Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Ortak Türkçe Gramer Terimleri Denemesi

Ortak Türkçe'niñ oluşumu üzerine yapılan çalışmaları içerir.

Ynt: Ortak Türkçe Gramer Terimleri Denemesi

İletigönderen Oktay D. » 10 Tem 2017, 13:19

Oğuzosis yazdı:Öncelikle şunu söyleyeyim ki büyük bir hiddetle, hoşgörülemeyecek bir biçimle yazmışım. Bunun için sizden, Sayın birtancazin'den, Sayın Türkeröz'den özür diliyor, üzgünlüğümü bildiriyorum.

Azerbaycan'ı ve Türkiye'yi yok saymayalım fakat ağırlık bu ikisinin haricindeki bölgede. Ancak 3'ünüzün de dediklerini düşündüm, bir orta yol bulmaya karar verdim. Israrımın da beyhudeliğini fark etme aşamasındayım. Yani, mantıken de sizlerin dedikleriniz daha akıllıca. Türkiye'den de bir şeyle katmamız lazım, elbette.

Kardeş olayını gerçekten güzel açıklamışsınız :) . Yukarıdakileri yazmama sebep olan önemli kısımlardan biri de o :) . Ha, bu arada umarım ki o kardeşinizle mutluluğunuz daimi olur.

Orada ben size dememiştim. Aslında, bir üyeyle aramızda konuşma geçmişti, tatlıya bağlamıştık. O üye de sizler gibi düşünüyordu ancak o tamamen karşıydı.
Yani, oralarda gerçekten konuşma tarzım "aptalca" idi. Zorlama yoluna girmişim, özür dilerim.

Tekrar sizlerden özür diliyorum, neden bilemiyorum fakat zorlama yoluna gitmişim. Umarım beni affedebilirsiniz.

Öñcelikle gösterdiğiñiz olgunluğa hayran kaldığımı söylemek istiyorum. Gérçekten erdemli ve añlamaya diñlemeye çalışan bir kişi olduğuñuzu düşünüyorum. Böyle bir insan olarak aramızda olmañızdan mutluluk duydum. Añlamaya çalışan, yazılanları ciddiye alıp eñ öñce kendisiniñ ne yaptığınıñ farkında olmaya çalışan siziñ gibi insanlarıñ herkese örnek olmasını diliyorum. ;)

Bu arada lütfen af dilemek veya özür dilemek gibi şeyler söylemeyiñ, öñemli olan bu iletişim ve farkındalığıñızdır. Hatta burada iletişim, uzlaşma ve orta yol bulma kültürü oluşturmakla işe başlarsak gérçekten Türk dünyası için de böyle bir uzlaşı ve ortak Türkçe élde étmekte kendi payımıza büyük bir ilk adım olacağını da düşünüyorum.

Şimdi hemen sorularıñıza dönmek istiyorum.

Oğuzosis yazdı:Ancak şurayı ben anlamadım, pek çoğunuz neden Türkçenin dil grupları için farklı "ortaklaşmalar"ın ardından genel bir yolu seçiyorsunuz? Güzel bir izah, konuyu anlamama çok daha iyi olur.

Diğer arkadaşları bilmiyorum ancak kendi adıma koñuşursam, bu yöntemi öñe sürmemiñ eñ ana dayanağı, bugünkü Türkçeleriñ dallanma budaklanma yolunu tersine almaya çalışmanıñ daha kolay ve eñ öñemlisi daha doğal olacağıdır.

Nitekim, tarihsel olarak bakarsak milattan soñraki ilk yüzyıl içerisinde tek bir dil olan Türkçeniñ öñce iki dala ayrıldığını görüyoruz (ki bunlara Oğur Türkçesi ve Géñel Türkçe déniyor). Birincisi bugünkü Çuvaşçaya varmış ve diğer dallarını yitirmiş. İkincisi ise 8.-11.yy arasında öñce Argu (Halaç), soñra Oğuz, ardından Kıpçak ile Karluk ve soñ olarak da Sibirya Türkçesi olarak dallanmışlar.

Özetlersem: Oğuzca ve Karlukça pek dallanmış sayılmaz, Oğuzca eñ fazla Türkmen ve Batı Oğuz diye ayırabiliriz, diğeri ise Uygur ve Özbek. Kıpçakça ise Batı, Doğu, Kuzey ve Kırgız diye dörde ayrışmış durumda. Sibirceniñ durumu biraz daha karışık ama kabaca ikiye ayırabiliriz: Yenisey ve Yakut. Belli başlı lehçelere kadar inen, kendi oluşturduğum bir çizelge için aşağıda bakabilirsiñiz.

türkçenin evreleri (çizelge).pdf
Türkçeniñ Evreleri Çizelgesi
(31.43 KiB) 206 kéz indirildi


Şimdi, bu ana dallanmaları karşılıklı añlaşılabilirlik ilkesine göre ayırdım (çizelgede koyu olarak işaretledim). Yani bu dallarıñ herhangi ikisi arasında gérçek bir añlaşılabilirlik yok. Bu yüzden de karşılıklı añlaşılabilirliği tersinir bir şekilde géri sağlayarak birleşmeye gidilmesini savunuyorum.

Örneğin Türkmence ile Batı Oğuzcayı ele alalım (burada Gagauz, Azerbaycan ve Anadolu'yu tek bütün bir dal olarak alıyorum). Soñuçta bu iki dal diğer dallara göre çok daha fazla ortaklığa sahip. Yani var olan bir ortaklıktan yola çıkarak bu iki dalıñ kesiştiği noktaya yürümek tümünü kesiştirmeye çalışmaktan çok daha kolay ve doğal.

Kolay çünkü ortaklık oranı yüksek, doğal çünkü zaten bu dallanma doğal olduysa, tersine giderken gériye doğru birleştirmek de doğal bir yol sayılacaktır.

Ayrıca bu teknik olarak da daha olanaklı. Çünkü Batı Oğuzlarıñ coğrafi olarak eñ yakın komşusu da zaten Türkmenistan oluyor. Şimdi doğrudan -atıyorum- Türkiye Türkçesiyle Tuva Türkçesini birleştirmeye çalışmak çok zor. İki taraf için de sıfırdan yeni bir dil öğrenmek kadar çaba harcanması gérekebilir. Oysa Türkmence zaten Batı Oğuzlarıñ bildikleri bir sürü şeyden oluşuyor, soñradan çıkan deyimler bile çok beñziyor, mantık aşırı beñzer.

Bu durum Kıpçak Türkçeleri veya Karluk Türkçeleriniñ kendi içerisinde de gérçekleşebilecek durumda. Yani öñce dalları kesiştikleri noktalara çekerek dallanma düzeyini düşürmüş olacağız. Soñrasında artık Batı Oğuzca, Kuzey Kıpçakça, Özbekçe vs gibi adlar (toplamda 12 tane Türkçe) yérine 6 tane Türkçe olacak. Öyle bir dönemde belki de kimse Özbekçe veya Kırgızca veya Türkmence démeyecek. Dése bile sanki "Kayseri ağzı" dérmiş gibi olacak.

Bu 6 Türkçeyi de gériye doğru birleştirdiğimizde öñce Oğuz-Karluk ortaklaşması (buna Ortak Kutluk Türkçesi diyebiliriz) ve Kıpçak-Sibirya ortaklaşması (buna da Ortak Ötüken Türkçesi dénebilir) oluşur. Ardından Kutluk-Ötüken ortaklaşması (yani Çağdaş Göktürkçe) yapılır. Elbette Çuvaşça ve Yakutçanıñ bu ortaklığıñ dışında kalması beklenir çünkü onlarıñ ayrıklaşması çok keskin ve géri dönülemez durumdadır. Onlarıñ durumunu Farsça ile İngilizce arasındaki fark gibi düşünebiliriz belki. Bugün kimse Farsça ile İngilizceyi birleştiremez, o kadar ayrışmışlar ki bu dilleriñ akraba oldukları bile anca bir dilbilimci gözünde añlaşılabilir. Aynı şekilde Çuvaşça ve Yakutçaya bakan sıradan birileri bu dilleriñ diğer Türkçelerle akraba olduklarını göremez. Bu açıdan yeteri kadar çaba ve zaman soñra elde 38 tane lehçe veya 12 tane dil yérine yalñızca 3 tane dil olacaktır ki bunlardan Çuvaşça, insanlık kalıtı olarak korunma altındadır (kaynak) Tapani Salminen, UNESCO red book on endangered languages: Europe, 1999. .

Elbette bunuñ uzun soluklu olması gérekecek ve glottostatistik yöntemine göre tahminen 100-125 yıllık bir sürece denk gelir, belki biz göremeyiz ancak bugün hemen başlarsak belki Kutlukça ve Ötükence dönemlerine tanıklık édebiliriz yaşlılığımızda. Bugünü hemen başlamamız yine de pratik añlamda olanaklı olmayabilir, çünkü başlamak için bazı başka toplumsal engelleriñ aşılması gérekecek.

Oğuzosis yazdı:İkna edici şekilde yazmışsınız, 1000 yıllık emek yakılamaz fakat "Oğuz dili ortak Türkçesinde" bile biraz eski eserlerden uzaklara gitme durumu mümkün, yok değil. Kendimizden ödün de vermemeliyiz, bu açık. Fakat Oğuz dili için kurulan bir ortaklıkta kural ne olacak?

Dilde yapay olarak konulan kurallar tutmaz. O yüzden bu dilleri konuşanlarıñ kendiliğinden bunu sağlaması yoluna gitmeliyiz.

Belgeselde öğrendiğim çarpıcı bir örnek véreyim. Nikaragua adlı bir Orta Amerika ülkesinde bir köy var ve topluca sağır-dilsiz olarak doğuyorlar. Öñceleri hiç dil bilmemiş oldukları için yalıtık bırakılmışlar ancak soñra bir hükümet bunlarıñ çocuklarını toplayıp var olan işaret dilini öğreterek aralarında ve hocalarla añlaşması için bir okul kurmuş. Ancak çocuklar bir türlü var olan işaret dilini öğrenememişler. Onuñ yérine hiçbir dilleri olmayan bu sağır-dilsiz çocuklar, kendi aralarında kendiliğinden bir mimik dili geliştirmişler ve uzmanlar bu dili onlardan öğrenmek için araştırma yapmak zorunda kalmışlar. Bu çocuklar kendiliğinden oluşturdukları dille çok iyi ifade gücü geliştirmiş, belgeseliñ aşağıdaki parçasında bazı çocuklarıñ ne kadar soyut ve ayrıntılı hikayeleri nasıl añlattıklarını görebilirsiñiz.
https://www.youtube.com/watch?v=pjtioIFuNf8

Belgeselde konuşan dilbilimci, diliñ kendiliğinden gelişebilmesi için bir grup insanıñ düz bir yığın değil aralarında iletişim kurmak ihtiyacı hisseden bir "topluluk" olmaları gerektiğini söylüyor. Yani topluluk olamayan insan yığınları aralarında bir dil geliştiremezler.

İşte Türk dünyasınıñ sorunu da budur. Türkler tek bütün bir toplum/topluluk değiller. Ayrı parça parça topluluklardan meydana geliyorlar. Biz ortak dil olması için öñce toplum olmayı başarmalıyız. Öñce Oğuzlar, Kıpçaklar, Karluklar, Sibiryalılar kendi içlerinde birer toplum olmalılar. Ardından da bu toplumlar bir araya gelip zihinsel/dilsel/kültürel sınırları kaldırıp tek bir toplum olmak géreğindeler. Yoksa ortak dil hikaye olur. Anadolu ile Türkmenistan toplulukları birleşemezse Oğuz ortak dili oluşamaz.

Eğer biz Orta Asya Türklerini kendi içlerinde bırakırsak onlar Rusça üzerinden bir topluluk olurlar, çünkü Rus baskın bir ortamları var. Ancak Türkler olarak bütün bir Oğuz toplumu varken bir topluluk olmaya çalışırsak Rusça üzerinden değil ister istemez ortak bir Türkçe üzerinden añlaşmamız gérekecektir.

O yüzden tek kural, iletişim kurmaya birbirimizi mecbur étmek. Bunu da eğer siyâsîler/devletler yapmıyorsa sivil toplum kuruluşları yapmalıdır. Öñce Türkiye-Azerbaycan-Gagauz coğrafyası olarak bir sivil toplum hareketi oluşturmalıyız (çünkü bu üçü birbirine oldukça yakın) ve kendi içimizde bir kamuoyu yaratmalıyız, ardından Türkmenistanda oluşacak sivil toplum kuruluşu ile birlikte ortak hareket éderek Batı ve Doğu Oğuzları birbiriyle iletişime sevk étmeliyiz. Diğer Türkler de aynını yaparsa, daha soñrası daha kolay. Başka bir kurala gérek yok.
  • 5

Üyelik görseli
Oktay D.
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 8276
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 5347

Ynt: Ortak Türkçe Gramer Terimleri Denemesi

İletigönderen Oğuzosis » 10 Tem 2017, 19:08

Değerleme için 5'ten fazla sayı yok mudur :D ?
  • 0

Oğuzosis
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 250
Katılım: 24 Mar 2017, 19:22
Değerleme: 199

Önceki

Dön Ortak Türkçe çalışmaları

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 1 konuk

Reputation System ©'