Yazışmalık

Başka sese beñzemez ananıñ sesi, Her sözcüñ arasañ vardır Türkçesi

Türkçe Algılamada 'Beyni Zorlayan Dil'

Dil araştırmacılarınıñ, kurumlarınıñ çalışmalarını içerir.

Türkçe Algılamada 'Beyni Zorlayan Dil'

İletigönderen Baturalptürk » 20 Ara 2011, 16:42

NTV'nin 19 Aralık 2011 tarihindeki haberinde bu konu üzerine bir araştırmaya yer verilmiş:

TÜRKÇE ALGILAMADA 'BEYNİ ZORLAYAN DİL'
ODTÜ bünyesinde kurulan Beyin Dil Araştırmaları Laboratuvarında, diller üzerine yapılan araştırmada, beynin Türkçe cümleleri anlamak için, İngilizce dahil diğer bazı Avrupa dillerinin aksine beyinde iki kez işlem gerektirdiği ortaya çıktı.

ANKARA - ODTÜ Eğitim Fakültesi Yabancı Diller Bölümü Öğretim Üyesi ve laboratuvarın kurucusu Doç. Dr. Gülay Ediboğlu-Cedden, dili öğrenmenin, anlamanın ve konuşmanın beyinde çok karmaşık mekanizmalar tarafından gerçekleştirildiğini ifade etti.

Bu mekanizma ve süreçlerin saptanmasının, özellikle sağlıklı insanlarda çok zor olduğuna işaret eden Cedden, beyinde herhangi bir hasar olmadan, beyinle ilgili araştırma yapmanın olağan bir durum olmadığını söyledi.

Ancak kimi teknikler sayesinde artık sağlıklı insanların beyninden ölçümler alınarak dil işlevlerinin tanımlanması ve bu tekniklerle beyindeki bölgelerin saptanmasının mümkün olduğunu anlatan Cedden, gelişmiş ülkelerde yapılan dil çalışmalarında beyin çalışmalarına ağırlık verildiğini aktardı.

Geçen yıl ODTÜ Eğitim Bilimleri Fakültesi bünyesinde kurulan EEG laboratuvarında sağlıklı insanlar üzerinde çeşitli dil işlemleme ve bilgi öğrenme süreçlerini tespit etmeye çalışan araştırmalar yaptıklarını dile getiren Cedden, bu verileri yorumlayarak anadili Türkçe olanların beyinlerindeki işlemleri ölçen çalışmalar yürüttüklerini anlattı.

Cedden, Türkiye'de ilk kez sağlıklı bireyler üzerinde anadili araştırması yaptıklarını ifade ederek, araştırma sonuçlarına ilişkin şu bilgileri verdi:

''İlk sonuçlarımıza göre, Türkçede bazı potansiyelleri tespit ettik. Bu potansiyelleri daha önce bazı Avrupa dillerindeki potansiyellerle karşılaştırdık. Örneğin İngilizcede normal okumada (anlamsal işlemlenmesinde) meydana gelmeyen bir potansiyel daha bulduk. Bunun yorumu şu olabilir: Türkçenin anadil olarak işlemlenmesi sırasında İngilizceyi anadili olarak konuşanlardan farklı olarak zihinde fazladan bir işlem daha, yani daha büyük bir yük meydana gelmektedir. Bu İngilizce ve Almanca'da görülmeyen bir işlem yüküdür. Türkçeyi anadili olarak konuşanlarda  400. milisaniyede ve 600. milisaniyede bir beyin yanıtı (potansiyel) meydana geliyor. Oysa ki İngilizce ve Almanca gibi dillerde düz cümlelerde sadece 400. milisaniyede bir potansiyel saptanmıştır. Türkçede ise 600. milisaniyede de bir potansiyel ortaya çıktığı saptanmıştır.''

Bu durumun Türkçenin gramer yapısından kaynaklanabildiğini ifade eden Ediboğlu-Cedden, Türkçe'de fiillerin cümlenin sonunda yer alması ve sondan çekimli olması nedeniyle, cümlenin anlaşılması için kişinin cümleyi baştan sona kadar zihninde tuttuğunu ve fiilin okunmasıyla cümleyi zihninde tekrar oluşturduğunu ifade etti.

İngilizcede bu durumun yaşanmadığını belirten Cedden, dışarıdan algılanamayacak kadar milisaniyeler düzeyinde gerçekleşen bu durumun Türkçe ve diğer Avrupa'da konuşulan bazı diller arasında bir fark yarattığının bu araştırmayla ortaya çıktığını söyledi.

AZERİLERLE DE ÇALIŞILDI
Doç. Dr. Cedden, anadili gibi Türkçe konuşan Azeriler üzerine de bir araştırma yaptıklarını ve çok iyi Türkçe konuşabilen bu öğrencilerin anadili olarak Türkçe işlemleme ile yabancı dil olarak Türkçe işlemleme potansiyelleri arasında farklar ortaya koyduklarını bildirdi.

Cedden, Türkçe'yi çok iyi konuşan Azerilerin Türkçeyi algılamaları konusunda dışarıdan fark edilmeyen ancak beyin yanıtlarında gözlemlenen gecikmeler görüldüğünü söyledi.

Ayrıca, Türkiye’de yabancı dil öğretimi yöntemlerine değinen Cedden şunları söyledi:

''Türkiye de artık beynin çalışma şekline uygun dil öğretim yöntemleri geliştirilmesi mümkündür. Anadili Türkçe olan öğrenciler için yabancı dil öğreniminde ve özellikle başlangıç aşamasında olan öğrencilerde Türkçe anadilin kullanılmasının çok gereklidir. Çünkü beynin çalışması bağlantılar kurarak gerçekleşmektedir. Bilgiler arasındaki bağlantıların anlaşılır bir şekilde verilmesiyle, öğrenme çok daha hızlı ve etkin olur.''

Cedden, Türkiye'deki eğitim-öğretim sistemiyle ilgili de, ''Bizim eğitim sistemimizde de maalesef bazı eksiklikler görüyorum. Bilgi sadece test sorularını çözerek ve algoritmalar verilerek aktarılırsa bu bilgi her zaman için eksik kalır. Bilginin hep bir bağlam içinde ve neden-sonuç ilişkileri ile verilmesi öğrenme açısından çok önemlidir'' dedi.

Bu sebeplerle okullardaki test sisteminin de sorgulanması gerektiğini dile getiren Ediboğlu-Cedden, çocuklara bilgi aktarımı sırasında bilginin çocuğun seviyesine uygun, aktarım sırasındaki aşamaların birbiriyle bağlantılı olması, ancak kesinlikle yüklü olmaması gerektiğini söyledi.

Ediboğlu-Cedden, araştırmalarının önemine işaret ederken, sağlıklı insanlarda anadil işlemleme süreçlerini bilmeden bazı hastalıkların teşhisinin güç olduğunu belirtti.

Ediboğlu-Cedden, bu araştırmaların ileride alzeimer, şizofreni gibi bazı hastalıkların erken tanısında sağlıklı insanlardaki Türkçe potansiyellerinin ortaya konmasının önem taşıdığını sözlerine ekledi.
  • 0

Üyelik görseli
Baturalptürk
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 532
Katılım: 15 Eki 2008, 17:47
Konum: Ankara
Değerleme: 59

Ynt: Türkçe Algılamada 'Beyni Zorlayan Dil'

İletigönderen Oktay D. » 20 Ara 2011, 17:29

"Beyni zorlayan dil" başlığı hoş olmamış. Resmen "Türkçeyi bırakın gidin İngilizce veya Almanca öğrenin" demeye getiren bir hava seziyorum. Oysa yazıda "dışarıdan fark edilemeyecek derecede küçük" farklar olduğu yazıyor. Örneğin ben salıkçı (haberci) olsaydım başlığa "düşünmeye teşvik eden dil" derdim.

İçeriğe gelirsek, bu saptanan potansiyeliñ öğrenme yöntemi belirlemede etkili olduğunu düşünüyorum. Bizim öğrenme şeklimiz, Avrupalı'nınkinden farklı olacaktır, ancak yine yüklemi soñda olan ve öğrenme konusunda çok iyi gelişmeler sergileyebilmiş Japon ulusuyla farklar olmaması beklenir. Bu durumda bizim Japonlarıñ öğrenme yöntemleriyle de karşılaştırmamız gerekir. Yukarıdaki çalışmayı neden Japonca, Korece gibi (hem Türkçe ile akraba hem de aynı dilbilgisel yapıda olan) dillerle karşılaştırmamışlar ki?
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7483
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 3468

Ynt: Türkçe Algılamada 'Beyni Zorlayan Dil'

İletigönderen Oktay D. » 20 Ara 2011, 17:39

Demin yazdığım iletimde ikinci kesimde bulunan soruları/düşünceleri Sayın Gülay Ediboğlu-Cedden'e sanal ileti olarak yolladım. Yanıtında gelecek yanıtları buraya özetlerim.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7483
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 3468

Ynt: Türkçe Algılamada 'Beyni Zorlayan Dil'

İletigönderen Temirbek » 20 Ara 2011, 18:11

Oktay D. yazdı:"Beyni zorlayan dil" başlığı hoş olmamış. Resmen "Türkçeyi bırakın gidin İngilizce veya Almanca öğrenin" demeye getiren bir hava seziyorum. Oysa yazıda "dışarıdan fark edilemeyecek derecede küçük" farklar olduğu yazıyor. Örneğin ben salıkçı (haberci) olsaydım başlığa "düşünmeye teşvik eden dil" derdim.

İçeriğe gelirsek, bu saptanan potansiyeliñ öğrenme yöntemi belirlemede etkili olduğunu düşünüyorum. Bizim öğrenme şeklimiz, Avrupalı'nınkinden farklı olacaktır, ancak yine yüklemi soñda olan ve öğrenme konusunda çok iyi gelişmeler sergileyebilmiş Japon ulusuyla farklar olmaması beklenir. Bu durumda bizim Japonlarıñ öğrenme yöntemleriyle de karşılaştırmamız gerekir. Yukarıdaki çalışmayı neden Japonca, Korece gibi (hem Türkçe ile akraba hem de aynı dilbilgisel yapıda olan) dillerle karşılaştırmamışlar ki?


Benden çok yaşayacaksıñ Oktay :) ben de tam bu konudan bahsedecektim. Bu haber baña tam bir magazin haberi gibi geldi, "şok şok şok Tükçe kafayı çizdiriyor!" ya da "Kafayı zonklatan dil, işte o dil: Türkçe" gibi verilmiş :)

Dediğiñ gibi neden dil deyince akla hemen Avrupa Dilleri gelir? İngilizce ve Almanca zaten akraba diller neden boşuna ikisini de ayrı ayrı araştırıyorsuñ? Türkçe ile akraba olan Altay Dillerinden de birkaç dil araştırılsaydı bu çalışma daha mantıklı  olurdu. Semitik Diller, Malaya-Polinezya Dilleri, Ural Dilleri vb. hepsi araştırılıp da bir şeyler söylense neyse, gidip sadece İngilizce'ye bakmak ve ne söylendiği tam añlaşılmayan bir sonuç bulmak baña pek mantıklı gelmedi. Bu çalışmanıñ soñucunda nereye varıyoruz yani? Türkçe konuşmayalım'a mı? Yoksa Türkçe adamı salak ediyor, bu nedenle salakız'a mı? Soñuç ne? :)

Bir başka araştırmada da Türk çocuklarınıñ Avrupa Dilleri konuşan çocuklardan çok daha önce tam anlamıyla kendilerini ifâde edebildikleri saptanmıştı. Türkçedeki matemetiksel yapı ve düzenlilik, İngilizcedeki irregularlıklar vs. nedeniyle 3 yaşındaki bir Türk çocuğu kendini 5 yaşındaki bir İngiliz çocuğu gibi ifade edebiliyormuş, bu da saptandı, ee ne yapacığız şimdi? Türkçede git- fiilinden gittim , gitmiştim dersin ve çocuk bunu çok daha çabuk kavrar. Türkçedeki düzenli ve matematiksel sistemi çabuk söküp kendini tam añlamıyla ifâde edebilecek yetiye 3 yaş civârında erişir. İngiliz çocuk ise go, went, gone arasında bağlantı kuramadığı için kendini tam añlamıyla ifâde edebilecek düzeye ancak 5 yaşında erişiyor. Yapılan çalışma bunu gösteriyor. Tabii bu sadece bir örnek...

Türkçe beyni zorlasın iyidir, geliştirir. Vücut geliştirme yapanlar bilirler, kası zorlamalısın ki gelişsin :) Beyin de böyledir.
  • 5

Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1097

Ynt: Türkçe Algılamada 'Beyni Zorlayan Dil'

İletigönderen Le Qabaq » 20 Ara 2011, 18:15

Baturalptürk yazdı:Bu durumun Türkçenin gramer yapısından kaynaklanabildiğini ifade eden Ediboğlu-Cedden, Türkçe'de fiillerin cümlenin sonunda yer alması ve sondan çekimli olması nedeniyle, cümlenin anlaşılması için kişinin cümleyi baştan sona kadar zihninde tuttuğunu ve fiilin okunmasıyla cümleyi zihninde tekrar oluşturduğunu ifade etti.
Ona bakarsanız Almancada da Vor drei Wochen habe ich nach Berlin gefahren. "Üç hafta önce Berlin'e gittim" gibi bir cümlede eylem cümlenin sonunda oluyor. Yani fiilin cümlenin sonunda olması ne alaka?
  • 0

Le Qabaq
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 621
Katılım: 26 Kas 2011, 01:43
Değerleme: 8

Ynt: Türkçe Algılamada 'Beyni Zorlayan Dil'

İletigönderen Oktay D. » 20 Ara 2011, 18:17

Temirbek, verdiğiñ örneği bulabilirsen Sayın Ediboğlu-Cedden'e de yollama isterim. Ben de okumuştum bunu ve sanırım Türk Dili dergisinde geçen bir makaleydi, ancak bulamadım.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7483
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 3468

Ynt: Türkçe Algılamada 'Beyni Zorlayan Dil'

İletigönderen Engin » 20 Ara 2011, 18:59

Le Qabaq yazdı:
Baturalptürk yazdı:Bu durumun Türkçenin gramer yapısından kaynaklanabildiğini ifade eden Ediboğlu-Cedden, Türkçe'de fiillerin cümlenin sonunda yer alması ve sondan çekimli olması nedeniyle, cümlenin anlaşılması için kişinin cümleyi baştan sona kadar zihninde tuttuğunu ve fiilin okunmasıyla cümleyi zihninde tekrar oluşturduğunu ifade etti.
Ona bakarsanız Almancada da Vor drei Wochen habe ich nach Berlin gefahren. "Üç hafta önce Berlin'e gittim" gibi bir cümlede eylem cümlenin sonunda oluyor. Yani fiilin cümlenin sonunda olması ne alaka?


Küçük bir düzeltme: habe değil, bin, demeli "vor drei Wochen bin ich nach Berlin gefahren."
  • 0

Üyelik görseli
Engin
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 605
Katılım: 28 Mar 2010, 01:16
Konum: Almanya
Değerleme: 14

Ynt: Türkçe Algılamada 'Beyni Zorlayan Dil'

İletigönderen Temirbek » 21 Ara 2011, 16:40

Oktay D. yazdı:Temirbek, verdiğiñ örneği bulabilirsen Sayın Ediboğlu-Cedden'e de yollama isterim. Ben de okumuştum bunu ve sanırım Türk Dili dergisinde geçen bir makaleydi, ancak bulamadım.


Ben de bulamamıştım. Baturalptürk sağolsun şu başlıkta ilgili haberi de bulup eklemiş.
  • 0

Üyelik görseli
Temirbek
Yazışmacı
Yazışmacı
 
İleti: 1611
Katılım: 11 Eki 2007, 21:44
Değerleme: 1097

Ynt: Türkçe Algılamada 'Beyni Zorlayan Dil'

İletigönderen Teriyont » 21 Ara 2011, 23:43

"Beyni zorlayan dil Türkçe" yerine, "Türkçe beyni 2 kez çalıştırıyor" manşetini atmış Cumhuriyet.

Türkçe'de Mi-Mı, Mü-Mu soru ilgecinin tümce sonunda yeralması, Tümce kurucusu özneye, kabaca tölerans/kıvırma payı denilen bir süreç tanıyor bana göre. Ad vermek gerekirse Devlet Bahçeli, genellikle yazılı basın açıklamalarını okurken tümcesinin ardı-arkası kesilmez, upuzun tümceler kurar. Tümce, soru ile mi, ünlem ile mi bitecek diye meraklanırım bazen! 

Türkçe'de adların enbaşa, eylem, yüklem ulayu ilgeçlerin ise daha sona gelmesi İngilizce'ye oranla algıda çabukluk yaratır bana göre. Şöyleki;

Had the car been cleaned by the boys in the garden?
Miydi araba temizlenmiş tarafından çocuklar içerisinde bahçe
Araba, bahçedeki çocuklar tarafından temizlenmiş miydi?

Ad tümce başına geldiğinde, sözü işiten kişinin usunda, eylem, yüklem ulayu ilgeçlerin odağı, enbaşında tanıtılmış oluyor. Temizlenmiş sözcüğü aşırı genel iken nesne adı (araba) ile sınırlandığı için yanlış anlamaları bile önler.

Uğrola
  • 0

Görsel
Üyelik görseli
Teriyont
Türkçeséver
Türkçeséver
 
İleti: 45
Katılım: 17 Şub 2010, 12:37
Konum: istanbul
Değerleme: 0

Ynt: Türkçe Algılamada 'Beyni Zorlayan Dil'

İletigönderen Oktay D. » 22 Ara 2011, 00:31

Evet. Dilde özünde "cümlenin öğeleri" yoktur, yalŋızca "eylem/yüklem" vardır. Avrupa dilleri, önce yüklemi söyleyip daha soŋra ayrıntılarını/sınırlarını (nesne ve tümleçler) aktarırlar. Böylece geniş bir anlam yelpazesinden daraltarak gidilir. Oysa Türkçe gibi kimi asya dillerinde ise önce ayrıntılar/sınırlar söylenir ardından yüklem söylenince yüklemin verilmek istenen anlamı tam verilmiş olur.
  • 0

Üyelik görseli
Oktay D.
Oktay DOĞANGÜN
Yönetici
Yönetici
 
İleti: 7483
Katılım: 28 Ağu 2007, 17:52
Konum: İstanbul
Değerleme: 3468

Ynt: Türkçe Algılamada 'Beyni Zorlayan Dil'

İletigönderen Le Qabaq » 22 Ara 2011, 01:10

Engin yazdı:
Le Qabaq yazdı:
Baturalptürk yazdı:Bu durumun Türkçenin gramer yapısından kaynaklanabildiğini ifade eden Ediboğlu-Cedden, Türkçe'de fiillerin cümlenin sonunda yer alması ve sondan çekimli olması nedeniyle, cümlenin anlaşılması için kişinin cümleyi baştan sona kadar zihninde tuttuğunu ve fiilin okunmasıyla cümleyi zihninde tekrar oluşturduğunu ifade etti.
Ona bakarsanız Almancada da Vor drei Wochen habe ich nach Berlin gefahren. "Üç hafta önce Berlin'e gittim" gibi bir cümlede eylem cümlenin sonunda oluyor. Yani fiilin cümlenin sonunda olması ne alaka?


Küçük bir düzeltme: habe değil, bin, demeli "vor drei Wochen bin ich nach Berlin gefahren."
Örneği googledan bulmuştum. O zaman onu yazan sizin kadar Alamanca bilmiyormuş herhalde.
  • 0

Le Qabaq
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 621
Katılım: 26 Kas 2011, 01:43
Değerleme: 8

Ynt: Türkçe Algılamada 'Beyni Zorlayan Dil'

İletigönderen Engin » 22 Ara 2011, 01:22

Le Qabaq yazdı:
Engin yazdı:
Le Qabaq yazdı:[quote="Baturalptürk"]Bu durumun Türkçenin gramer yapısından kaynaklanabildiğini ifade eden Ediboğlu-Cedden, Türkçe'de fiillerin cümlenin sonunda yer alması ve sondan çekimli olması nedeniyle, cümlenin anlaşılması için kişinin cümleyi baştan sona kadar zihninde tuttuğunu ve fiilin okunmasıyla cümleyi zihninde tekrar oluşturduğunu ifade etti.
Ona bakarsanız Almancada da Vor drei Wochen habe ich nach Berlin gefahren. "Üç hafta önce Berlin'e gittim" gibi bir cümlede eylem cümlenin sonunda oluyor. Yani fiilin cümlenin sonunda olması ne alaka?


Küçük bir düzeltme: habe değil, bin, demeli "vor drei Wochen bin ich nach Berlin gefahren."
Örneği googledan bulmuştum. O zaman onu yazan sizin kadar Alamanca bilmiyormuş herhalde.
[/quote]

Orasını bilemem tabii. Pek önemli de değil. Ufak bir hata vardı, onu düzelttim, abartmaya gerek yok.
  • 0

Üyelik görseli
Engin
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 605
Katılım: 28 Mar 2010, 01:16
Konum: Almanya
Değerleme: 14

Re: Türkçe Algılamada 'Beyni Zorlayan Dil'

İletigönderen Kafkasmurat » 23 Ağu 2014, 01:45

Doğada hiçbir şey fazladan olmaz. Zorluyorsa bazı getirileri vardır. Ancak götürüsü de olmalıdır. Açıkçası, ben Türkçenin diğer dillerden sadece üstünlüğünü anlatan metinleri ciddiye alamıyorum. Diller de uluslar ve bireyler gibi üstünlüklere sahiptir. Ancak tümünün ayrı birer konuda üst olduğu durumlar vardır. Bize epey eleştiri gerekiyor sanırım.
  • 3

Üyelik görseli
Kafkasmurat
Göñüllü
Göñüllü
 
İleti: 148
Katılım: 04 Şub 2008, 01:28
Konum: istanbul
Değerleme: 102

Turkce Alg lamada Beyni Zorlayan Dil

İletigönderen Alonzosgala » 26 Şub 2016, 09:57

Tesbih sozcugunun Turkce kars?l?g??n buldum; Say?tas?
Ayr?ca Abakus sozcugunun de yerine kullan?labilir. Ben konusurken dikkat ediyorum. Turkcesini kullanmay? seviyorum.
  • 1

En soñ Oktay D. tarafından 28 Şub 2016, 22:33 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kéz düzenlendi.
Gérekçe: spam temizlendi
Alonzosgala
Sesli Yeñi Üye
Sesli Yeñi Üye
 
İleti: 1
Katılım: 23 Şub 2016, 18:28
Değerleme: 1

Ynt: Türkçe Algılamada 'Beyni Zorlayan Dil'

İletigönderen toorku » 26 Şub 2016, 19:42

yazıyı daha önce görmemiştim okuyunca sevindim türkçenin daha da zorlaştırılması gerekmektedir hatta 2 değil daha fazla potansiyelleri beyinde oluşturması yeğdir
  • 0

noktasızlaştıramalandıramadıklarımızdanmısınız
toorku
Dil Emekçisi
Dil Emekçisi
 
İleti: 898
Katılım: 17 Ara 2014, 20:50
Değerleme: 1228


Dön Dil araştırması yapan bireyler, kurumlar

Kimler çevrimiçi

Bu bölümü gezen üyeler: Hiç bir üye yok ve 0 konuk

Reputation System ©'