1. bét (Toplam 1 bét)

Yerliğe (siteye) eleştiriler

İletiGönderilme zamanı: 02 Oca 2009, 00:46
gönderen yollug_tigin
'say' ne ne demek?
Her şeyin Türkçesini (!) kullanırken ahlak, felaket, hatıra, fikir, ait, resim, renk kelimelerinin niye Arapçaları tercih edildi. Bilinmiyor mu yoksa başka bir durum mu var?

Ynt: siteye eleştiriler

İletiGönderilme zamanı: 02 Oca 2009, 01:07
gönderen Gökbey
Tüh gördün mü açık vermişiz. Çok seviniyorsunuzdur sanırım.

O dediğiniz kısımlar çok eski olan tasarımın üzerinde kalan sözcükler. Ondan daha eskisi de sizin gibi işgüzâr biri tarafından eleştirilmişti. Arapçaları kullanıldı evet, çünkü Türkçe'leri yapıldığı dönem bilinmiyordu. Yenisi yapıldığında bunlarda olmayacak artık onların da Türkçe'sini bulduk.

Ynt: siteye eleştiriler

İletiGönderilme zamanı: 02 Oca 2009, 01:20
gönderen Oktay D.
Yerliğe olan yapıcı eleştirileriñiz için şimdiden sağoluñ, ancak şimdilik yalñızca bir karşı çıkış seziyorum. Umarım yapıcı eleştirileriñiz de anıkda (hâl-i hazırda) bekliyordur.

Öncelikle şunu gördüm ki, "... Türkçesini (!)" derken sürekli ayraç içinde ünlem kullanıyorsuñuz. Sanırım, bizim burada kullandığımız sözcükleriñ Türkçe olmadıklarını dolaylı olarak söylemek istiyorsuñuz. Ne ki, bunu açıkça sorabilirdiñiz.

Yiñe de yanıtlayayım:
Burada kullanılan sözcükleriñ büyük çoğunluğu derlenen ya da diriltilen sözcüklerdir. Geri kalan azınlık sözcükler ise (yeñi kavramlar olduklarından dolayı) kurallara uygun olma uğraşı içerisinde türetilmiş olanlardır. Eğer Türkçe olmadığına inandığıñız bir sözcük varsa, kanıtlayıñ bilelim. Eğer kurallı türetilmemiş sözcükler kullanılıyorsa, açıklayıñ düzeltelim. Şimdiden sağoluñ.

siteye eleştiriler 2

İletiGönderilme zamanı: 02 Oca 2009, 13:31
gönderen yollug_tigin
Öncelikle oktay kelimesinin Osmanlı Türkçesiyle yazımında yanlışlıklar var. sanırım kelimenin doğru yazımı elif-vav-kaf-te-elif-ye şaklinde olmalıdır.
bizim burda yapmaya çalıştığımız yaşayan Türkçedeki -kökeni ne olursa olsun- kullanılan kelimelerin dilimizden atılmaması, İstanbul Türkçesinin eses alınması. Ayrıca yeni lisan hareketinin ilkelerinde de bunlar vurgulanmıştır. Nihat Sami, Yahya Kemal, Mehmet Kaplan, Necmettin Hacıeminoğlu gibi aydınlarımız da bu görüşü paylaşmaktadır. bunun yanında bizim dil konusunda başvuru noktamız derleme sözlüğü değil yaşayan Türkçe olmalıdır. bir kelimenin ağızlarda kullanılması onun yaygınlaşması gerektiği anlamına gelmez. bu bir dil-kavram kargaşası yaratır ve işi çıkmaza sürükler.

Ynt: siteye eleştiriler

İletiGönderilme zamanı: 02 Oca 2009, 14:07
gönderen Oktay D.
Benim görüntü resmimde yazılan "Oktay" sözcüğü Osmanlıca değil Arapça yazılmıştır. Ben Suriye doğumluyum ve oradayken resmî belgelerde adım bu biçimde yazılıyordu. Osmanlıca olsaydı dediğiñiz biçimden tek ayrıtı, te yerine ta olması olurdu. Bu arada bu konu benim kişiselimle ilgili olduğundan bu tür konuları özel ileti yoluyla tartışmak daha doğru olurdu.

Yazdıklarıñızdan Dil Devriminde neler yapıldığını çok iyi araştırmamış olduğuñuzu añlıyorum. Öncelikle, Dil Devriminde (1932), yazılı Türkçeyi yeñiden oluşturmak için Derleme sözlüğü töz (temel) alınmıştır. Çünkü Dil Devriminiñ amacı halkıñ konuştuğu dili yazılı dil yapmak idi.

Dil Devrimi, özünde devrim değildir ancak, devrim niteliği taşıdığı için bu tür bir yakıştırma yapıyoruz. Bu nitelik, bir şeyleri devirmek ve yerine başka bir şey koymakla ilgilidir. Devrilen şey, halkıñ dilinden oldukça uzak ve özellikle soñ 2 yüzyılda yozlaşmış olan yapay Osmanlıca yazı dilidir (Eski Osmanlıcadan söz etmiyorum). Yerine geçen şey ise, halkıñ konuştuğu Türkiye Türkçesi, ya da bilimsel adıyla Anadolu Türkçesidir.

Derleme Sözlüğü bu amaç için oluşturulmuştur ve sürmektedir (sanırım 20 cildi geçti). Köylere göñderilen öğretmenler, ellerinde derleme fişlerini alıp işittikleri değişik sözleri ayrıntılı olarak yazıp merkeze göñderdiler. Derleme Sözlüğünüñ ikinci basımında bu kişileriñ katkıları (1000 kişiden fazla) adları yazılarak belirtilmiştir. Güncel Türkçe özlük ise bu derlemelerden yazı diline geçmiş olanları belirtmektir. Çünkü derleme sözlüğünde ağız ayrılıkları da bulunur ve bir sözcük birden çok biçimde görünür. Güncel Türkçe sözlük bunlardan İstanbul ağzında yakın olanını alır. İstanbul ağzınıñ işlevi bir sözcüğü ağız ayrılıklarından sıyırıp yazın içinde tek bir biçime getirmektir, bir çeşit uzlaşıdır.

Ynt: siteye eleştiriler 3

İletiGönderilme zamanı: 03 Oca 2009, 20:12
gönderen yollug_tigin
Ya sizin ve sizin gibilerin konuştuğu bu Türkçeyi (!) kaç kişiyi anlıyor. şu söylediklerinizi sokakta konuşabiiliyor musunuz, yoksa bu dil sadece yazıda mı kalıyor? bu kadar öz Türkçecilik niye? Merdiven (nerduban) kelimesi Farsça ise bunu bir İranlı anlayabiliyor mu? Ayrıca dil devrimi konusunda Atatürk'ün Falih Rıfkı'ya "Hata etmişiz çocuk" dediğini bliyor musunuz?

Ynt: siteye eleştiriler

İletiGönderilme zamanı: 03 Oca 2009, 20:35
gönderen Oktay D.
Ben kişisel olarak, günlük dili de böyle konuşuyorum. Benim yazdığım ve konuştuğum dilde añlaşılmayacak bir öğe olduğunu düşünmüyorum, añlamayana da deñk düşmedim. Kaldı ki, köylere yaylalara falan giderseñiz bu Türkçe olmadığını sandığıñız diliñ orada konuşulduğunu görürsüñüz. Hİç Trabzon'u, Sinop'u, Yörük yaylalarını, Silifke-Mersin'i, İzmir köylerini, Göreme'yi, Niğde'yi, Konya'yı, Gaziantep'i, ... dolaştıñız oradaki kişileri tanıdıñız mı? Orada, bu yerlikte henüz sözü bile geçmemiş o kadar sözcük var ki... Onlarıñ konuştukları dile de mi ayraç içinde ünlem koyacaksıñız?

Ayrıca bizi yañlış tanıyorsuñuz. Yukarıdaki seçkede "Biz Kimiz?" diye bir bağlantı koyduk; orada ereğimiz, mantığımız ve kapsamımız açık bir biçimde yazıyor. Biz, yerlik olarak arındırma yapmıyoruz. Tek istediğimiz her yabancı sözcüğüñ Türkçesiniñ de olması ve dilde (yeñiden) yer almasıdır. Gerisi kullanana kalmıştır, ister Arapçasını Farsçasını kullanır ister Türkçesini... Biz o kadarına karışamayız zâten.

Bizim işimiz önermek, sunmak, doğru bir yordam izlemektir. Yañlış türetimleri atıp, düzgünlerini bulmaktır. Unutulmuşları diriltmektir. Diliñ varsıl olmasını sağlamak ve öyle tutmaktır. Bu konuda bir karşı çıkışıñız varsa baña añlamsız gelir. Kim diliñ yoksullaşmasını ister?

Ynt: siteye eleştiriler 4

İletiGönderilme zamanı: 03 Oca 2009, 23:59
gönderen yollug_tigin
    öncelikle benim takma ismim olan yollug tigini sadece buraya üye olmak için aldım. tuttuğunuz bu yol Cumhuriyet döneminde de uygulanmıştı fakat hiçbir netice alınamadı. dil canlı bir varlıktır. bunun için ölmüş kelimeleri canlandırmak ve  ağızlarda kullanılan kelimeleri yaygınlaştırmaya çalışmak dilde kavram kargaşasına sebebiyet verir. mesela merdiven kelimesine önerdiğiniz kelimeler Türkiyenin çeşitli yörelerinde kullanılan(!) mahalli kelimelerdir. bir yörede kullanılan bir kelimeyi bir başka yöredekinin bilmesine gerek yoktur. zira Türkiye Türkçesinde de merdiven kullanılmaktadır ve bunu her  Türk evladı anlamaktadır.
    bir türkçesever arkadaş(!) Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'ni Türkçeleştirmiş(!). başka bir arkadaştan da İstiklal Marşı'nın Türkçesini sabırsızlıkla bekliyoruz(!).
    Ayrıca sizin zirzop olarak nitelediğiniz kişilerin başında Türk şiirinin en büyük üstadı olan Yahya Kemal gelmektedir. zira sizin beğenmediğiniz bu türkçeleşmiş kelimeleri ustalıkla şiirlerinde kullanmıştı.
    Bir de üstat Haşim ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden demişti. siz ne diyorsunuz?

Ynt: siteye eleştiriler

İletiGönderilme zamanı: 04 Oca 2009, 03:16
gönderen Oktay D.
Siz bir şeyi añlamak istemiyorsañız zaten boşuna yazılıyor bunlar. Biz her paragrafımızda burada "merdiven" sözcüğüne karşı olunmadığını söyledik. Kimse aydıñlarıñ diline dil uzatmadı. Siz "İstanbul'daki zirzoplar" tamlamasından, İstanbullu herkesi añlıyorsañız zâten Türkçeñizi geçiyorum algıñızı ortaya serdiñiz demektir.

Size daha önce de söylediğim gibi,
1. Türkiye Türkçesi, yörelerdeki sözcükleriñ İstanbul ağzı üzerinden uzlaşısıdır.
2. Burada biz "şunu kullanacaksıñız!" demiyoruz, "bu da var" diyoruz.

Eğer siziñ sandığıñız gibi Türkiye Türkçesi = İstanbul Türkçesi olsaydı, bugün aşağıdaki sözcükleri karşısındaki gibi yazardık (ki Gagavuz Türkçesi buna yakın bir yazıma iyedir):
İstanbul ağzında (İA) /ğ/ sesi yoktur
yoğurt > yourt
boğaz > boaz
oğul > ool
dağ > daa
bağlamak > baalamak
İA'da bu yüzden ñ=/nğ/ sesi de yoktur
deñiz > deniz
soñ > son
aydıñ > aydın
İA'da /a/ sesi /ı/ sesine baskın olur
sağır > saar
bağır > baar
ağız > aaz
İA'da /y/ ve bazen /ğ/ sesleri, iki ünlü arasında /i/ olur ve geñişleri daraltır
gelmeyeceğim > gelmiciim
bakmayacağım > bakmiciim
geleceğim > geliciim
başlayayım > başlıyiim
kalmayıñ > kalmıyıñ
başlayıp > başlıyıp
değil > diil
İA'da birincil uzun ünlüler, yabancı sözcüklerde bile kısalmıştır
sâlim > salim
zâten > zaten
âşinâ > aşinâ
İA'da kapalı /e/ sesi, demeli, /ie/ arası ses, daha çok /i/ gibi olur (Oysa yazıda hep /e/dir)
demek (démek) > dimek
ermek (érmek) > irmek, imek (yazı dilinde ikinci biçim sadece ek eylem olmuştur)

Türkiye Türkçesi, sadece İstanbul Türkçesiniñ (özünde Eski İstanbul Türkçesi) belli özellikleriniñ sâbitlenmiş olduğu dildir. Demeli, Türkiye Türkçesi varsıllığını başından beri Anadolu Türkçesinden alır, ancak sözcükleriñ yazımları İstanbul ağzında uzlaşılmıştır.

Bu konuda ünlü Türkolog Zeynep Korkmaz'ıñ ve niceleriniñ çok açıklayıcı yazıları bulunuyor.

Ynt: siteye eleştiriler

İletiGönderilme zamanı: 04 Oca 2009, 04:52
gönderen Gökhan81
Yollug tigin, begenmiyorsan cek git, bunca yanit almissin yazdiklarina, daha da anlayamiyorsan sana yapacak yok, yerinde olsam kendimi daha da kötü duruma düsürmez, yerlikte yer alanlari okumaya koyulur, yer alacaklari da izler, bir nenler ögrenmeye ugrasirdim. Sen git de Türlkce'ni (!!!) dilediklerinle konus. Ben inaniyorum ki; senle sen gibiler gün gelecek uyanacak. Utanmadan bir de yanit yaz daha! Utanmaz varlik, istemiyorsan bas git, var git burdan, sanmiyorum ki kimse seni zorluyor burda olmaya! Kirletme anlamadigin inanisnari.. Esenlikler yine de.,

Ynt: siteye eleştiriler

İletiGönderilme zamanı: 04 Oca 2009, 09:37
gönderen Boraan
Ayrıca dil devrimi konusunda Atatürk'ün Falih Rıfkı'ya "Hata etmişiz çocuk" dediğini bliyor musunuz?


Bu olaydan sonra gene Atatürk eline aldığı uzambilim(geometri) betiğini  böyle eğitim olmaz deyip bir gecede Türkçeleştirmiştir.

Ynt: siteye eleştiriler 5

İletiGönderilme zamanı: 04 Oca 2009, 13:49
gönderen yollug_tigin
  Bir avuç kafatasçı toplanmışsınız Türkçe'yi öğretmeye çalışıyorsunuz. İstanbul Türkçesinde ğ sesinin olmadığını kim söyledi? Eski yazıda gayın harfiyle gösterilen ses nedir. Eserlerin çoğu İstanbul'da verildiğine ve bu eserlerde de gayın harfi bulunduğuna göre ğ sesinin varlığını tartışmaya bile gerek yoktur. ayrıca gelmiyiciim vb. kullanımlar telaffuza hastır. hangi anadolu ağzında gelmeyeceğim kullanımı vardır.
  Zaten beş kişi kendi aranızda mesajlaşıyorsunuz. Benden başka tınlayan da yok. Allah Türkçeyi siz ve sizin gibilerin şerrinden korusun.
  Hafazan-Allah...
  Üyeliğimi de iptal edin.

Ynt: siteye eleştiriler

İletiGönderilme zamanı: 04 Oca 2009, 14:16
gönderen Yérbey
Bunca açıklamadan sonra aynı nakaratı okuyursansa senin beyininde bir sorun var. Süreklide Tanrı'nın adını ağzıyıza almayın; yazık ki sizin gibi gerizekalı kulları var.

YERLİĞE eleştiriler

İletiGönderilme zamanı: 04 Oca 2009, 15:12
gönderen YİĞİT TULGA
Uğrola sevgin arkadaşlar,

Akıntıya kapılmışlarla uğraşmayalım. Kıyılarda sürüklenenlerin, dallara, otlara tutunmaya çalışanların ellerinden tutalım. Biz, bu gibiler varken Nişanyan gibilere boşa kızıyoruz. Türkçeyi aşağılamak için sıraya girmişlerin arasında dil anamızın kendi öz çocuklarının olması çok üzücü, ağlatıcı.

Yerel sözcük dediğinin bir tekini bile en derin anlamlı yabancı bir sözcüğe değişmeyiz. Onlar bizim atalarımızın düşündükleridir, çığlıklarıdır... Onları küçümsetmeyiz. Fars, Arap, Dingiliz, Fıransız demeyiz gözünün yaşına bakmayız: Varsa Türkçesi öneririz, kullanırız, yaymaya uğraşırız.

Kendi çocuklarımızı kucaklamak ile başka birinin çocuğunu kucaklamak bir midir? En başta başkası sana çocuğunu kucaklatmaz, koklatmaz, sevdirmez, başına kakar; elinden gelse kapar kaçar. Alacağın dölü kendinden sayar...

Yazar, çizer, düşün kişileri kendi çağında etkilemek istedikleri kitlenin kavrayışına göre yazmakla "doğal yükümlü"dürler. Ancak halk ozanlarını dinlemek de gerektir ki; -önemli olan da onlardır- bunları birbirine tokuştursak, "kökten kopuk kentlilerin çoğu" yamulurlar.

Sonradan, "Bir türkü duyduğunda ozanlığından utanan" ları da tanırız. Ancak en baştan özüne tapanları da...

Nice kent aydını; özellikle devrim önü çığırlarda, dilde erdem, dilde özlülük, dilde arılık, dilde toplumsallık, dilde yerlilik.. gibi "ilkeleri" yaşadığı dönemlerde duymamış, duymuş olsa bile önemsememiştir. Yapmacık aydın kesimi ile kişiliksiz, ırasız (karakterden yoksun) yönetimler kendilerini yüceltmiş, baskıyla saydırtmış, bunun tersine toplumsal usumuzu da, toplu kavrayışımızı da kullandığı ağdalı dilden dolayı sürekli savsaklayagelmiş.

O "ilkesiz" dönemlerde de söylenegelen savlardan biridir bu:
Ortak bir dil yoktur, yöresel sözcükler vardır. Bunlarla yazıldığında genel çoğunluk yazdığımızı anlamaz, öyleyse Arapçasını, Farsçasını yazalım...
Türetmelerimizi onlardan yapalım, Türkçe türetirsek kendimize "güldürürüz; aydından değil, "şaklaban"dan sayılırız...

Oysa bilemediler ki şimdi o şaklabanları kimse "çevirisiz" okuyamıyor. Aydınlık tasladılar belki ancak günaydan (tarihten) silindiler.

Şimdi bu söylediklerimden saygı duyulacak kişileri aşağıladımı düşünmeyiniz. Büyük ozanlar, büyük aydınlar, düşünür kişiler büyüklüklerini
sonsuza değin korurlar, eskimezler, paslanmazlar, ışıl ışıldırlar.

Benim andıklarım dörütü (sanatı) kendileri, çevreleri, dönemleri için yapanlardır.

Yerliğe eleştiriler olması doğaldır. Olmaması düşündürücü olurdu. O yüzden bırakınız eleştirenler de aramızda olabilsin. Olur a, belki akıntıda boğulmaktansa kıyıya göz dikeceği, aşağılanmaktan kurtulmak isteyeceği gün gelir.

Uğrola

Ynt: Yerliğe (siteye) eleştiriler

İletiGönderilme zamanı: 04 Oca 2009, 18:42
gönderen Oktay D.
Bize kafatasçı demesi de kendisini daha gülünç duruma sokar. Ben o kadar "Biz Kimiz" bölümünü oku dedim. Okumaktan âciz ve buna erinen biriyle bu kadar tartışmaya giriyoruz ama, başkaları da gelecektir. Gerçi, onlar da bunları okumayacaklar ya, neyse :)

Bu arada, kişileriñ üyeliğiniñ silinmesi hakkı yönetimde saklıdır.