Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Siteye Bir Eleştiri

Yérliğimiz ile ilgili yazışmaları içerir.

Siteye Bir Eleştiri

İletigönderen Baturalptürk » 09 Ağu 2010, 16:51

Uzuncadır siteyi pasifçe takip ediyorum. Sitenin tek amacı Türkçe'nin gelişimi, ancak bu yolda pek adım atılmadığını gördüm. Şöyle ki:

*Sitenin handiyse %90'ı yabancı kökenli kelimelere karşılık bulmak için işliyor. O da, çoğu zaman birinin kendince türettiğini öbürüne tanıtmak şeklinde. Bunun Türkçe'ye hiçbir faydası olmadığını hep söyledim. Amaca yönelik hizmet edilecekse bireysel türetimlere itibar edilmemeli. Tanıtmak için üstü tozlanmış güzel sözcüklerimizi göz önüne çıkarabiliriz ya da beğenilen türetimleri site yönetimi, Türk Dil Kurumu'na ileterek kabul görmesini sağlayabilir.

*Sitede Türkçe sınırlarının sadece Türkçe kökenli sözcüklerden ibaretmiş gibi çizilmesi beni rahatsız ediyor. Yabancı kökenli kelimeler de Türkçe'dir sözlüğe girmişse. Kendi ellerimizle parça parça ediyoruz dilimizi. Goethe'nin dediği gibi, bir dil yabancı kökenli kelimeleri potasında eritip kendine mal ettiği oranda güçlüdür.

*Dillerin zenginliği ve gelişmişliği irdelenirken incelenen maddeler genellikle şunlardır:
-Ne kadar eski yazılı kaynaklara sahip olduğu
-Kullanıldığı coğrafyanın ne denli geniş olduğu
-Ne kadar insan tarafından bilindiği ve konuşulduğu
-Sözcük sayısının çokluğu

Dilin sözvarlığının ne kadarı yabancı ne kadarı öz kökenli diye bir değerlendirme çokluk göz önüne alınmaz. Bunun en güzel örneği İngilizce'dir. En çok yazılı esere ve sözcüğe sahip dil yanılmıyorsam İngilizce. En azından zengin bir dil olduğu kesin.

Dil için asıl gerekli olan sözcük, nüans ve ifade bolluğudur. Bizim burada onları sağlamamız gerekir. Yoksa, özleştireceğiz diye ortaya çıkıp "cürüm, kabahat, cünha, cinayet (büyük suç anlamındaki), töhmet" sözcüklerini aralarındaki nüansları dikkate almadan tasfiye edip yerine sadece "suç" kelimesini koymak Türkçemizin aleyhinedir. Bu hayatidir. Sözcüklerimizi budamayarak yenilerini eklemeliyiz. Felsefemiz "şu kelimenin yerine şu" değil; "şu kelimenin yanına şu da" olmalıdır.

*Ayrıca bazı kişilerin budama işlemlerinde Dil Devrimi'ni öne sürmesi de aldatıcı. Çünkü Dil Devrimi, geçirdiği badirelerden sonra geldiği son aşamada tasfiyeciği reddetmiştir. Bizzat Atatürk tarafından... Bu noktada Ulu Önder'in şu sözüne de yer verelim:

“-Arkadaşlar! Kitap,kâtip, mektup, ilim, âlim benimdir; ketebe, yektübü, lemyektüm … ve geri kalanı arabındır.”


*Başka dillerle karşılaştırmalar yapılabilir. Örneğin, İngilizce'deki pek çok kavramı veya ayırtıyı Türkçe'de tek sözcükle karşılayamıyoruz. Hatta birçoğunda kelimeyi tarif edebiliyoruz ancak. Bu meselelerin üstüne eğilmeliyiz. İmdi, tek sözcükle karşılamak şart mı diye sorabilirsiniz. Lakin siz de biliyorsunuz ki tek kelime ile anlatmak bir üstünlüktür. Öte yandan şiir, şarkı vb. kısa metinli olması gereken sanat dallarında tek kelime ile anlatamamak sanatçılar için bir sıkıntıdır. Böylelikle manen yetersiz, maddeten şişkin ve zorlayıcı inşalar ortaya çıkıyor. Bunun elbette ki sokak yönü de var. Her zaman basiti ve pratiği seven günlük dil, bu sayede yabancı kelimeleri kullanmaya meylediyor.

Düşüncelerim fazla, ama yazımı  uzatmak istemiyorum. Sizlere tavsiyem şu:
Eğer sitenin tek ereği gerçekten Türkçe'nin gelişimi ise, yüzeysel ve silik faaliyetler yerine daha derin, gerçekçi, doğrucu, geliştirici, kucaklayıcı bir rota belirlenmelidir.
  • 0

Üyelik görseli
Baturalptürk
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 532
Katılım: 15 Eki 2008, 17:47
Konum: Ankara
Değerleme: 66

Ynt: Siteye Bir Eleştiri

İletigönderen Kuşhan » 09 Ağu 2010, 20:04

Esenlikler! Yerliğe yeni üye oldum. Baturalptürk arkadaşımızın söylediği bir dilin varsıllığının yalnızca sözcük çokluğu ya da konuşan sayısına göre değerlendirilmesine katılmıyorum. Bence bir dilin varsıllığı o dilin dizgesidir. Dildeki köklerin eklerle birlikte yerinde ve kurallıca kullanılıp belli bir uslam içinde anlaşılması ile ilgili öteki sözcüklerle anlam ilişkileri kurması bir dilin üstünlüğüdür. Dile giren her yad sözcük bu dizgeyi bozmaktadır. Bu sözcükler ister son beş yılda ister bin yıl önce girmiş olsun ayırt edilmez. İlk iletim böyle bir karşı çıkış olmasını istemezdim. Umarım düşüncemi anlatabilmişimdir.
  • 0

Üyelik görseli
Kuşhan
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 492
Katılım: 09 Ağu 2010, 19:45
Değerleme: 19

Ynt: Siteye Bir Eleştiri

İletigönderen kavurt » 09 Ağu 2010, 20:25

bu yerliğin amacının "her yabancı kökenli sözcüğün yerine kullanılabilecek bir türkçe sözcük (türkçe kökenli ve türkçe ses uyumunu bozmayan) bulmak" olduğunu düşünüyorum. bence olması gereken de budur. bunu destekliyorum.

türkçe yabancı sözcüklerle varsıllaşacaksa, bütün yabacı dillerdeki bütün sözcükleri türkçe diye kullanalım. bizden varsılı olmaz. bunu yapan çok sayıda kişi zaten var çevrede.

bu yerliği sıradan olmaktan çıkaran da yukarda belirttiğim amaç olsa gerek.
  • 0

Akkız Sözlüğü
http://akpurcek.blogspot.ca
Üyelik görseli
kavurt
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 348
Katılım: 24 Nis 2010, 19:55
Değerleme: 28

Ynt: Siteye Bir Eleştiri

İletigönderen Gökbey » 09 Ağu 2010, 23:54

%100 arı bir dil yaratmak düşüncesinde olmadığımızı birçok kez dile getirdim.[1] Yazışmalığın üst kısımlarında dönen görsellerde de "yad sözcükler yémeğe atılan tuza benzer, tuz çok olursa tadı kaçar" diye de bunu sürekli belirttim. Bunun yanında o görsellerde bir de "ister örñeğin dersin, ister mesela. biz yalnızca Türkçesiniñ de varlığından söz ederiz" diye Oktayıñ sözü de yér almaktadır.


Üyelere eleştiri:
Eleştirileriniziñ haklı yanları var; somut işleriñ görülmemesi gibi. Bu çok önemli. Ancak somut işler bireysellikle değil de birlikle olur. Burası kurulalı üçüncü yılını bitirmek üzere ancak hâlâ dernekleşmemiş durumda. Şu [2] bağlantıda dernek ile ilgili çalışmalar yér alıyor. Peki kim arka çıktı? Kimse... Toplantı düzenleyelim dédik, İstanbuldakı onlarca kişi geleceğini bildirdi. Peki o gün kaç kişi geldi? Yalnızca üç kişi. Dernek ise eñ az 7 kişiden kuruluyor. İki yıl ard arda düzenlediğim toplantılarda da böyle oldu. Şimdi bu ayıñ soñuñda 3.sünü düzenleyeceğiz. Gelecek olan bir kaç kişi belli olduğundan yalnızca onlara ündek ile arayıp bildirdim. Yazışmalıkta da yazdım, gelen olursa başımız gözümüz üste. Tanışır, çay içeriz. Ötesi olmayacak onsuz da...

Mâdem karşılıklı içimizi döküyoruz, ardını sürdüreyim: Biz yine 3 yıldır bir sözlük yapamadık. Arka çıkan var mı? Yok. Birileriniñ çıkıp akça vérmesi gerek. Kaç kez, bunu bildirdim. Sözlük yapacağız, ilgilenenler iletişime géçsin dédim. Bir Tañrı kulu yazmadı; néce yardım édebilirim diye. Ben öğrenciyim. Çok varsıl bir uruğum da yok. Ayırabildiğimi ayırıyorum bu işlere ancak yétmiyor. Neden kimse büyüklük göstermiyor!

Sürekli yönetimden birşeyler bekleniyor. Yönetim dédiğiniz yérde yalnızca ben varım. Tek başıma ne yapmamı bekliyorsuñuz? Herkesiñ işi gücü var, kime ne diyebilirim ki?

Ben de üyelerden şikayetçiyim. Somut çalışmalar için siz ne yaptınız? Sözcükleri TDK'ye bildirmeye niyetli bir üye yok. 2008de ben bir derleme yapıp TDKye gönderdim. Tıp terimlerini ayrıca yolladım. İlgili kurulda tartışacaklarını söylediler.

Karanlığa söveceğine kalk da bir mum yak démiş Konfüçyus. Benim elimden gelenler bunlar. Dahası için neden elimden tutmuyorsunuz?

Ben umutluyum, çok şeyler başaracağımızı düşünüyorum. Ancak biraz yürekli olmak gerek. Örñeğin somutlaşmada ilk adım olarak üye adlarımızı gérçek adlarımızla değişmek olabilir. Neden kimliklerimizi saklıyoruz?


[1] http://turkcesivarken.com/ari-bir-dil-y ... temiyoruz/
[2] http://turkcesivarken.com/tdd/
  • 0

Görsel
Göktürkçe Araştırmaları http://kokturukce.blogspot.com
Göktürkçe Günlüğüm http://gokbeyuluc.wordpress.com
Azəricə Dil Araşdırmaları http://dilcilik.blogspot.com
Üyelik görseli
Gökbey
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 1736
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:15
Konum: Azerbaycan/Bakü
Değerleme: 410

Ynt: Siteye Bir Eleştiri

İletigönderen Baturalptürk » 10 Ağu 2010, 13:36

Sevgili Kuşhan, öncelikle aramıza hoşgeldin. Benim yazımda tanımladığım zenginlik kavramının kaynağı Süer Eker'dir. Onun ifadesini yanıt olarak aktarayım:
Her dilin söz yetisi sonsuzdur. Bir başka ifade ile, yeryüzündeki bütün diller sınırlı sayıda yolla sınırsız sayıda sözcük, tümce üretebilecek yeterliktedir. Burada, zenginlik kavramıyla anlatılmak istenen dilin kullanımıdır.

'Her yabancı kökenli sözcük dilin dizgesini bozar' düşüncesini doğru bulmuyorum. Bugün Türkçe, yüzyıllardır yabancı dillerle içli dışlı olmasına karşın kendi özünü korumuştur. Sanırım bu da Türkçe'nin temelinin sağlam olmasından.
Son olarak, karşı çıkıştan dolayı kaygılanmayınız. Burası bir tartışma yeri ve itiraz olmazsa eğer tuhaflık var demektir.

Sevgili Kavurt, sitenin amacını belirlemek bana ait bir karar değil. Ana sayfadaki "Biz Kimiz?" kısmına girerseniz orada şu tümceyi bulacaksınız:
Çünkü bizim tek amacımız var; o da Türkçe’niñ gelişimidir

Alıntı sözcükler dilin özünü bozup sömürgeleştiriyorsa onu elbette ki savunmam, ancak kimi diller yabancı kökenli sözcüklerini içselleştirir ve kendi malı yapar, yerlileştirir. Esasen, ben Türkçe'nin gelişiminin ana damarının öz kaynakları olması gerektiğini savunuyorum. O kadar güzel sözlerimiz var ki bunlar, bilhassa yazıncılar eliyle, açığa çıkarılmalıdır. Fakat benim kabullenemediğim nokta dilde var olan yabancı kökenli sözcüklere uygulanan kıyım.
Sizin dediğinizin gerçekleşmesine imkân yoktur. Çünkü dil iletişim aracıdır, herkes kafasına göre bir sözcük kullanırsa, dil vasfını yitirir ve dil olmaktan çıkar.


Sevgili Gökbey, tasfiyecilik konusunda site yönetimine değil, sitenin üyelerineydi sözüm. Siz -haklı olarak belki eleştirileri azaltmak için- böyle bir yazı yazmışsınızdır. Ama site genelinde yabancı sözcük de olsa, bir kelimenin kültür taşıyıcısı olduğunu söylediğinizi pek görmedim. Daha doğrusu, yabancı kökenli unutulmakta olan anlamlı bir kelimenin, unutulmaması için uğraştığınızı duymadım. Örneklemek gerekirse, "keyif" sözcüğü bugün unutulmaya başlayan bir sözcük olsa buna sevinmeyecek insan tek tük çıkar bu sitede. Sizin de bu doğrultuda sözleriniz olduğunu anımsıyorum. Bunun ötesinde, site üyeleri pek çoğu tam olarak tasfiyeci. Benim hedef kitlem de onlar.


Ben, iddia ettiğiniz gibi somut işlerin görülmemesine dair bir öneride bulunmadım. Dikkat ederseniz sitenin felsefesi üzerine konuştum. Silik ve yüzeysel faaliyetten kastım, yabancı kökenli sözcüklerimizi dermeyan edip çeşitli türetimler yapmaya çalışmak, ardınca da ortaya çıkanları "Yazışmalık Kuyusuna" atmak. Bu uygulamanın kişisel tatmine yönelik olduğunu, Türkçe için hiçbir müspet etkisi olmadığını ve üyeleri eğitici bir tarafı bulunmadığını anlatmaya çalıştım. Bunun yerine akılcı yol ve yöntemlerin bulunması gerektiğini anlattım.
Bu nedenle, yanlış anlamanıza bağlayarak, bana yönelttiğiniz eleştirilerin üzerinden geçmiyorum.
  • 0

Üyelik görseli
Baturalptürk
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 532
Katılım: 15 Eki 2008, 17:47
Konum: Ankara
Değerleme: 66

Ynt: Siteye Bir Eleştiri

İletigönderen Baturalptürk » 13 Ağu 2010, 17:57

'Yad sözcükleri dilden atmak istemiyoruz' diyen ve ben konuyu gündeme getirdikçe deyim yerindeyse bana cephe alanlar şu sözlere bakabilir mi?

"...Türetilen yeñi sözcükleri kullanmak, yıllardır kullandığımız sözcükleri bir kıyıya bırakmak olanaklı mıdır ?

Olanaksız olması için bir neden yok. İlk başlarda yadırgamanız olağandır ancak üç beş kullanımdan sonra yıllardır kullanıyormuşsunuz gibi alışacağımızdan kuşkum yok.

Kimileri Türkçeleşmiş(!) sözcüklerin değişemeyeceğini söyler, bu yönde direterek konuşurlar. Bu kişiler "dil devrimi"nden çavsız (habersiz) mıdırlar, bilemem ancak bize yavuluk ettikleri kesindir.

Gerek iki yıl önce olsun gerek sekizyüz yıl önce olsun, dilimize hañı oğur girerse girsin tüm sözcükler ayıklanmalıdır. "Metamorfoz" bizim için nasıl yad bir söz ise "merhaba" da o kadar yaddır.

Ulu önder Atatürk'ün yarım kalan "dil devrimi" sonuca ulaştırılmalıdır. Buna karşı çıkanların Türklüğünden kuşku duyarım. Hañı ulustan olursa olsun (İngiliz, Arap, Japon...) öz değerlerini benimseyemeyen, dışlayan ya da öteki uluslardan alçak görenlerin kanı bozuktur. Bunlar farkında olmadan devşirme olmuşlardır. Onlar bunu taplamazlar (kabul etmezler) ancak ulusu için çalışanların da ayaklarını çelmesini iyi bilirler. Türkçe'nin gücüne inanmayan, dil devrimine karşı çıkanların hammısı benim gözümde birer devşirmedir. Bu üç, beş çapulcu karşı çıkıyor diye de dilimden cayamam, yeñi sözcükleri benimsemiyorlar diye ben de kullanmayı bırakamam..."


...

"...Tek yapmamız gereken; bir uyutma kuramı olan Türkçeleşmiştir(!) savını bir kıyıya koyup yürekli davranmamızdır. Yalnızca dile girmekte olan sözcüklerle değil, dildeki tüm yad sözlerle savaşmalıyız.


Türkçeleşmiştir (!) savının öz kendisi "UYDURUK' TUR", bu savın ardına sığınmak "KAYTARMACILIKTIR, UYUŞUKLUKTUR".
Tañrı yardımcımız olsun..."




Adeta gazaya çağıran bu sözler "yad sözcüklerin çıkarılmasını savunmadığını söyleyen" sevgili Gökbey'in 2008 yılında yazdığı yazı. Hadi diyelim bunlar eskiden söylenmiş. Hemen sitenin girişindeki "Biz Kimiz?" bölümüne baktım, orada çok ılımlı bir ortam var, "yad sözcüklerin atılmasını savunmuyoruz, sadece Türkçe kökenli bir seçeneğin olmasını istiyoruz" denmiş özetle. Muhtemelen Gökbey yazdı, zira yönetimde sadece o var... Ama durum öyle değilmiş. " Özellikle Arapça sözcükler, saybireyin (herkesin) bildiği sözcükler değil, unutulmuş sözcükler... Eñ basitinden "kuzey" yerine bile "şimal" diyor." diye eleştiri yapıyor bir yazara. Şimal kelimesinin tamamen unutulmadığını söyledikten sonra meselenin anlatıldığı gibi olmadığını görüyorum. Demek ki mesele sadece yabancı kökenlilerin yanına bir de Türkçesi anlayışı değilmiş. Tasfiyeciliğin uç verdiği gün gibi ortada.
Umarım yanlış hissetmişimdir, ben takiye seziyorum burada...
  • 0

Üyelik görseli
Baturalptürk
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 532
Katılım: 15 Eki 2008, 17:47
Konum: Ankara
Değerleme: 66

Ynt: Siteye Bir Eleştiri

İletigönderen kavurt » 13 Ağu 2010, 18:29

Baturalptürk yazdı:Demek ki mesele sadece yabancı kökenlilerin yanına bir de Türkçesi anlayışı değilmiş. Tasfiyeciliğin uç verdiği gün gibi ortada.
Umarım yanlış hissetmişimdir, ben takiye seziyorum burada...


sevgili baturalptürk. bu yerlikte bulunan kişiler, öyle sanıyorum "tükçe konuşmak isteyen, ama sözcük yetersizliği nedeniyle bunda zorlanan, ve zorunlu olarak yad sözcük kullanan, bu durumdan da rahatsız olan kişiler."

bu nedenle her yad sözcüğe karşılık bir öz türkçe sözcük bulmaya çalışıyoruz. istediğimiz "yalın türkçe konuşabilmek."

her ne kadar yad sözcüklerin kullanılmasının türkçeyi bozduğunu düşünsek ve yeri geldiğinde kullananları eleştirsek de, kimseye bunu yasaklamıyoruz. kimseyi zor kullanarak öz türkçe konuşturmaya çalışmıyoruz. siz de isterseniz türkçe dilbilgisi kurallarıyla yalnız arapça sözcükleri kullanarak, "türkçe" konuşabilirsiniz. bu sizin seçiminiz olur.

ama ben neden bu yerlikte yeni sözcükler türetilmesine, ya da yalnız türkçe sözcüklerin öne çıkarılmasına kızdığınızı anlamıyorum. bu yerliktekilerin (çoğunun) türkçeye sizin gözlüğünüzle bakmadığı açık. sizin aynı görüşleri sık sık yinelemenizin de, kimsenin bakışını değiştireceğini sanmıyorum.

korkunuz yad sözcüklerin unutulmasıysa, bunun yersiz olduğu kanısındayım. elinize geçen ilk çavlığı (gazete) okuyun, ya da izleci (televizyon) şöyle bir açın, içiniz rahatlayacaktır.
  • 0

Akkız Sözlüğü
http://akpurcek.blogspot.ca
Üyelik görseli
kavurt
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 348
Katılım: 24 Nis 2010, 19:55
Değerleme: 28

Ynt: Siteye Bir Eleştiri

İletigönderen Baturalptürk » 13 Ağu 2010, 19:12

Sevgili Kavurt, "kimseyi zor kullanarak öz türkçe konuşturmaya çalışmıyoruz" demişsiniz ama, belki yeni üye olmuşsunuzdur, bu sitede Türkçe Sözlük'te bulunan bazı yabancı kökenli sözcükleri kullandı diye "haysiyetine, kişiliğine, Türklüğüne vb." hakaret edildiğini sayısız defa yaşadım. Onun için sitedeki üyelerin zorlamadığı veya yasaklamadığı iddiası gerçek dışı. Tabii kişilerin yüzüne söylenmiyor bunlar, başka kaynaklardan getirilen metinler üzerinden saldırı başlatılıyor.

ama ben neden bu yerlikte yeni sözcükler türetilmesine, ya da yalnız türkçe sözcüklerin öne çıkarılmasına kızdığınızı anlamıyorum.


Bu yerlikte sözcük türetilmesine karşıyım, çünkü BOŞ. Türkçe hiçbir şey kazanmıyor. Kazanıyorsa eğer söyleyiniz bana. Türetme işleminin en önemli aşaması türetilenleri "halka tanıtmaktır". Bu aşamayı belirli bir güce sahip, tanınmışlığı olan TDK bile zor bela yaparken,çoğunlukla yapamazken, bu sitenin başarılı olacağı hayal ötesidir. Ayrıca hemen yukarıdaki yazıma bakarak anlayabilirdiniz neden kızdığımı.

Türkçe sözcüklerin öne çıkarılmasına karşı çıktığımı nereden buldunuz, çok merak ettim doğrusu. Ben burada eski kaynaklardaki Türkçe kökenli sözcükleri öncelikle ortaya çıkaralım diyorum; hatta bundan sonra Türkçe'nin gelişimi öz kaynaklarından olmalıdır diyorum. Dediğiniz tamamen kendi düşünceleriniz.

Kaygım yad kökenli sözcüklerin unutulması değil, bir kültürün unutulmasıdır. Kökeni ne olursa olsun. Bu ister "gönül" olur ister "keyif" olur, fark etmez.
Ha, yabancılarının yanına Türkçe kökenli de bulalım diyorsanız bu benim de isteğimdir. Çünkü ben sözcük, ifade ve nüans bolluğunu savunuyorum. Besleneceğimiz ana damar da öz kaynaklarımız.
Öteki kaygım da Türkçe'yi kabile diliymiş gibi üç-beş bin kelimenin çevresinde döndürmek. Yabancı diye çok anlamlı sözcüklere dokunmamak.

Şunu unutmayın,
gelişmemiş toplumlar dili iletişim için kullanırlar, gelişmiş toplumlarsa sanat için.

Sonuç olarak yukarıda yazdığım uzun ve ayrıntılı yazılarımı böyle saptırarak özetlemeniz şaşırttı beni...
  • 0

Üyelik görseli
Baturalptürk
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 532
Katılım: 15 Eki 2008, 17:47
Konum: Ankara
Değerleme: 66

Ynt: Siteye Bir Eleştiri

İletigönderen Yérbey » 13 Ağu 2010, 19:24

Öncelikle kendiniz bu yönde olan inancınızı yitirmişsiniz. Halen site, yabancı, pasif gibi yad sözcükler kullanıyorsunuz.
Ayrıca yerlikte bulunan hiçbir çalışma boş değil. Emin olun TDK'ya verilen imkanlar yerliğimize verilse onlardan daha çok iş yapacağımızdan kuşkunuz da olmasın.
  • 0

En soñ Yérbey tarafından 23 Oca 2011, 16:56 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
- Her şey yoluna girmeden önce işler daha da kötüleşir.
Yérbey
Dérnek Üyesi
 
İleti: 477
Katılım: 16 Eyl 2007, 20:38
Değerleme: 53

Ynt: Siteye Bir Eleştiri

İletigönderen Baturalptürk » 13 Ağu 2010, 21:52

Hangi yönde inancımı yitirmişim? Benim inancım neymiş? Keşke daha önce yazdıklarımı okusaydınız. Ne yazık ki, her yanıt gönderene eski yazdıklarımı tekrar etmek zorunda kalıyorum. Bir kere "site, yabancı,pasif" sözcükleri Türkçe'dir. Demek istediğiniz sanırım kökenle ilgili. Ama ben onları değiştirmeye çalışmıyorum. Yenilerini eklemeye çalışıyorum. Ama kendimce türetimler yapıp anlaşılmaz ve gülünç olmadan. Bu arada eskiden kullanılmış sözcükleri gündeme getirebilirim elbette.

İkinci mevzu ise sitede yapılan bireysel türetimlerin boş olduğu. Yazımda sordum. Yanıtlanmamış. Yeniden soruyorum: Bu sitede bireysel yapılan türetimlerin Türkçe'ye ne yararı var? Lütfen, "boş değil" demek yerine bu sorumu cevaplayınız.

Yanıt gönderen arkadaşım konunun özüne parmak basmış. TDK'nın olanakları bizde yok. Mesele de bu zaten. Bunun yüzünden bu sitedeki bireysel türetimlere karşıyım.

Bu sitenin olanağı TDK kadar olsa mıydı? Şu anki hâliyle o imkânlara sahip olsa belki de Türkçe'nin sözlüğü cebe bile sığardı...
  • 0

Üyelik görseli
Baturalptürk
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 532
Katılım: 15 Eki 2008, 17:47
Konum: Ankara
Değerleme: 66

Ynt: Siteye Bir Eleştiri

İletigönderen Temirbek » 13 Ağu 2010, 22:13

Sevgili Baturalptürk'e katılıyorum. Ben de bu yerliğe (siteye) ilk üye olduğum günlerde tüm yabancı kökenli sözcüklere karşıydım. Ancak bu, hem imkânsız hem de Türkçe'ye yararı dokunacak birşey değil. Dil dediğimiz şey, yalñızca kelimelerden oluşan bir yığın değildir. Baturalptürk'ün de belirttiği gibi nüanslar var, deyimler var, ince añlam ayrılıkları var. Tüm bunları dümdüz edip sadece öz Türkçe köklerden oluşan bir dil inşâ edilemez. Hele hele bunu bizim yerlik, tek başına yapamaz.
  • 0

En soñ Temirbek tarafından 16 Kas 2010, 00:51 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1141

Ynt: Siteye Bir Eleştiri

İletigönderen Kuşhan » 13 Ağu 2010, 22:52

Yazılarını ve çözümlemelerini beğeniyle okuduğum Temirbek arkadaşımızın bile böyle düşündüğünü görmek benim içimi burktu. İngilizce gibi bir dile bile "zengin" demeniz beni şaşırttı. Tüm dillerden sözcükler toplayıp "zengin" olunduğunu bilmiyordum. İngilizce'ye yeni girmiş bir sözcüğü size göstermek istiyorum. Sözcüğümüz "Captcha". Kökü nedir sizce? Capt mı? Ca mı? İşte size sözcüğün kökü: Completely Automated Public Turing Test To Tell Computers and Humans Apart. Bir dili böyle anlamını bilmediğiniz sözcüklerle doldurursanız sokakta konuşmaya çalışırken elinizde sözlükle gezmeniz gerekir. Daha önce hiç duymadığınız bir sözcüğü ilk kez duyduğunuzda usunuzda bir düşünce oluşuyorsa o dile ben dil derim. Öyleyse adı "Türkçesi Varken" olan yerliğinizin adı gerisi de getirilerek "Türkçesi Varken Bile Yad Sözcük Kullanıyoruz" olarak da değiştirilebilir.
  • 0

Üyelik görseli
Kuşhan
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 492
Katılım: 09 Ağu 2010, 19:45
Değerleme: 19

Ynt: Siteye Bir Eleştiri

İletigönderen Gökbey » 14 Ağu 2010, 10:29

Bu yérliği açmadan önceki düşüncem yaşayan Türkçeniñ korunmasından yanaydı. Örñeğin merkez yérine center dénmesini istemezdim.

Yérliği açarken de hemen hemen bu düşüncedeydim ancak sonraları düşüncem değişti. Dildeki tüm yad sözcükleriñ, öz olması gerektiği soñucuna vardım. Bu düşüncem gittikçe ateşlendi. Özellikle 2008 yılı bu düşüncemden ödün vermediğim bir yıldır. Bu yüzden benim gibi düşünmeyenleri, biraz deneyimsizlikten biraz da gençliğin vérdiği heyecandan dolayı aşağıladığım durumlar oldu.

Baturalptürk'üñ yukarıda alıntı yaptığı 2008 günaylı yazıma bakıp kendime kızdım. "Ben kim oluyorum da, benim gibi düşünmeyenlere hakaret édiyorum?" dédim kendi kendime... Umarım, benim gibi düşünmeyenler beni bağışlarlar.

***

Şimdilerde düşüncem biraz değişti. Özleşme yine olacak ancak her yad sözcük üzerinde değil. Örñeğin hamburgeriñ Türkçesiniñ bulunmasını pek añlamlı görmüyorum. Çünkü bu bizim ekincimiz, kültürümüz değil. Futbol yérine tepik dénebilir. Kaşgarlı Mahmut o dönemde tepilerek oynanan bir oyundan söz éder, bu da günümüz futbolu ile eşleştirilebilir. Bu yüzden futbola karşılık Türkçe söz dénebilirken Türk ekinciyle ilişiği olmayan beyzbola karşılık bulmayı pek de gerekli görmüyorum.

Bundan ötrü "Yad sözcükler çorbadaki tuza benzer, tuz çok olursa yémeğiñ tadı kaçar." sözünü sürekli yinelemeye başladım.

Daha önce dédiğim gibi; gerek 2 yıl olsun gerek 800 yıl önce dilimize girmiş olsun, yad sözcük bu diliñ üveyidir. İlgili sözcüğüñ bir karşılığı varsa onu kullanmaya çalışırım. Karşılığı yoksa da olmasını isterim.

Bu yerlikte sözcük türetilmesine karşıyım, çünkü BOŞ. Türkçe hiçbir şey kazanmıyor. Kazanıyorsa eğer söyleyiniz bana. Türetme işleminin en önemli aşaması türetilenleri "halka tanıtmaktır". Bu aşamayı belirli bir güce sahip, tanınmışlığı olan TDK  bile zor bela yaparken,çoğunlukla yapamazken, bu sitenin başarılı olacağı hayal ötesidir.


Günümüzde artık bilgisayar üzerinden sanal yayınlar gözde olmaya başladı. Sanal dergiler, bétikler basılısı hiç olmadan yıllarca yayın yapmaya başladı. Enixma, Pardus, Özgürlükİçin gibi dergiler örñek vérilebilir. Démek istediğim, sanal ortamda bir yazın ekinci oluşmaya başladı. Biz ne yazık ki bir türlü bu ortama giremesek de yazdıklarımızla az da olsa bir birikim oluşturuyoruz.

Kısa sürede büyük başarılar bekliyorsunuz. Burada 1000 sözcük türetipte 10 sözcük tutturabilmişsek bu başarıdır. Yazışmalık, yérlik gibi sözcükler Türkçüler arasında sık kullanılır oldu. Bu da bir başlangıçtır. "Halk bilmiyor" diyorsunuz. Biz de halk değil miyiz?

Bu yazışmalığa ve yérliğe kurtarıcı gözüyle bakılıyor. Biz Tanrınıñ eli değiliz, elimizi sürdüğümüz yad sözcük bir anda silinsin. Şu sözümüzde içteniz, değilsek bile artık öyle olduk; "İster mesela dersin ister örñeğin. Biz yalnızca Türkçesiniñ de varlığından söz éderiz."

Devrim yazıda başlar. Bunu devrim süreceniñ başlarında aldığı eleştirilerden biliyoruz. O dönemde yapılan eleştirilerden biri, devrimcileriñ içten olmadığı, konuşurker "defa", yazarken "kez" dédikleri, "özerk" sözünü hiçbir öy dillerinde işletmediklerini ancak her yazıda yér vérdiklerini söylerler. Şimdilerde bu sözcükleri çok sıradan biçimde kullanıyoruz. "Ulayı" sözünü benden çok yazıda kullanan yok sanırım, ancak konuşmamda bir iki kez dışında hiç işletmedim. Biz de sizin gibi insanız. Öyle ha déyince olan bir iş değil bu. Çok uzun bir süreci, sabırı gerektiriyor.

Bireysellikle çalışmalarımızı sürdürüyoruz, çünkü birlik olamıyoruz. Nedenlerini yukarıda özetle sıralamıştım. Oktayıñ vérdiği seminerlerden birine katılsaydınız yeni sözcüklerin, üstelik geñizcil n damgasına dek nasıl kullanıldığını görürdünüz.

Size kalsa dükkanı kapatıp gitmeliyiz. Soñuçta tüm yaptıklarımız boş. Oysa tüm dédiklerim düş, olasılıksız, boş söz de olsa bir noktada hak véreceğinizi düşünüyorum; benlik tatmini. Biz burada hiç bir şey yapmıyorsak bile egomuzu tatmin ediyoruz. Örñeğin géçende defter yérine bétlek diye bir sözcüğümüzüñ oluşunu öğrendiğimde çok mutlu olmuştum. Günde ortalama 1 saatimi ayırıp bu yérlikte öz dilden yazılar okumak çok hoşuma gidiyor. Benim gibi birkaç arkadaşın daha olduğunu biliyorum.

Bir kavramın bir dilde olması için, dili kullanan ulusun o işle ilgileniyor olması gerekir. Defter kavramı bizde yoksa, defterle dolayısıyla yazmakla ilgilenmiyor añlamına vardırılabilir. Ancak öğrendik ki bét, bétik gibi sözcüklerle kökteş bir bétlek sözü var. Ne güzel! Démek biz de yazmakla ilgilenmişiz.

Şunu unutmayın,
gelişmemiş toplumlar dili iletişim için kullanırlar, gelişmiş toplumlarsa sanat için.


Bu sözü sanırım aşağıdaki yazıdan ötrü dédiniz:

"Ruminantlarda oluşan mastitis ve abortus semptomlarının etiyolojisi..." diye yazıyor öğreti betiklerimizde... Öğrenci anlarmış, anlamazmış yazanın umurunda mıdır: Değildir! Çünkü bu yazım biçimi evrenselliktir; bilimin evrenselliğiymiş (!) Ancak orada şöyle yazsaydı olabilir miydi? :

"Gevişgetirenlerde oluşan meme yangısı ilen yavru atımı belirtilerinin etkeni..."

Böyle bir yazımda sonokula giden öğrenci de anlar ilkokula giden çocuk da... Sonuçta Iğdır' daki meme yangısının etkeni ile Aşkabat' taki inekte oluşan meme yangısının etkeni birebirdir. İşte bilimin evrenselliği budur.


Öyle ise sanat yapmadan önce iletişim kurmayı öğrenmemiz gerekiyor.
  • 0

Görsel
Göktürkçe Araştırmaları http://kokturukce.blogspot.com
Göktürkçe Günlüğüm http://gokbeyuluc.wordpress.com
Azəricə Dil Araşdırmaları http://dilcilik.blogspot.com
Üyelik görseli
Gökbey
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 1736
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:15
Konum: Azerbaycan/Bakü
Değerleme: 410

Ynt: Siteye Bir Eleştiri

İletigönderen Baturalptürk » 14 Ağu 2010, 12:01

Şu tartışmalarımız sayesinde sitenin olumlu-olumsuz pek çok yönünü masaya yatırıyoruz. Çok memnunum. Özeleştiri yapmadan ilerlenemez.

Benim halk sözüyle kastettiğim herhâlde bu sitedeki, benim de içinde bulunduğum, bir avuç insan değil. 73 milyonluk Türkiye'de marjinalleşmiş bin kişinin esamesi bile okunmaz. Bunu siz de anlamalıydınız.
Ne yazık ki, bu sitenin toplumca benimsenmiş bir kelimesi yok. "Yazışmalık ile yerlik" sözcüklerini bizden başka bilen yok. Keşke bilinse tanıtılabilse, hatta ben de bu sözcükleri TDK ile Dil Derneği'ne önerdim. Ama henüz başarılmış bir sonuç yok ortada.

"Size kalsa dükkanı kapatıp gitmeliyiz. Soñuçta tüm yaptıklarımız boş" demişsiniz. Maalesef yine saptırılmış. Lütfen, rica ediyorum beni eleştirirken ne söylediklerimi okuyunuz, sırf bu konu başlığı altında 5-6 kez anlattım neye "boş" dediğimi.
Ayrıca "benlik tatmini" ifadesini zaten ben kullanmıştım. Onun için hak vermemek olanaksız:
Silik ve yüzeysel faaliyetten kastım, yabancı kökenli sözcüklerimizi dermeyan edip çeşitli türetimler yapmaya çalışmak, ardınca da ortaya çıkanları "Yazışmalık Kuyusuna" atmak. Bu uygulamanın kişisel tatmine yönelik olduğunu, Türkçe için hiçbir müspet etkisi olmadığını ve üyeleri eğitici bir tarafı bulunmadığını anlatmaya çalıştım. Bunun yerine akılcı yol ve yöntemlerin bulunması gerektiğini anlattım.


Ama bu noktada kuruluş felsefesine uyulmadığı görülüyor. Eğer "kişisel tatmin" mertebesine gelmişse ve buna ses çıkarılmıyorsa, o zaman ana sayfadaki "tek amacımız Türkçe'nin gelişimidir" ibaresini kaldırın. Siz de görüyorsunuz ki, bir noktadan sonra benlik tatminine dönüyor iş. Türkçe'nin pek çok konusu varken, burada çoğu saçma ve gülünç sözcükler tutmayacağı biline biline uyduruluyor, ardından "ben kabul ettim" denilerek "Yazışmalık Kutusu"na savuruluyor. Türkçe ne kazandı bu işten? Bir kez de şuna yanıt verin?

"Gelişmemiş toplumlar dili iletişim için kullanırlar, gelişmiş toplumlarsa sanat için" sözünü size yönelik kullanmadım Sevgili Gökbey. Sizin örneklediğiniz konuysa benim dediğimle alakasız. O bilimsel bir metindir ve onların Türkçeleştirilmesi konusunda herkes mutabık. Dil Devrimi'nin amaçlarından biri bilimin Türkçe ile yapılmasıdır.

Hâlihazırda halk birbiriyle iletişiyor, konuşup anlaşabiliyor zaten. Dolayısıyla iletişim kurmayı biliyoruz. Biz Türkçemize sanat katabilmek, onu estetik hâle getirmek, onu bir dilden ziyade başlı başına bir kültür olması konumuna yükseltebilmek için uğraşmalıyız. 5 farklı kavrama aynı sözcüğü vermeyeceğiz, 1 kavrama 5 farklı sözcük bulacağız. Bugün Paris'in Paris olmasında Fransızca baş etmenlerden biridir. Dil budur. Atatürk'ün de baş ereklerinden birisi budur.
  • 0

Üyelik görseli
Baturalptürk
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 532
Katılım: 15 Eki 2008, 17:47
Konum: Ankara
Değerleme: 66

Ynt: Siteye Bir Eleştiri

İletigönderen kavurt » 14 Ağu 2010, 13:50

Baturalptürk yazdı: Türkçe'nin pek çok konusu varken, burada çoğu saçma ve gülünç sözcükler tutmayacağı biline biline uyduruluyor, ardından "ben kabul ettim" denilerek "Yazışmalık Kutusu"na savuruluyor. Türkçe ne kazandı bu işten? Bir kez de şuna yanıt verin?


şu "gülünç" sözcüğünü gerekçe olarak kullanalara bayılıyorum. türkçe sözcükleri kullanmak istemeyenlerin sıkça kullandıkları bir gerekçe. ancak ussal hiçbir yanı yok. bir şey size göre "gülünç" olabilir, bir başkasına göre dokunaklıdır belki de.

sevgili baturalptürk "türkçeye yararlı" ne yapmak istediğini açıklasa da biz de öğrensek. toplumun yüzyıllardır süregelen genel eğiliminden farklı olarak söylediği ne var baturalptürkün? az buçuk yad dil öğrenip, çoğunluktan farklı bir şeyler bildiğini göstermek için o dilin sözlerini türkçe konuşurken kullanan çok sayıda kişi zaten var çevrede. dilimizi "zenginleştiriyorlar" böylece.

"tdkya önerelim" önerisini de anlamlı bulmuyorum. önerilebilir. ama büyük olasılıkla oradan bir sonuç çıkmayacaktır. tdk ağır çallışan ve kapalı bir kurum. tdk bu işi yapamadığı için zaten türkçesi varken gibi bir yerliğe gereksinim var. her şeyi "devlet"ten beklersek, bugüne kadar beklediğimiz gibi, daha çok bekleriz. yad sözcükler yerleşir. "zenginliğimiz" olur. yıllar geçtikten sonra tdk, bir bölümü için kimi öneriler getirir. onlar da tutmaz.

türkçesi varken gibi, yaşayan, herkesin ulaşabileceği bir yerliğin olması, öz türkçe adına sevindirici.
  • 0

Akkız Sözlüğü
http://akpurcek.blogspot.ca
Üyelik görseli
kavurt
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 348
Katılım: 24 Nis 2010, 19:55
Değerleme: 28

Soñraki

Dön Yérliğimiz ile ilgili yazılar

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 5 konuk

Reputation System ©'