Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

+mAn/-mAn ekleri üzerine

Dil üzerine yaptığıñız araştırmaları, kişisel çalışmaları içerir.

+mAn/-mAn ekleri üzerine

İletigönderen Oktay D. » 30 Kas 2008, 19:14

Dil çevrelerince çokça tartışılan bir eki burada irdeleyeceğim. Bâzıları bu ekiñ varlığına karşı çıkmakta. Ancak ekiñ varlığı kesindir, bu yazıda bunu göreceğiz. Ancak ekiñ işlevi konusundaki tartışmaları da irdeleme niyetindeyim. Ben, önceden bu ekiñ öğretmen, gözetmen, okutman, yönetmen ile beñzer sözcüklerdeki işlevinden kuşkuluydum.

Bu yazıda + imi, adlara gelen ekleri; - imi de eylemlere gelen ekleri simgelemektedir. Ayrıca, A ırası da /e/ ya da /a/ seslerini simgeler. Özünde iki ekten söz etmekteyiz. Biri +mAn (addan ad yapıcı) diğeri de -mAn (eylemden ad yapıcı).

_______________________________________

Addan ad yapan +mAn ekine örñekler.
aşağıda "közmen" sözcüğü dışındaki tüm örñeklerde addan ad yapan +mAn ekiniñ "gibi, beñzerlik" añlamı kattığı görülüyor. özde tartışmalı ek bu değil, erinç. Tartışılan ek eylemden ad yapan -mAn ekidir, onu zaman bulunca örñeklendirerek açıklayacağım.

kölmen[2] "gölcük, gölet, havuz"
- kölmen suvlar[3] "gölet sular"
- kölmen suvluk[4] "gölet su yeri"
Burada açıkça sözcük, köl "göl" sözcüğünden türemiş. "göl gibi, gölümsü" añlamı katmış.

Türkmen[5] "Oğuzlar, Türk gibi[5]"
Marsel Erdal, Kaşgarlı'nıñ añlattığı Büyük İskender'iñ bu adı vermesi öyküsünüñ pek kabul edilebilir olmadığını belirtiyor[1].

közmen[5] "közde yapılan ekmek" < köz "köz"
Marsel Erdal, bu sözcüğüñ aldığı añlamı açıklayamıyor.

kölemen "Osmalılarda Memlüklere verilen ad, (Tañrı için) köle gibi" < köle. Arapça adıñ (memlūk) Türkçe çevirisi.

ataman "Kazak kalpağı" < ata "ata"

kȫkmen[6] "gök gibi, mâvimsi"
- "yana kaya kördüm, tañ b(e)lgürmiş erti yarukın kökmen tagda tuga kelir erti" (arkaya baktım, tañ belirmişti, yarın [gün ışığı] gökmen [gök gibi, mavimsi] dağda doğagelirdi)

gökmen[7] "külrengi, gri-mâvî"
kökpen[8] "kumru, Turtur auritus"
Bu ikisi aynı sözcük olmalı.

akman[9] "saf, öz" < ak "beyaz"
- Akman Bahadur "Orta Asyada Şaybânī Han'ıñ adı".

karaman[9] "esmer tenli kişi"
- Karaman "Karaman boyu, Karamanoğulları beyliği, bugünkü Karaman ili"

kırcıman "kır saçlı" < *kır+ça+man

kögmen
- Kögmen-Gebirge[10]
- kögmen/kügmen[11][12][13] "Kırgız'a yakın bir yer"
- kȫgm(e)n (e)li[14] "Kuzey Moğolistan"

yasıman[5] "su boşaltılırken boğazı gırlayan testi" < yası "yassı, yayılmış"

kocaman "devasa" < koca "büyük, saygı değer kişi"

Eylemden ad yapan -mAn ekine de değineceğim.
________________________
Dipçe.
[1] Marsel Erdal (Marcel Erdal), "Old Turkic Word Formation" (Eski Türkçe Sözcük Biçimi), 1991, 1. cild, bet 73-74 ile 387-389.
[2] SuvStockh 80.
[3] Suv 314, 4.
[4] ETŞ 8, 28.
[5] DLT: Kaşgarlı Mahmud, "Divânü Lugâti't-Türk".
[6] M III 23, 9.
[7] Lud-Sirtuta (Laude-Cirtautas).
[8] Radlov (Radloff) II 1219
[9] Türkiye Türkçesi.
[10] Le Coq ve Bang, MenErz.
[11] Kül Tégin yazıtı.
[12] Bilge Kagan yazıtı.
[13] Tońukuk yazıtı.
[14] Tariat W5
  • 3

En soñ Oktay D. tarafından 01 Ara 2008, 18:20 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Oktay D.
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8557
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 6039

Ynt: +mAn/-mAn ekleri üzerine

İletigönderen Oktay D. » 01 Ara 2008, 18:20

Aşağıda, eylemden ad yapan -mAn ekine örñekler verdim. Bu örñekler arasında eñ çok dikkati çeken kȫç-men "göç-men", tegir-men "değir-men", kert-men "çapa", sök-men "düşman hattını söken kişi" gibi sözcüklerdir. Bunlar Cumhuriyet Türkiye'sinde türetilen öğret-men, okut-man, eğit-men, yönet-men, gözet-men gibi sözcüklerle aynı yapıdadır ve bu durumda kuşkusuz doğrudurlar.

Ayrıca yukarıdaki yazıda verdiğim örñekler beñzerlik añlamı katan ve addan ad yapan bir +mAn ekiniñ de varlığını gösterir. Bu da, yiñe Cumhuriyet Türkiye'sinde türetilen uz+man, kat+man gibi sözcükleriñ yapısını onaylar.

Bu tükürdüğümü yaladığım ikinci yazım oldu :) (bir de -gAn, -gXn olayı vardı) Daha önce -mAn ve +mAn ekleriniñ varlığını kabul edip, bugün türetilen sözcüklerde kullanılan añlamıñ olmadığını savunuyordum. Artık, bu düşüncemden dönmüş durumdayım, türetimler doğruymuş. Bir kez daha gördüm ki; bilim, tükürdüğünü yalamaktır  ;D

____________________________________

tuman[1][2][3][4][5][6] "duman, sis"
Olasıca to- "engellemek" sözcüğünden dense de o/u farkını Marcel Erdal kabul etmiyor. Oysa Türkçede o/u denkliği vardır. Marcel Erdal, tumagu, tumlı- örñeklerinden sözcüğüñ *tum-man sözcüğünden geldiği görüşe dikkat çekiyor[7].

kétmen[8][9][10] "çapa ya da kazma"
ketmen[11][12] "çapa ya da kazma"
Birinci elden yazılan DLT'de ketmen olarak geçmesine karşın ikinci elden yazılmış DLT'de kétmen olarak (kapalı /e/ ile) geçiyor. Marcel Erdal, ilk yazımı birincil alıp sözcüğüñ két- "gitmek" eyleminden gelmeyip /rCC/ > /CC/ dönüşümü dolayısıyla kert- "kertmek, gedik açmak" eyleminden gelmesi gerektiğini açıklar.

tegirmen[13][14][5] "değirmen"
Sözcüğüñ olası bir *tegir- "çevirmek, devirmek" sözcüğünden geldiği açıktır. Türevleri:
- tegre "çevre" < tegir-e
- tegrigle- < tegir-(i)g+le-
- tegirmi "çember, daire" < ?tegir-mi
Burada -mI biçiminde bir ekiñ varlığı bilinmemektedir. Nitekim Orkun yazıtlarında geçen kişi adı olan istemi "İstemi Kağan" < iste-mi biçiminde destekleyici örñek olarak düşünülebilir.

sökmen[5] "düşman hattını kıran/söken/çözen savaşçılara verilen onursal bir ünvan"

yaman[15][5] "yaman, kötü"
Marcel Erdal, yavız "düşman", yavlak "kötü" sözcüklerine bakarak sözcüğü *yav-man olarak düşünür.

şışman[16] "şişman" < şiş-

talaşman[17] "kavgacı kişi, ağız dalaşına giren kişi" < talaş- "dalaşmak, ters davranmak"

kȫçmen[18] "göçmen, göçen kişi" < kȫç- "göçmek"

örmen[19][20][21] "tümör ya da bir deri hastalığı" < ör- "çıkmak, çıkagelmek, yükselmek"

sıkman[5] "üzüm sıkma mevsimi" < sık- "sıkmak, baskı uygulamak"
Eylemiñ yapıldığı zaman añlamı taşıyor

yulıman[5] "yıkıcı baskın, yağma" < yulı- "yağmalamak, talan etmek"

kömen "sihirbaz, göz aldatmacası yapan" < kör- "görmek"
Sözcüğüñ küme-n aş "yığılmış yemek" deyimindeki sözcükle ilgisi yoktur.

_________________________________
Dipçe.
[1] Irık Bétig, 15. ırık.
[2] Berliner Turfantexte XIII 18, 3.
[3] HrPar 30.
[4] TT IX 77.
[5] Divânü Lugâti't-Türk (DLT).
[6] Kutadgu Bilig 285, 1981, 5028, 5426, 5951.
[7] TMEN 935.
[8] USp 55, 10.
[9] HamTouen 23, 15, 17, 18.
[10] Berliner Turfantexte III 288.
[11] Ernte 30.
[12] Divânü Lugâti't-Türk 223.
[13] TT VI 86.
[14] Maitr 165, 6.
[15] TT VII 29, 6, 202.
[16] Eski Anadolu Türkçesi.
[17] Codex Comanicus.
[18] TMEN 1667.
[19] TT VI 443.
[20] Heilk II 3, 10, 12, 17.
[21] Berliner Turfantexte V 21, 456.
  • 5

En soñ Oktay D. tarafından 01 Ara 2008, 18:35 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8557
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 6039

Ynt: +mAn/-mAn ekleri üzerine

İletigönderen Kalgan » 01 Ara 2008, 21:03

Bir de benim teorim var:

Türkçe'nin eklemeli bir dil oluşumu sırasında şu mantık izlenmiş olabilir.

"Eylem+Adıl"

Gözet+men->Gözetmen
Göç+men->Göçmen
vb...

-Burada adıldan önce zaman eki gelirse, çekim eki olarak kullanılıyor.-

"Eylem+Zaman Eki+Adıl"

Gel+ir+men->Gelirmen->Gelirim
Gel+ir+sen->Gelirsen->Gelirsin
Gel+ir*->Gelir->Gelir

Aslında bunun üzerinde pek çalışmadım. O yüzden açıklayamadım.
  • 4

Üyelik görseli
Kalgan
Türkçeséver
Türkçeséver
 
İleti: 45
Katılım: 27 Şub 2008, 23:52
Konum: ?stanbul
Değerleme: 4

Ynt: +mAn/-mAn ekleri üzerine

İletigönderen Oktay D. » 01 Ara 2008, 21:57

Oradaki men (ya da "sen") bir ek değil sözcüktür ve ben (1. tekil kişi) demektir. Nitekim, Eski Türkçe men "ben" sözcüğü Ana Türkçe ben sözcüğünden gelir. Bu yazdıklarıñız Eski Türkçede ayrık yazılan örñeklerdir zaten. Demeli, bu konuyla ilgili değiller.

Oysa burada açıklaması yapılan ekleriñ Ana Türkçe /b/'li biçimleri yoktur (bazıları Orta Türkçede geç dönemlerde /b/'li olmuştur: "gökpen" gibi). Kısaca buradaki eklerle 1. tekil kişi arasında bir ilişki yoktur.

Bu arada burada yazdıklarım kendi savım falan değildir. Kaynaklarımda yazan şeyleri olduğu gibi aktardım. Bu konuyla ilgili ekiñ kökeni üzerine belki de ekiñ -mAn < -mA + an "o, 3. tekil kişi" biçiminde ayrıştığı söylenebilir. göçmen < göçme an "göçme o". Ancak bu savıñ çürütülmesi işten bile değildir çünkü eğer öyle bir durum olsaydı (ekiñ ayrık sözcüklerden oluşması), ekte bazı bozulmalar görürdük. Örñeğin, olumsuzluk eki +mA- eki bu biçimde sözcüklere dayanır[1][2]. Buna göre
-mA- < -m "eylemden ad yapıcı" + e- "olmaksızın olmak"
Örñeğin gelmedim < kélmedim < kélim edim "gelim/geliş olmadı"
Bunuñ tespitinde de bu ekiñ vurgusuz olması ipucu vermiş ve gerekli kanıtlar ondan soñra getirilmiştir. Aynı biçimde -(X)yor- eki de -A yorır "-e yürür" biçimine dayanmaktadır. Bu yüzden de ünlü uyumlarına uymaz.

Dipçe.
[1] "On the Origin of Turkic Negative Suffix {-mA-}", Acta Orientalia Hungarica, Vol. 43 (1989) 1: 81-86.
[2] Talât Tekin'iñ [1] makâlesiniñ Türkçe çevirisini, makâleleriniñ derlendiği "Makaleler 1: Altayistik", Ankara 2003 betiğinde bulabilirsiñiz.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8557
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 6039

Ynt: +mAn/-mAn ekleri üzerine

İletigönderen Boraan » 01 Ara 2008, 23:20

Evet, ben de bu eklerin cumhuriyet döneminde doğru olarak bir işlevinin kullanıldığını, Atatürk 'ün önerdiği uçman sözcüğü gibi, kendi içimden hissediyordum ve  tespitleriniz hislerimin gerçekliğini pekiştirdi..

Sağolun...
  • 0

Üyelik görseli
Boraan
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1816
Katılım: 23 Eki 2007, 17:34
Konum: Ýstanbul
Değerleme: 61

Ynt: +mAn/-mAn ekleri üzerine

İletigönderen Tansık » 31 Ara 2010, 16:07

Benim de eylemden ad yapan ''-man'' ekinin birleşik olduğuna yönelik bir savım var. Kılış bildiren ''-ma'' ile dönüşlülük eki ''-n''nin bir birleşimi olabilir, kanımca:
göç - me = göçme işi > göç - me  - n = göçme işinden etkilenen, bu işi yapan.
  • 0

Tansık
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 583
Katılım: 20 Tem 2010, 01:58
Değerleme: 15

Ynt: +mAn/-mAn ekleri üzerine

İletigönderen Temirbek » 23 Oca 2011, 14:36

Ben, Türkçe /-mAn/ eki ile Moğolca /-mAl/ ekinin "kökteş" olduklarını düşünüyorum, kişisel savım tabii. Bu eki, Ana Altayca */-mAln/ olarak yeñiden kurguluyorum.

Bu eklerin işlevleri birebir örtüşmekte. Örnekse; Türkçe'de de kullandığımız sağmal sözcüğü Moğolca'da sagamal biçimindedir. Türkçe-Moğolca "kökteş" fiilerde Türkçe kapalı, Moğolca açık heceyle biter; Tü sag- "süt sağmak" = Mo saga- "süt sağmak"

Demeli (yâni) Türkçedeki "sağmal" sözcüğü Moğolca'dan alıntı olmalı, öz Türkçe eşdeğeri olsaydı *sağman olmalıydı(?)

Nitekim elimizde bir örnek var, göçmen sözcüğü kimi eski kaynaklarımızda göçmel olarak da kayıtlanmıştır; göçmel = göçmen aynı sözcük, anlamları da aynıdır.

Görüşümü daha iyi açıklamak amacıyla, yukarıda değindiğim sağmal = sagamal örneğinden hareketle Ana Altayca'da bu sözcüğü kurgularsak, bence; *sagmaln ya da *sagamaln olur(?) Ana Altaycadaki bu ek, zamanla Türkçe-Moğolca ayrıldığında birinde /-mAn/ olurken diğerinde /-mAl/ biçimini almış diye düşünüyorum.
  • 0

Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1187

Ynt: +mAn/-mAn ekleri üzerine

İletigönderen bensay » 26 Oca 2011, 15:59

Nişanyan'a göre sağmal sözcüğü kesinlikle Moğolca "sağamal" sözcüğünden alıntı, Gülensoy ise Moğolca'dan alıntı olabileceğini belirtiyor. Gülensoy ayrıca H. Eren'in eşyapıdaki örnek sözcüklerine yer vermiş: göçmel, bıçmal, sınamal, tanımal, ulamal.

Olabilir, ancak benim şöyle bir görüşüm var, paylaşmak isterim:

Dilimizde bir "-nAl" eki var. A.Tietze bu eki onaylar "bitnel, değnel" sözcüklerini açıklarken. Bu sözcükler BTS'de de yer almaktadır; ilki verimli, ikincisi gözü/nazarı değen anlamındadır. Tietze ekin oluşumuna ilişkin bir açıklama getirmez. Kanımca ekin oluşumu eylemlere ulanan -(A)l ekinin (>çatal, teğel, sökel...), dönüşlü yapıdaki eylemlere, olmadı "kaynamak" benzeri eylemlere ulanmasına dayanır (bitin->bitinel>bitnel, bitne->bitnel gibi).

Bir de yukarıda sayılan örnekler arasında olmayan "döknel" sözcüğü var ki bunun "dökmel" dönüşüğü de bulunmaktadır. Bu sözcükler de BTS'de geçer. Bu durum bana -mAl ekinin n>m genişlemesiyle -nAl ekinden gelme olabileceğini düşündürür.

Bu durumda sağmal sözcüğünün oluşum ile evrilimi "sağın->sağınal>sağnal>sağmal, olmadı sağna->sağnal>sağmal" biçiminde olacaktır. Ne yazık ki, yazılı dilde bu evrilimi bire bir örnekleyebilmek olanaksıza yakın gözükmektedir.
  • 0

En soñ bensay tarafından 15 Şub 2011, 10:45 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
http://www.gelgelturkce.blogcu.com
https://www.facebook.com/OzlestirmeKilavuzu
Evrensel olan kavramlardır, sözcükler ulusal olabilir, dahası olmalıdır.
Üyelik görseli
bensay
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 3163
Katılım: 03 Eyl 2007, 14:19
Konum: istanbul
Değerleme: 1835

Ynt: +mAn/-mAn ekleri üzerine

İletigönderen ulduzéver » 06 Haz 2016, 17:49

Ada 'benzerlik' anlamı katan -mân eki farsça kökenli:
Farsçada éylemlerin iki kökü var; 1. Şimdiki zaman kökü, 2. Geçmiş zaman kökü, mesela; "dâşten" (iye olmak, saklamak) éyleminde Ş.Z kökü "dâr" ve G.Z kökü "dâşt" şeklindedir. Éylemlerin Ş.Z kökü adlarla bir de sıfatlarla birleşerek 'etken' adı yapır, mesela; "xeber" (haber) + dâr = xeberdâr (haberdar, haberi olan), "teref" (taraf) + dâr = terefdâr (tarafdar, taraf saklayan). "Bayraktar" sözcüğü ya "dâr" eki farsçadan alınarak türkçede yapılmış ya da "bayrak" farsçaya gidib (beyreq şeklinde gitmiştir) "dâr" ekini aldıktan sonra türkçeye gelmiştir. "Önder" sözcüğü de tartışılmalı.

"Mânden" (1. Kalmak, 2. Benzemek):
Ş.Z kökü: mân
G.Z kökü: mând
Âs (değirmen) + mân = âsmân (asıl anlamında "değirmene benzer, değirmen gibi". Gök, Gökyüzü)

"Türkmen" sözcüğü farsçada "torkmân" bir de "torkmen" biçimlerinde bulunmakta.(ü,ö,ı ünlüleri bu dilde yoktur).
"Torkmân" sözcüğü "türke benzer, türk gibi" anlamı taşırsa farsça kökenlidir. "Torkmen" biçimi ise türkçe/türkmenceden alıntı olabilir.
Bu sayakla "kölemen" ilen "kocaman" gibi sözcükler de farsça ek alınarak yapılmışlar.

-mAn ekinin türkçe bir ek olarak adlara "abartma, mübalağa" anlamı katır olduğu, iddia edilmekte, öyleyse "türkmen" = çok/büyük türk, kocaman = çok koca vb.
Ancak bu iddia kökenaçma ve kanıtverme dışında isbatlanamaz.
  • 0

ulduzéver
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 885
Katılım: 25 May 2016, 22:14
Değerleme: 843

Ynt: +mAn/-mAn ekleri üzerine

İletigönderen Oktay D. » 06 Haz 2016, 19:09

Orta Türkçedeki örnekleri añlarım da, Farsçanıñ henüz bulaşmadığı Eski Türkçe dönemindeki örnekleri nasıl açıklıyorsuñuz?
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8557
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 6039

Ynt: +mAn/-mAn ekleri üzerine

İletigönderen ulduzéver » 06 Haz 2016, 20:52

-mAn ekini taşıyan bütün sözcükleri farsçayla ilgilendirmiyorum ancak benzerlik anlamı taşıyan sözcükler için bundan başka kökenaçma bulamadım. Bir de kendi buyurduğunuz gibi:

"közmen" sözcüğü dışındaki tüm örñeklerde addan ad yapan +mAn ekiniñ "gibi, beñzerlik" añlamı kattığı görülüyor.

"Közmen" , pek pişip köz gibi olmuş ekmek anlamına da gelebilir mi gelemez mi, közde pişirildiğine göre közle ilgili anlamında mı bilemiyorum.

Kögmem/kügmen sözcüğünün anlamı nedir? Anlayamadım, Başarmadığım işe dokunmam. :)

Eski Türkçede de nâdir olarak irani dillerden alıntı var "beg" sözcüğü gibi ancak ek alışverişi tabii kim henüz başlanmamıştı. -mAn lı olan hangi sözcükler ET?
Bu açıdan bakmamıştım. Yakşa (belkim) "abartma" anlamı daşıyan -mAn ekinin varlığını ET'den yararlanarak kökenaçımlayabiliriz. :)
  • 0

ulduzéver
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 885
Katılım: 25 May 2016, 22:14
Değerleme: 843

Ynt: +mAn/-mAn ekleri üzerine

İletigönderen mehmetö » 14 Ağu 2020, 05:48

Yerlikte bir araştırmanın bağı paylaşılmıştı, araştırma man ve mal eklerinin Türkçeliğini gösteriyordu ancak kaydetmeyi unutmuşum ve şimdi bulamıyorum. Bilen yerliktaşlardan buraya eklemesini rica ediyorum
  • 0

mehmetö
Mehmet
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 219
Katılım: 16 Ara 2019, 21:20
Değerleme: 193

Ynt: +mAn/-mAn ekleri üzerine

İletigönderen mehmetö » 19 Ağu 2020, 16:45

Aradığım araştırmayı buldum (yedek). Temirbek'in dediği gibi mal ve man kökteş olabilir.

Sonuç

Renk adı + mAn yapısı üzerine yapılan bu araştırmada şu sonuçlara ulaşılmıştır:
İlki, ekin kökeniyle ilgilidir. Türkçenin en eski metinlerinde görülmesi, yine burada izah edildiği gibi en eski renk adları (al, ala, ak, çal, ger, kara, kök, kuba, sarı, toru, vb.) üzerine gelerek yeni renk adları yapması ve ortaya çıkan bu renk adlarının çok eski çağlarda kalıplaşmış kök adları, yer adları ve kişi adları’nda kullanılmış olması, ekin alıntı olamayacağı sonucunu çıkarmaktadır.

Yukarıda izah edildiği şekilde, ekin eklendiği sözcüklere ‘... benzeyen’ anlamı katmaması da, DLT’de Türkmen sözcüğüyle ilgili verilen açıklamadan hareketle, eki Farsça manend ‘benzeyen’e bağlamanın yanlış olduğunu ortaya koymaktadır.

Moğolcada {mAn} eki görülmezken {mAl} ekinin Moğolca ve Türkçenin (özellikle Doğu Türkçesi) paralellikleri arasında bulunması, Eski Türkçe metinlerde anılmayan bu ekin, sonraki dönemlerde {mAn} ekiyle paralel bir kullanıma girdiğini söyleyebiliriz. Bununla birlikte Batı Türkçesinde isimlere gelen {+mAn} eki, özellikle renk, yer ve kişiadlarında daha
çok kullanılırken Doğu Türkçesinde eylemler üzerine gelen {-mAn} ekinin çok daha işlek olduğu görülmektedir.

Ulaşılan ikinci sonuç, ekin göreviyle ilgilidir. Burada ifade edildiği gibi gramer kitaplarında ekin ‘benzerlik’ ve ‘pekiştirme’ anlamı öne çıkartılmaktadır. Yaptığımız araştırma, {+mAn}/{-mAn} ekinin eklendiği sözcüklere ‘benzeyen’ anlamı katmadığı; eklendiği isimleri pekiştirip kuvvetlendirdiği; eklendiği fiillerden ise ‘…. çok yapan, … iyi yapan, ..ıcı, …ici’ anlamına gelen sıfatlar türettiğini ortaya koymuştur. Eklendiği bazı kelimelerde görülen (ör. Alsıman, aksıman, vs.) ‘benzer, gibi’ anlamları {mAn} ekinden değil, ondan önce gelen {+sI} ekinden (< ET.’de +sIg) kaynaklanmaktadır.

Bu çalışmayla elde edilen üçüncü ve kanaatimizce en önemli sonuç, ekin Türkçede renk isimleri oluşturmada sistemli olarak kullanılmış olduğunun tespitidir. Artık işlek olarak kullanılmasa da sisteme ait bazı halkaların (sarman, gökmen vs.) kalıp olarak günümüzde de kullanıldığı görülmektedir. Bu sisteme göre {+mAn} eki, üzerine geldiği renk ismini pekiştirerek yeni bir renk ismi yapmaktadır. Bu yeni renk isimi ise, o rengin en belirgin, en tipik tonunu ifade etmektedir. Toru/doru kelimesi özelinde verilen şu renk tablosu konuyu daha iyi anlatacaktır:

Screenshot from 2020-08-19 16-15-10.png
dormen/toraman


Bu sistemin Türklerin Anadolu’ya yoğun olarak geldikleri XI., XII., XIII. yüzyıllara kadar işlek olarak kullanılmasa bile, kalıp yapılarla kullanılageldiğini, bu çağlardan kaldığını düşündüğümüz Alman, Alaman, Çalman, Toraman gibi yeradlarından anlayabilmekteyiz. Cumhuriyet döneminde ismi değiştirilen bir köye, çevresinin yeşilliği dolayısıyla Gökmenler adının verilmesi (bk. Gökmen), mavi gözlü çocuklara gökmen denilmesi ve soyadlarda yaygın biçimde kullanılması; yine koyu sarı renkteki kedilere sarman adının verilmesi gibi örnekler, bilinçli olmasa bile bir kalıplaşma içerisinde bu sistemle oluşmuş bazı sözcüklerin hâlen işletildiğini ortaya koymaktadır.

Burada incelenen {mAn} kuruluşlu kelimeler, esasen ilk olarak renk adıyla ortaya çıkmış sözcükler olmakla birlikte zamanla onimleşerek (özel adlar hâline gelerek) o renkte olan hayvanlara, coğrafî nesnelere, yine o renkte olması dilenen çocuklara ad olarak verilmiş; meydana gelen insan ve hayvan isimlerinden kök adları, bunlara bağlı olarak yer adları, bu yer adları’ndan tekrar kişi adları meydana getirilmek suretiyle geleneksel bir döngü içerisinde kullanılagelmitir.
  • 0

mehmetö
Mehmet
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 219
Katılım: 16 Ara 2019, 21:20
Değerleme: 193


Dön Bilimsel araştırmalar, kişisel çalışmalar

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 4 konuk

Reputation System ©'