Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Ünsüz uyumu konusu

Yazım, söyleyiş kuralları üstüne bilgiler içerir.

Ünsüz uyumu konusu

İletigönderen ingichka » 17 Ara 2011, 19:57

Osmanlı zamanındaki imlâmızda DIr ma DA gibi ekler her kezde d'li olarak yazılıyordu. Hocalarımızdan işitenimce bu yazım özelliği imlâda kalıplaşmanın bir sonucu idi. Yani işde "işte", gitdi "gitti" olarak okunuyordu. Fakat Osmanlı zamanında eğitim almış keybir kişilerin konuşmalarında onların bu ekleri d'li olarak telaffuz ettiklerini duyabiliyoruz. Aynı şekilde bugün Azerbaycan Türkçesinde de her kezde d'li olarak yazılan bu ekler için keybir hocalar bunlar t'li okunuyor dese de bu ekler orada da t'li olarak okunuyor. Acaba bizdeki bu ünsüz uyumu Cumhuriyetten sonra ortaya çıkan bir durum mudur?
  • 0

Üyelik görseli
ingichka
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2242
Katılım: 01 Oca 2008, 14:33
Konum: istanbul
Değerleme: 19

Ynt: Ünsüz uyumu konusu

İletigönderen ingichka » 17 Ara 2011, 19:58

ingichka yazdı:Osmanlı zamanındaki imlâmızda DIr ma DA gibi ekler her kezde d'li olarak yazılıyordu. Hocalarımızdan işitenimce bu yazım özelliği imlâda kalıplaşmanın bir sonucu idi. Yani işde "işte", gitdi "gitti" olarak okunuyordu. Fakat Osmanlı zamanında eğitim almış keybir kişilerin konuşmalarında onların bu ekleri d'li olarak telaffuz ettiklerini duyabiliyoruz. Aynı şekilde bugün Azerbaycan Türkçesinde de her kezde d'li olarak yazılan bu ekler için keybir hocalar bunlar t'li okunuyor dese de bu ekler orada da t'li olarak okunuyor. Acaba bizdeki bu ünsüz uyumu Cumhuriyetten sonra ortaya çıkan bir durum mudur?
d'li olarak olacaktı.
  • 0

Üyelik görseli
ingichka
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2242
Katılım: 01 Oca 2008, 14:33
Konum: istanbul
Değerleme: 19

Ynt: Ünsüz uyumu konusu

İletigönderen Bengitaşlarındili » 17 Ara 2011, 22:11

ingichka yazdı:
ingichka yazdı:Osmanlı zamanındaki imlâmızda DIr ma DA gibi ekler her kezde d'li olarak yazılıyordu. Hocalarımızdan işitenimce bu yazım özelliği imlâda kalıplaşmanın bir sonucu idi. Yani işde "işte", gitdi "gitti" olarak okunuyordu. Fakat Osmanlı zamanında eğitim almış keybir kişilerin konuşmalarında onların bu ekleri d'li olarak telaffuz ettiklerini duyabiliyoruz. Aynı şekilde bugün Azerbaycan Türkçesinde de her kezde d'li olarak yazılan bu ekler için keybir hocalar bunlar t'li okunuyor dese de bu ekler orada da t'li olarak okunuyor. Acaba bizdeki bu ünsüz uyumu Cumhuriyetten sonra ortaya çıkan bir durum mudur?
d'li olarak olacaktı.
Sayın İngichka "yazı dilinin konuşma dili ile uyumlulaştırılması" adı altında gerçekleşen de budur. Sovyetler de bunu kendi topraklarında yaptı. Atatürkün bu konuda brilerince yanlış yönlendirildiğini düşünüyorum.
  • 0

Anlayın Artık! Uydurukçuluk devri bitti! Bitti! Koskoca Türk dünyası dururken uydurduklarınızı yutturamazsınız. Biri önerdiğiniz sözü ilk anda kabullenebilir ama sonra diğer Türk dillerindeki karşılıklarını öğrenince, önermiş olduğunuz uyduruk söz için size kin ve nefret besler. Benim şu anda tüm uydurukçulardan duyduğum nefreti duyar size, ama bunu şahıs olarak kimseye yöneltemediği, maddileştiremediği için Türkçeciliğe yansıtır. Türkçeciliğe nefret duymaya başlar.İşte siz UYDURUKÇULAR farkında olmadan TÜRKÇEYİ BALTALAYANLAR DURUMUNDASINIZ. Yeter artık UYDURMAYIN!
Üyelik görseli
Bengitaşlarındili
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2144
Katılım: 28 May 2009, 15:46
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 0

Ynt: Ünsüz uyumu konusu

İletigönderen Oktay D. » 19 Ara 2011, 12:36

Bu yaŋlış yönlendirilme değildir. Yalŋızca "okunduğu gibi yazılma" ilkesince yapılan bir düzenlemedir. Öyle ki bağlaç olan dA bile ilk dönemlerde tA olarak da yazılırdı. Bu bir yazım uzlaşısıdır. İsterseŋiz öyle isterseŋiz böyle yaparsıŋız. Bugünkü yazım kuralları ne "okunduğu gibi yazılma" ilkesine tam uyuyor ne de "yazımda kalıplaşma" ilkesine uyuyor, arada bir şey olmuş (bu da 1980 sonrası tutumdur).

Benim kişisel görüşüm, Azerbaycan Türkçesindeki gibi "ünlü beŋzeşmesiniŋ" yazıya aktarılmamasıdır. Bu görüş, harf yeniliğine karşı bir tutum olmadığı gibi, onun yanlış ya da bunun doğru olduğuna dair bir sav da içermez. Yalŋızca "uzlaşı"dır. Benim bu uzlaşıyı seçmemiŋ nedeni ise diğer Türkçelerle uyumdan başka bir şey değildir. Ancak böyle yapmamak da uyumu bozmak elbette.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7834
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 4287

Ynt: Ünsüz uyumu konusu

İletigönderen ingichka » 19 Ara 2011, 13:48

Oktay D. yazdı:Bu yaŋlış yönlendirilme değildir. Yalŋızca "okunduğu gibi yazılma" ilkesince yapılan bir düzenlemedir. Öyle ki bağlaç olan dA bile ilk dönemlerde tA olarak da yazılırdı. Bu bir yazım uzlaşısıdır. İsterseŋiz öyle isterseŋiz böyle yaparsıŋız. Bugünkü yazım kuralları ne "okunduğu gibi yazılma" ilkesine tam uyuyor ne de "yazımda kalıplaşma" ilkesine uyuyor, arada bir şey olmuş (bu da 1980 sonrası tutumdur).

Benim kişisel görüşüm, Azerbaycan Türkçesindeki gibi "ünlü beŋzeşmesiniŋ" yazıya aktarılmamasıdır. Bu görüş, harf yeniliğine karşı bir tutum olmadığı gibi, onun yanlış ya da bunun doğru olduğuna dair bir sav da içermez. Yalŋızca "uzlaşı"dır. Benim bu uzlaşıyı seçmemiŋ nedeni ise diğer Türkçelerle uyumdan başka bir şey değildir. Ancak böyle yapmamak da uyumu bozmak elbette.
Okunduğu gibi yazılma diyorsunuz da benim sorum zaten "acaba okunuşta da bu ünsüz uyumu yok muydu?" şeklinde.
  • 0

Üyelik görseli
ingichka
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2242
Katılım: 01 Oca 2008, 14:33
Konum: istanbul
Değerleme: 19

Ynt: Ünsüz uyumu konusu

İletigönderen Oktay D. » 19 Ara 2011, 13:51

ingichka yazdı:
Oktay D. yazdı:Bu yaŋlış yönlendirilme değildir. Yalŋızca "okunduğu gibi yazılma" ilkesince yapılan bir düzenlemedir. Öyle ki bağlaç olan dA bile ilk dönemlerde tA olarak da yazılırdı. Bu bir yazım uzlaşısıdır. İsterseŋiz öyle isterseŋiz böyle yaparsıŋız. Bugünkü yazım kuralları ne "okunduğu gibi yazılma" ilkesine tam uyuyor ne de "yazımda kalıplaşma" ilkesine uyuyor, arada bir şey olmuş (bu da 1980 sonrası tutumdur).

Benim kişisel görüşüm, Azerbaycan Türkçesindeki gibi "ünlü beŋzeşmesiniŋ" yazıya aktarılmamasıdır. Bu görüş, harf yeniliğine karşı bir tutum olmadığı gibi, onun yanlış ya da bunun doğru olduğuna dair bir sav da içermez. Yalŋızca "uzlaşı"dır. Benim bu uzlaşıyı seçmemiŋ nedeni ise diğer Türkçelerle uyumdan başka bir şey değildir. Ancak böyle yapmamak da uyumu bozmak elbette.
Okunduğu gibi yazılma diyorsunuz da benim sorum zaten "acaba okunuşta da bu ünsüz uyumu yok muydu?" şeklinde.

Belli ki önceden yoktu, sonradan oluşmuş. Ancak bence, o zamanlar için de, İstanbul ağzında oluşmuştu, halen ağızlarımızın bir kısmında oluşmuş değil.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7834
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 4287

Ynt: Ünsüz uyumu konusu

İletigönderen Le Qabaq » 14 Oca 2012, 11:21

Latin harflerine dayalı yeni Türk alfabesinin kabulünden önce ve kabul edildikten hemen sonraki dönemde imlada bazı farklar var. Mesela Latin alfabesi kabul edildikten sonra Atatürk'ün yazdığı yazılara bakarsanız iyi sözcüğünü eyi şeklinde yazmıştır.
  • 0

Le Qabaq
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 621
Katılım: 26 Kas 2011, 01:43
Değerleme: 8

Ynt: Ünsüz uyumu konusu

İletigönderen QONAQ » 14 Oca 2012, 11:56

Cumhuriyət qurulmazdan qabaq Türkcənin imlası Azərbaycan dilinə daha yaqın imiş. Rıza Nur qonuyla bağlı şunları demiş:

mustafa kemal bu işi de yine bir kanun darbesiyle yaptı. o, makul söz dinler mi? makul söz söylemeğe gelmez. aksini yapar. bir gün ıstanbul'da dolmabahçe sarayına bütün meb'usları toplamış. onlara ders vermiş. burda tuhaf bir şey olmuş. mustafa kemal "dır" edat-ı haberine "tır" diyor. selanik dönme şivesi. celal nuri kalkmış "dır"dır diyor. gazi gazaba gelmiş, hiddetle "tır" diyor. celal nuri derhal "evet efendimiz! tır'dır, bilemedim" diyor. padişahlar gibi "efendimiz" olmuştur.

mustafa kemal! sen böyle şeye ne karışırsın? bu mutehassıs işi. bir takım dalkavuklardan bir komisyon yaptı; fakat onları da dinlemek değil, kendi onlara emretti. bu encümende fazıl ahmet de var. niye bu türk dilini yapan encümende dönme ıbrahim necmi, giritli ahmed cevad var? zavallı türk dili! ..... fazıl ahmed türkçe'yi iyi telaffuz edemez. peltektir. ıbrahim ile cevad da anadilleri başka olduğundan, türkçe'yi fena telaffuz ederler. ışte bunlardır ki, bir kamusla türkçe'ye telaffuz ve imla tayin ettiler. bunda mustafa kemal'in de irfanı ve himmeti vardır. o da dönme türkçesi konuşur.

derken bir imla lügatı yaptılar. "d"leri "t", "kalmıyor"u "kalmayor" yaptılar. bunlar hep selanik dönmesi dilidir. mustafa kemal'in dili. türkçe berbad edildi.

ben en sade türkçe'yi yazanlardan biriyim, ama bunlar züppelik, cehalet ve türkçe'ye suikastten başka bir şey değildir. reşid safvet "takdim"i de "taktim" yazmış, "etdim"i "ettim", ilh... yazmış. "d"leri "t" yapmak aldı yürüdü. sert ve yumuşak meselesi türk fonetiğinde bunların anladığından büsbütün başkadır. bunun sebebi mustafa kemal'in dönme türkçesi böyle "t"lidir. sırf onun emri ve ona dalkavukluk icin bu rezalet-i lisaniyye yapılmaktadır. türk'ün tecavüze uğramadık nesi kaldı? dili de artık işkence görmekte.


Rıza Nur haqqında Atatürkə nifrət etdiyi için onu sürəkli kötülədiyi və ya ona haqarətlər etdiyi deyiliyor. Ancaq dil qonusunda yazdıqlarında bir balaca da olsa doğruluq ola bilir. Q harfinin əlifbaya qonmamağı qonusunda F. Rıfqı Atay'ın yazdıqlarında da bu yazılana oqşarlıq var.
  • 0

QONAQ
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 107
Katılım: 04 Eyl 2008, 16:28
Değerleme: 7

Ynt: Ünsüz uyumu konusu

İletigönderen Le Qabaq » 14 Oca 2012, 12:03

Birileri tarafından Atatürk'ün Yahudi dönmesi olduğu konusu zaman zaman gündeme getiriliyor. Atatürk'ün Selanik'te kaldığı dönemde Yahudiler orada çoğunlukta imiş. Müslüman gözüken Sebataycıların sayısı da az değilmiş. Dolayısıyla o bölgede yaşayan Türklerin diline Yahudilerin konuştuğu Türkçenin etki etmiş olması mümkündür. Falih Rıfkı Atay Çankaya kitabında "Böyle Kemal (Qemal) olmaz!" meselesinde alfabe konusunda Mustafa Kemal'in nasıl işi kestirip attığını anlatmış. Eğer o doğrusunu -tır diye biliyorsa bu konuda da onun dediği yapılmış olabilir.
  • 0

Le Qabaq
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 621
Katılım: 26 Kas 2011, 01:43
Değerleme: 8

Ynt: Ünsüz uyumu konusu

İletigönderen Oktay D. » 14 Oca 2012, 13:40

Atatürk, Şemsi Efendi mektebinde okumuştur. Atatürk değil, ancak Şemsi Efendi ünlü Sabetaycılardandır ve onun adına kurulan okul, Sabetaycıların kurmuş olduğu ilk Fevziye mekteblerinden biridir. Bu nedenle Atatürk, ilkokulda Türkçeyi Sabetaycılardan öğrenmiş oldu doğal olarak, bunda suç aranmasında ben iyi niyet göremiyorum. Çünkü, Türkçenin öğretildiği bu Fevziye mekteplerinde Türkçe çarpıtılarak öğretilmiyordu, doğru öğretiliyordu. Tek farkı, belli ağız özelliklerini öğretmesiydi (Rumeli ağzı), bunda da kötülük aranması soñ derece ırkçılık örneği olur. Örneğin İzmir'de kurulmuş olan Sabetaycı kökenli okullarda da oranıñ ağız özellikleri öğretilmiştir. Sabetaycılar da Türkçeyi soñuçta çevresindeki ağızlı konuşmalardan öğrenmektedir.

Hem Atatürk (Yörük olan Zübeyde Hanım'a rağmen) Yahudi olsa ne yazar? Irkçılık yaparak nereye varılmak isteniyor? Görüyorum ki, Türk ulusu artık kapsayıcı ve kollayıcılığı çoktan bırakmış.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7834
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 4287

Ynt: Ünsüz uyumu konusu

İletigönderen Engin » 14 Oca 2012, 13:57

Ünsüz uyumu diğer birçok Türk dilinde de mevcut zaten. Bütün konulara ayrıntılı şekilde giremediğimiz için yalnızca konuyu açan arkadaşın örnek olarak sunduğu bulunma eki +DA ile geçmiş zaman eki -DI meselesine bakalım. Oğuz dillerinde yazıda görülmeyen ötümsüz biçimler Kazakça, Kırgızca, (Yeni) Uygurca, Tuvaca gibi dillerde görülmektedir. Aşağıda, yukarıda belirtilen her iki ek için Kazakça ile Tuvaca örnekler gösterilmiştir:

Kazakça

келді keldi "geldi"
бізде bizde "bizde"

кетті ketti "gitti"
баста basta "başta"

Tuvaca

келді keldi "geldi"
Кызылда Kızılda "Kızıl'da"

акты aktı "aktı"
аътта a'tta "atta"

Tuvacada ünsüz uyumu daha da belirgin, örneğin ilgi durumunun üç ünsüzlü biçimi vardır:

бөрүнүң börünüŋ "kurdun"
холдұң xolduŋ "elin"
аъттың a'ttıŋ "atın"

Bunun yanında çokluk ekinin hatta dört biçimi var:

бөрүлер börüler "kurtlar"
өмнер emner "emler, ilaçlar"
хөлдер xölder "göller"
инектер inekter "inekler"

a'ttıŋ sözünde köke ötümsüz ünsüzlü biçimin gelmesi kökün son seste ötümsüz ünsüz bulundurmasından kaylaklanmaktadır. Bu da benzeşmeden (assimilation) başka bir şey değildir.

Türkiye Türkçesindeki durum da buna benzerdir. Sonradan gelişen ünsüz benzeşmesi yüzünden bazı yörelerde, bazı şivelerde d- ile başlayan ekler ötümsüz ünsüzle biten sözlere geldiğinde t- hâlini almıştır. Sonuçta da yazıya aktarılmıştır. Bunda bir kötülük veya art niyet göremiyorum. Konuşma dili ile yazı dilinin yakın olmasını hatta olumlu buluyorum.

Daha sonra daha fazla vaktim olduğunda kaynak da ekleyeceğim.
  • 0

Üyelik görseli
Engin
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 605
Katılım: 28 Mar 2010, 01:16
Konum: Almanya
Değerleme: 14

Ynt: Ünsüz uyumu konusu

İletigönderen Le Qabaq » 14 Oca 2012, 19:49

Engin yazdı:Ünsüz uyumu diğer birçok Türk dilinde de mevcut zaten. Bütün konulara ayrıntılı şekilde giremediğimiz için yalnızca konuyu açan arkadaşın örnek olarak sunduğu bulunma eki +DA ile geçmiş zaman eki -DI meselesine bakalım. Oğuz dillerinde yazıda görülmeyen ötümsüz biçimler Kazakça, Kırgızca, (Yeni) Uygurca, Tuvaca gibi dillerde görülmektedir. Aşağıda, yukarıda belirtilen her iki ek için Kazakça ile Tuvaca örnekler gösterilmiştir:

Kazakça

келді keldi "geldi"
бізде bizde "bizde"

кетті ketti "gitti"
баста basta "başta"

Tuvaca

келді keldi "geldi"
Кызылда Kızılda "Kızıl'da"

акты aktı "aktı"
аътта a'tta "atta"

Tuvacada ünsüz uyumu daha da belirgin, örneğin ilgi durumunun üç ünsüzlü biçimi vardır:

бөрүнүң börünüŋ "kurdun"
холдұң xolduŋ "elin"
аъттың a'ttıŋ "atın"

Bunun yanında çokluk ekinin hatta dört biçimi var:

бөрүлер börüler "kurtlar"
өмнер emner "emler, ilaçlar"
хөлдер xölder "göller"
инектер inekter "inekler"

a'ttıŋ sözünde köke ötümsüz ünsüzlü biçimin gelmesi kökün son seste ötümsüz ünsüz bulundurmasından kaylaklanmaktadır. Bu da benzeşmeden (assimilation) başka bir şey değildir.

Türkiye Türkçesindeki durum da buna benzerdir. Sonradan gelişen ünsüz benzeşmesi yüzünden bazı yörelerde, bazı şivelerde d- ile başlayan ekler ötümsüz ünsüzle biten sözlere geldiğinde t- hâlini almıştır. Sonuçta da yazıya aktarılmıştır. Bunda bir kötülük veya art niyet göremiyorum. Konuşma dili ile yazı dilinin yakın olmasını hatta olumlu buluyorum.

Daha sonra daha fazla vaktim olduğunda kaynak da ekleyeceğim.



Ya Türkiye Türkçesiyle aynı koldan lehçeler (Azerbaycan ve Türkmen Türkçesine) ne oldu? 
  • 0

Le Qabaq
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 621
Katılım: 26 Kas 2011, 01:43
Değerleme: 8

Ynt: Ünsüz uyumu konusu

İletigönderen Le Qabaq » 14 Oca 2012, 19:51

Oktay D. yazdı:Atatürk, Şemsi Efendi mektebinde okumuştur. Atatürk değil, ancak Şemsi Efendi ünlü Sabetaycılardandır ve onun adına kurulan okul, Sabetaycıların kurmuş olduğu ilk Fevziye mekteblerinden biridir. Bu nedenle Atatürk, ilkokulda Türkçeyi Sabetaycılardan öğrenmiş oldu doğal olarak, bunda suç aranmasında ben iyi niyet göremiyorum. Çünkü, Türkçenin öğretildiği bu Fevziye mekteplerinde Türkçe çarpıtılarak öğretilmiyordu, doğru öğretiliyordu. Tek farkı, belli ağız özelliklerini öğretmesiydi (Rumeli ağzı), bunda da kötülük aranması soñ derece ırkçılık örneği olur. Örneğin İzmir'de kurulmuş olan Sabetaycı kökenli okullarda da oranıñ ağız özellikleri öğretilmiştir. Sabetaycılar da Türkçeyi soñuçta çevresindeki ağızlı konuşmalardan öğrenmektedir.

Hem Atatürk (Yörük olan Zübeyde Hanım'a rağmen) Yahudi olsa ne yazar? Irkçılık yaparak nereye varılmak isteniyor? Görüyorum ki, Türk ulusu artık kapsayıcı ve kollayıcılığı çoktan bırakmış.
Mesele Atatürk'ün Yahudi olup olmaması ya da Yahudiler gibi konuşupu konuşmamasıyla mahdud değil. Bütün bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının dili belirli bir kimsenin veya zümrenin şahsî fikirlerine göre tanzim edilmişse bu işte problem var.
  • 0

Le Qabaq
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 621
Katılım: 26 Kas 2011, 01:43
Değerleme: 8

Ynt: Ünsüz uyumu konusu

İletigönderen Le Qabaq » 14 Oca 2012, 19:55

Biz Sovyetlerin dil politikalarını eleştirirken Türkiye'de yapılan yanlış uygulamaları görmezden gelebilir miyiz? Bugün Türkiye'de geçmişte yapılan hatalı uygulamalar bizzat Başbakan ve Cumhurbaşkanı tarafından eleştirilmeye başlandı. Biz de dillerle ilgilenen kişiler olarak "aman bu iş Atatürk döneminde oldu" yahut "böyle olması bizzat Atatürk'ün talimatıyla oldu" diyerek bu meseleleri tartışılmaz hale sokamayız. Yanlış bir uygulama varsa TDK'nın düzenleme yapmasını beklemeden günümüzde internetin imkanlarını da kullanarak bir halk hareketi halinde bu yanlışları düzeltmeye çalışabiliriz.
  • 0

Le Qabaq
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 621
Katılım: 26 Kas 2011, 01:43
Değerleme: 8

Ynt: Ünsüz uyumu konusu

İletigönderen Engin » 14 Oca 2012, 20:55

Le Qabaq yazdı:
Engin yazdı:Ünsüz uyumu diğer birçok Türk dilinde de mevcut zaten. Bütün konulara ayrıntılı şekilde giremediğimiz için yalnızca konuyu açan arkadaşın örnek olarak sunduğu bulunma eki +DA ile geçmiş zaman eki -DI meselesine bakalım. Oğuz dillerinde yazıda görülmeyen ötümsüz biçimler Kazakça, Kırgızca, (Yeni) Uygurca, Tuvaca gibi dillerde görülmektedir. Aşağıda, yukarıda belirtilen her iki ek için Kazakça ile Tuvaca örnekler gösterilmiştir:

Kazakça

келді keldi "geldi"
бізде bizde "bizde"

кетті ketti "gitti"
баста basta "başta"

Tuvaca

келді keldi "geldi"
Кызылда Kızılda "Kızıl'da"

акты aktı "aktı"
аътта a'tta "atta"

Tuvacada ünsüz uyumu daha da belirgin, örneğin ilgi durumunun üç ünsüzlü biçimi vardır:

бөрүнүң börünüŋ "kurdun"
холдұң xolduŋ "elin"
аъттың a'ttıŋ "atın"

Bunun yanında çokluk ekinin hatta dört biçimi var:

бөрүлер börüler "kurtlar"
өмнер emner "emler, ilaçlar"
хөлдер xölder "göller"
инектер inekter "inekler"

a'ttıŋ sözünde köke ötümsüz ünsüzlü biçimin gelmesi kökün son seste ötümsüz ünsüz bulundurmasından kaylaklanmaktadır. Bu da benzeşmeden (assimilation) başka bir şey değildir.

Türkiye Türkçesindeki durum da buna benzerdir. Sonradan gelişen ünsüz benzeşmesi yüzünden bazı yörelerde, bazı şivelerde d- ile başlayan ekler ötümsüz ünsüzle biten sözlere geldiğinde t- hâlini almıştır. Sonuçta da yazıya aktarılmıştır. Bunda bir kötülük veya art niyet göremiyorum. Konuşma dili ile yazı dilinin yakın olmasını hatta olumlu buluyorum.

Daha sonra daha fazla vaktim olduğunda kaynak da ekleyeceğim.



Ya Türkiye Türkçesiyle aynı koldan lehçeler (Azerbaycan ve Türkmen Türkçesine) ne oldu? 


İletimde umumi olarak Oğuz dillerinden değil, Türkiye Türkçesindeki bir ses olayından bahsettim. Bunun yanında aynı şeyin birçok başka Türk dilinde de meydana geldiğini örneklerle gösterdim. Azerbaycan Türkçesi ve Türkmencede bunun böyle olmadığını da zaten girişte yazdım. Bu soruyu bana şimdi gıcıklık için mi yazdınız bilemedim.

Türkiye Türkçesi, en yakın lehçeler olan Gagauz Türkçesi ile Azerbaycan Türkçesi ile % 100 paralel mi gelişti sanki? Türkmenceyi zaten nazarda tutmuyorum çünkü onlarla yakın ilişkimiz yüzyıllar önce kesilmişti. Bizdeki bir gelişmenin, bir değişimin diğer diller veya lehçelerde de bulunması zaruri değildir. Türkiye Türkçesinin kendine ait bir dil sistemi vardir, diğerlerinin de öyle.
Bir önceki iletimde de söz konusu değişimin Türkiye Türkçesinin bazı ağızlarında oluşmuş, bazılarında oluşmuş olmayacağını yazmıştım. Büyük ihtimalle yazı dilinin temelini oluşturan İstanbul Türkçesindeki konuşma dilinde bu ses olayı gelişmiştir. Anormal bir şey de değildir, örneğin /d/ ile /t/ sesleri "dental plosive"dir (Türkçesini bilmiyorum, mazur görün lütfen). Tek fark ilk sesin ötümlü (voiced), ikincisinin ötümsüz (voiceless) olmasıdır. Şimdi /d/ sesinin ötümsüz bir ünsüzle biten başka bir söze (köke) eklendiğinde /t/ sesine evrilmesi, yani ötümsüz ünsüzün /d/ ünsüzünü benzeştirip onu ötümsüze çevirmesi doğal bir ses değişimidir. Bunda hiçbir tuhaflık yok. Bir sürü Türk dilinde de aynı şekilde gelişmiş, aynı olay görülüyor. Bu kadar itiraz neye ben anlamış değilim.
  • 0

Üyelik görseli
Engin
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 605
Katılım: 28 Mar 2010, 01:16
Konum: Almanya
Değerleme: 14

Soñraki

Dön Yazım, söyleyiş kuralları

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 3 konuk

Reputation System ©'