Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Altay yalan mı?

Dil üzerine yaptığıñız araştırmaları, kişisel çalışmaları içerir.

Altay yalan mı?

İletigönderen Algan Batur » 28 Nis 2020, 10:54

https://www.youtube.com/watch?v=z0zkHH6ZOEk&t=21s
Şu videoyu gördüm açıkçası bana çok açıklayıcı gelmedi. Tüm video boyunca bilim insanlarının bir biriyle münakaşasını anlatıp durdu. Arada bir de "Bu benzer sözcükler tek bir kökten gelmemiş, ödünç almayla olmuş olabilir" dedi. Güzel öyleyse Hint-Avrupa akrabalığı da ödünç almayla olsun hepsi öyle olsun. Ben Japoncadan falan bahsetmiyorum en temel şekliyle bir Türk - Moğol ana dilinden bahsediyorum aslında.

İng. One Far. Yek

Gördüğünüz gibi bu 2 sözcük "aynı aileden" ancak çok büyük bir farklılık var.

Aslında bir çok kanıt var ancak gösterilen çoğu kanıta "coğrafi yakınlık" diyorlar. Ve artık kimse de uğraşmıyor. Biz de öyle kabul edip gidiyoz işte. Kanıtlasak iyi olur.

Bir kaç küçük örnek:

Ana Sözcük [farâzî] ɲe > ETü né Mo yegün ---- görüldüğü gibi Türkçede "y" düşerken Moğolcada "n" düşmüş.

Ana Sözcük [farâzî] ɲǖr > ATü yǖŕ > YTü yüz Mo nüür
  • 0

Asırlar bize yaştır,
Kemal ülküye baştır.
Bize yol göster Kemal,
Anayurda ulaştır.
Üyelik görseli
Algan Batur
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 354
Katılım: 19 Mar 2020, 21:02
Değerleme: 26

Ynt: Altay yalan mı?

İletigönderen datadeveb » 28 Nis 2020, 13:56

İzleti ilginç
  • 0

Çok dil bilgisi olan birisi değilim. Hakkınızı helal edin.

Kelime-i Tevhid söyleyelim. Çok tövbe edelim. Kuran-ı Kerim okuyalım, onunla edim "amel" edelim, salih kul olalım. Allahu Teâlâ kabul etsin.

Canlı yazışmalar > OTK: https://discord.gg/ZrDbZgd
Üyelik görseli
datadeveb
Deveb Önyüz Çatısı
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 2490
Katılım: 31 Tem 2018, 18:20
Değerleme: 1017

Ynt: Altay yalan mı?

İletigönderen Oktay D. » 03 May 2020, 22:28

Öñcelikle izletide sözü édilen "Altay Kuramı" aslında Starostin ve arkadaşlarınıñ öñe sürdüğü biçimidir. Gérçekte Altay destekçileriniñ çoğu kuramı "süren bir çalışma" olarak görür ve henüz Hint-Avrupa dilleri düzeyinde bilgi toplandığını düşünmez. Starostin, zamanıñ ötesinde bir girişimde bulunarak Altay Kuramını "soñ biçimine getirdiğini" imâ éden bir sözlük yayımlamış oldu. Bu da elbette büyük bir tépki çekti. Ben de Altay kuramına içten içe inanıyorum ancak Starostin'iñ sözlüğü gérçekten çok büyük yañlışlarla dolu, özellikle dilbilimsel ilkeler açısından.

Hint-Avrupa dilleri aşırı iyi çalışılmış, dil malzemesi çok géñiş, ses dönüşümleri istisnasız ve sayı olarak çok örnek içeren bir kuram. Altay dil malzemesi ise émekleme döneminde. Türkçe için yéterli dil malzemesini eñ erken 7.yy'a dek izlenebiliyorken Moğolca için bu 12.yy ne yazık ki. Oysa bu diller ortaksa, glottostatistics yöntemlerine göre zaten eñ aşağı 8000 yıl öñce ayrışmış olmalılar. 6000+ yılda bu iki dil, Türkleriñ ve Moğollarıñ içli dışlı yaşaması nedeniyle katman katman birbirine sözcük alıp vérmiş olmalı. Oysa Hint-Avrupalılar biñlerce yıl karışmadan ayrışmış ve o yüzden birbirlerinden ancak soñ 1000-2000 yılda étkilenir olmuşlar. Tıpkı Türk Dilleri içerisinde Çuvaşça ve Yakutçanıñ géri kalana göre yalıtık kalıp çok ayrışması ama bu yüzden akrabalıklarınıñ çok daha kolay kanıtlanabilmesi gibi. Türkçe ve Moğolca birbirinden yalıtık olsaydı akraba mı değil mi añlamak çok daha kolay olurdu.

Öñcelikle; aynı aileden gelen iki dil, eğer yalıtıksa, zamanla giderek ayrıklaşır. O yüzden ortak sözcükleriñ zamanda gériye gittikçe yakınlaşması ileriye gittikçe uzaklaşması gérekir. Hint-Avrupa dillerindeki sözcükler bunu çok iyi bir şekilde sağlıyorlar. Ancak bu elbette yéterli değil. Türk dilleri de kendi içinde bunu sağlıyorlar. Örneğin Çuvaşça ile Türkiye Türkçesi birbirinden çok ayrı olsalar da gériye izledikçe yakınsıyorlar:
Türkiye taş = Çuvaş çul
< Oğuz *tāş = Bulgar *çial
< Ana Türkçe *tāl = Ana Bulgarca *tial
< İlk Türkçe *tāl
Burada görülen o ki, Bulgar Türkçesinde uzun a sesi ikiz ünlüye dönüşmüş (bkz. diphtong) ve soñra t sesi i yanında damaksıllaşarak ç olmuş (bkz. palatalization), ardından da a sesi yuvarlaklaşmış. Öteki Türkçelerde ise uzun a ve t korunmuş ancak L sesi ş'leşmiş (bkz. sigmatism).

Gériye doğru yakınsamanıñ yanında ayrıca bu ses dönüşümleriniñ aşırı kurallı ve istinasız olması gérekir. Yukarıdaki söz ettiğim ses dönüşümleri aynı durumdaki tüm sözcükler için geçerlidir (tüm uzun a'lar ikizleşmiş, tüm a'lar u'laşmış, tüm ti'ler ç'leşmiş, tüm sözcük soñu L'ler ş'leşmiştir). Kısaca istisnası olmayan kurallar bunlar. Hint-Avrupa dilleri ve Türk Dilleri bu kurallılığı kendi içlerinde sağlıyorlar ancak Türk-Moğol dilini kurgulamaya çalıştığımızda birçok sorunla karşılaşıyoruz. Öñümüze iki durum çıkyor:
  1. Türkçe ve Moğolca birbirinden o kadar etkilenmiş ki ve bu o kadar çok eskiden gérçekleşmiş ki hangi sözcük alıntı hangisi ortak ayırt édilemez olmuş.
  2. Veya eğer istisnasız bir eşleme ve kurgu yapılmak istendiğinde bu durumda da ses dönüşümleri neredeyse 2-3 sözcüklük örneğe sahip oluyor.

Nitekim izletide asıl eleştirilen Starostin ve ark.'nıñ yayınladığı sözlük ikinci durumuñ yapıldığı bir çalışma. O sözlükte artık ses dönüşümleri neredeyse sözcüğe özel olacak kadar ileri gidilmiş. Vovin, Doerfer gibi bilimciler bu iki durumla karşılaştıklarında "bu sözcükleriñ tümü alıntı olmalı" diye düşünmüş ve buna inanmış oluyorlar. Birinci duruma inanmak ise çıkmaz bir yol olarak görülüyor çünkü biñlerce yıllık yazıt eksikliğiniñ giderilmesi olanaksızmış gibi duruyor. Belki Türkler ve Moğollar yalñızca soñ 2500 yıldır yazı yazıyorlardı ve bu yüzden ondan öñcesini asla bilemeyeceğiz?
  • 15

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8557
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 6039


Dön Bilimsel araştırmalar, kişisel çalışmalar

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 3 konuk

cron
Reputation System ©'