 tane)
Farsça Divan (5 tane)
Çihil Hadis (Kırk Hadis)
Muhâkemetü'l Lûgateyn (İki sözlüğün karşılaştırılması)'dır.

Türk dili tarihinde Divan-ı Lugat-it Türk'ten sonra ikinci önemli betiktir (kitaptır).

Beşleme (Hamse) sahibi ilk Türk ozanıdır (şairidir).
(hamse 5 mesneviden oluşur).

Özgeçmiş iyesidir (Tezkire sahibidir) (günümüz yazındaki (edebiyattaki) biyografi): "Mecalüs'ün Nefais".

Şehrengiz: Doğup büyüdüğü "Herat" kentinin doğal güzelliklerini anlatır.

Şiirlerin yaşamının degişik dönemlerine göre sınıflandırıp gündizinsel (kronolojik) olarak divanında toplamıştır.

Farsçanın resmî dil olduğu, Türk aydınlarının bu dille eser vermeyi hüner kabul ettiği bir zamanda Nevaî, Türkçenin Farsçadan üstün bir dil olduğunu savunmuştır. Bunu da eserleri ile kanıtlamış ve kendinden sonrakileri bu yolda eserler vermeye teşvik etmiştir.


Ali fiîr Nevâî, Muhakemetü’l Lügateyn (iki Dilin Karşılaştırılması) adlı
eserini Türkçenin Farsçadan çok daha zengin bir dil olduğunu kanıtlamak amacıyla yazmıştır. Nevâî bu konuda şu görüşleri ileri sürmektedir:

* Türkler iranlılardan daha keskin zekalı, daha üstün anlayışlı, daha saf ve
temiz yaradılışıdır.

* Türklerle iranlılar aynı yaşam koşulları içerisinde oldukları hâlde
Türklerde beyinden kölesine kadar herkes Fars dilini öğrenir. Şiirler söyler. Buna karşı İranlılar etrafından en aşağı tabakasına kadar hiçbiri Türk dilini konuşamaz, konuşsalar da konuştuklarının anlamını bilmez.

Nevâî, Türkçenin zenginliğini kanıtlamak için Türkçede var olan, Farsçada
karşılıkları bulunmayan pek çok sözcüğü örnek gösterir: içmek, yudum yudum içmek; süzer, emer gibi. Ayrıca Türkçenin cinaslar dili olduğunu söyler ve kök sözcüğünün değişik anlamlarını verir:

Kök:
1) Gökyüzü, sema 2) Ağacın kökü,
3) Kökermek (göğermek) yenillenmek vb.

Örnek olarak verdiğimiz parçada, Nevâî gençlik yıllarında Fars diliyle
şiirler yazdığını ve daha sonraki yıllarda Türkçenin güzelliklerini keşfederek
Türkçe yazmaya başladığını gerekçeleriyle anlatmaktadır.



Türkçenin gerek konularında, gerek konuşmada Farsçadan böyle geniş, üstün, yüksek ve derin oluşunun söz götürmezliği herkesçe bilinmiyordu. Bu yön örtülü ve gölgeli kalmıştı, belki de bırakılıp unutulmak üzere idi. Gençliğimin ilk sıralarında şiire, edebiyata merak sardırmağa başlamıştım. Doğacımda birtakım pırıltıların sıcaklığını duymakta idim. Bu yolda bazı şeyler yazmağa çalışırken yukarıda söylediğim göreneklerden yakamı kurtaramadığım için Farsça yazıyordum. Biraz daha iyi düşünmeğe başladığım çağda Ulu Tanrı gönlüme özgünlü ve incelik sevgisi doldurdu. Yaratılışım bayağıdan ve bayağılıktan kaçınmayı, iyiyi ve güzeli sevmeyi buyuruyordu.
O zaman ana dilim üzerine düşünmeğe koyuldum. Türkçenin derinliklerine dalınca gözlerime on sekiz bin âlemden daha yüksek bir âlem göründü. Bu âlemin süsler bezekler içerisine enginleşen göğü, dokuz gökten daha
üstündü. Bu erdemler, yüceler hazinesinin incileri, yıldızlardan daha parlaktı. Bu âlemin bahçelerine daldım; gülleri güneşler gibiydi. Her yanında gözler görmedik, el ayak değmedik neler neler vardı. Amma bu tılsımın yılanları pek korkunç, bu güllerin dikenleri pek yamandı, bunları görünce düşündüm ve dedim ki:
“Demek bizim Türk ozanları bu korkulu, üzüntülü şeylerden çekindikleri için Türkçeyi bırakıp boşlamışlar ve böyle geçip gitmişler.”
Ben bu âlemden vazgeçmedim, korkmadım, yılmadım; güçlükleri yendim;
çetinliklerle savaştım; emeklerimi esirgemedim. Türkçenin engin alanlarında
ilhamımın şahlanan atını koşturdum; sonsuz uzaklarında hayalimin hırçın kuşunu havalandırdım; zevkim bu hazineden değer biçilmez, güç yetmez birçok inciler, pırlantalar aldı. Gönlüm bu bahçenin gizliliklerinde güzel kokularıyla cana can katan, göz görmedik çiçekler topladı. Bu varlıkların, bu bollukların, bu görenlerin verimlerinden olan birçok güller açılmaya ve her yana saçılmaya başladı.


Büyük ustayı sevgi, saygı ile analım.

Uğrola
  • 0

En soñ YİĞİT TULGA tarafından 10 Eki 2008, 20:48 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Sözlük indir.
http://tufar.com/SanalBaba/
Taranmasına "kıyacağınız" sözlük varsa benimle iletişim kurunuz.

"Türk Dil Kurumu" ile "Türk Günay Kurumu" özerk, tüzel kişiliğine dönmelidir. Atatürk kalıtını çiğneyenler yargılanmalıdır...
YİĞİT TULGA
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 973
Katılım: 29 Ağu 2007, 03:48
Değerleme: 18

Ynt: Sözlüklerin Karşılaştırması (MUHAKEMETܒL LÜGATEYN)

İletigönderen Kafkasmurat » 18 Ağu 2013, 15:41

Osmanlı saraylarında Çağatay lehçesine Ali Şir Nevai Türkçesi denirmiş. Sırf ona nazire yazabilmek için bu lehçe öğrenilirmiş. Büyük sanatçı ve bilimcidir.
  • 0

Başka dile uymaz annenin sesi, her sözün ararsan vardır Türkçesi. http://www.dmy.info
Üyelik görseli
Kafkasmurat
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 148
Katılım: 04 Şub 2008, 01:28
Konum: istanbul
Değerleme: 122


Dön Bétikler, sözlükler

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 2 konuk

cron
Reputation System ©'